YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13979
KARAR NO : 2015/21779
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı … vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının ve davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2- Mahkemece Dairemizin 2013/26738 E. 2014/7044 K. sayılı bozma kararına uyularak fazla çalışma alacağının kısmen kabulüne, alacakların brüt olduğuna ve davalı Üniversiteden harç alınmamasına, sair hususların bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiğinden söz edilerek yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Mahkemece, kısmi bozma kararına uyulması halinde kısmi bozma kararı gereğince inceleme yapılır ve yeni bir hüküm verilir. Mahkemenin kısmi bozma kararı gereğince verdiği yeni hüküm temyiz edilirse, Yargıtay’ca yalnız kısmi bozma kararının kapsamına giren bölüm hakkında temyiz incelemesi yapılır.
Davadaki taleplerden biri veya birkaçı hakkındaki kararın Yargıtay’ın bozma kararının kapsamı dışında kalması nedeniyle kesinleşmesi halinde mahkemenin kısmi bozma kararı üzerine yaptığı inceleme sonucu verdiği yeni kararında, infazda tereddüt oluşmaması açısından eski kararının kesinleşen bölümünün de aynen tekrarlanarak “bu konuda verilen hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına” diye belirtilmek suretiyle yeni hükümde yer alması gerekmektedir.
Somut olayda, Mahkemece bu yön gözetilmeksizin önceki hükmün kesinleştiğinden söz edilerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ve ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili alacakları hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı karar düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 2.bendinin silinerek yerine;
2)a-)10.648,45 TL kıdem tazminatının 3.446,96 TL’sının tüm davalılardan, 7.179,49 TL’sının ise davalılar … ile … Sosyal Hizmetler … Şirketinden 31/01/2011 fesih tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
b-)Takdiri indirim neticesinde belirlenen 483,00 TL ulusal bayram ve genel tatil ücretinin 364,00 TL’sının tüm davalılardan, 119,00 TL’sının ise davalılar … ile … Sosyal Hizmetler … Şirketinden 07/09/2011 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,
c-)505,55 TL yıllık ücretli izin alacağının 100,00 TL’sının 07/09/2011 dava tarihinden; 405,55 TL’sının ise 21/09/2011 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ile … Sosyal Hizmetler … Şirketi’nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
d-)İhbar tazminatı talebinin riddine ilişkin hüküm kesinleştiğinden bu hususta yeniden hüküm konulmasına yer olmadığına
e-) Hafta tatili alacağı talebinin REDDİNE” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09/11/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 01.10.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) kanun yollarına ilişkin eski hükümleri ayrık olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297.maddesine göre; “(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
şeklinde düzenlenmiştir.
“Hükmün Yazılması” başlıklı 298.maddesi ise:
“(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”
hükmü yer almaktadır.
Açıklanan hükümlerin ortaya koyduğu bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denilebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2011 gün ve 2011/20-607 E.-604 K.sayılı kararında da bu ilkeler aynen kabul edilmiştir.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bozma dışında bırakılan konularda ortada bir kesin hüküm kalmayacağı ancak bunların taraflar lehine kazanılmış usuli hak oluşturacağı izahtan varestedir. Mahkemece, bozmaya uyarak yeniden karar verilmesi sırasında, kararın hüküm fıkrasında yer alan ve bozmaya konu yapılmayan kısım yönüyle de ilk hükümdeki gibi karar verilmesi gerektiği HGK.nun 10.10.2012 gün ve 2012/9-851E. 2012/705K. sayılı kararında da kabul edilmiş olup bu husus öğretide de benimsenmiş1, uygulamada bu yönde gelişmiştir 2.
İlk derece mahkemesinin; Dairemizin bozma ilamına uyarak yaptığı yargılama sonrası bozma dışı kalan alacak kalemleri hakkında hüküm kurulmaması, açıklanan nedenlerle usule aykırı olup kararın bu gerekçe ile bozulması gerekirken, önceki kararda belirtilen alacakların gösterilerek “ bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına ” ibaresi eklenmek suretiyle hüküm kurulması gerektiğine işaret eden sayın çoğunluk gerekçesine katılmıyoruz. 09/11/2015