Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/14789 E. 2015/18532 K. 08.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14789
KARAR NO : 2015/18532
KARAR TARİHİ : 08.10.2015

Mahkemesi : Şanlıurfa 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 30/12/2014
Numarası : 2014/592-2014/795

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, S.. B..’na bağlı olarak 112 Ceylanpınar ASHİ 2 nolu istasyonda ambulans şoförü olarak çalıştığını, 24/06/2014 tarihinde iş akdinin haklı yada geçerli bir neden olmaksızın sonlandırıldığını öne sürerek işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı S.. B.. vekili, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini; davalı şirket vekili ise iş akdine kendilerince son verilmediğini, davacının ihaleyi alan şirket tarafından işe başlatılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davacının davalı şirket çalışanı olarak S.. B..na bağlı Ceylanpınar ASHİ 2 nolu istasyonunda ambulans şoförü olarak çalışmakta olduğu, ambulans sürücüsü hizmet alım ihalesinin 30/05/2011 tarihinde yapıldığı ve davalı şirketin uhdesinde kaldığı, sözleşmenin 01/09/2011 tarihinde başladığı ve 15/06/2013 tarihinde sona erdiği, yeni ihale sonrası 28/06/2013 tarihinde sözleşme imzalandığı ve 27/06/2014 tarihinde sona erdiği, 09/05/2014 tarihinde yapılan ambulans şoförü hizmet alımı ihalesinin …. . Firmasının uhdesinde kaldığı ve firma ile 16/06/2014 tarihinde sözleşme imzalandığı, . …. Firmasının 28/06/2014 tarihinde işe başladığı, davacının İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde 01/09/2011- 27/06/2014 tarihleri arasında çalıştığı, Valilik makamının oluru ile teknik şartnamede belirtilen diğer hususlar başlıklı 6 ve 9. maddelerine aykırı davrandığı belirtilerek davacının değiştirilmesinin … .. Firmasından davalı Bakanlıkça talep edildiği, yeni alt işverenin de davacıyı işe başlatmadığı, davacının belirtilen maddelere aykırı davranışlarda bulunduğuna dair soruşturma örnekleri ve verilen karar örneklerinin sunulmadığı, davacı tanıklarından Abdullah’ın davacı ile aralarında herhangi bir kavga olmadığını belirttiği, davalı şirket yönünden yeni ihalenin kazanılamamasının tek başına fesih sebebi olarak kabul edilemeyeceği, Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/1084 Esas sayılı dosyasında davacının sanık sıfatıyla yargılaması süren 11/07/2014 suç tarihli tehdit ve kasten yangın çıkarma suçu ile ilgili dosyanın özellikle suç tarihi de gözetildiğinde fesihle bir ilgisinin bulunmadığı, eldeki davanın fesih tarihi de gözetildiğinde yasal süresi içinde açıldığı, davacının iş yerindeki işçi sayısı da gözetildiğinde işe iade hükümleri kapsamında bulunduğu, soyut gerekçelerle ve savunma alınmadan çalışan bir işçinin iş akdinin feshedilemeyeceği, iş verenin feshe son çare olarak bakması gerektiği gerekçesiyle davanın, kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde, işveren bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak açıklanmıştır. O halde asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için öncelikle mal veya hizmetin üretildiği işyeri bulunan bir işverenin ve aynı işyerinde iş alan ikinci bir işverenin varlığı gerekir ki asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilsin. Alt işverenin başlangıçta bir işyerinin olması şart değildir. Alt işveren, işveren sıfatını ilk defa asıl işverenden aldığı iş ve bu işin görüldüğü işyeri nedeniyle kazanmış olabilir.
Asıl işverene ait işyerinde yürütülmekte olan mal veya hizmet üretimine ait yardımcı bir işin alt işverene bırakılması nedeniyle, alt işveren açısından bağımsız bir işyerinden söz edilip edilemeyeceği sorunu öncelikle çözümlenmelidir. Zira asıl işveren veya alt işverenin değişmesinin işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti için işyeri kavramının bu noktada açıklığa kavuşturulması gerekir.
Soruna 6356 sayılı Sendikalar Kanunu açısından baktığımızda, asıl işin tabi bulunduğu iş kolunun yardımcı iş için de geçerli olduğunu söylemek gerekirse de 4857 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin açık hükmü karşısında, işin alt işverene bırakıldığı durumların bundan ayrık tutulması gerekir. Gerçekten, 4857 sayılı Yasanın 2/III maddesinde, “İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür” şeklinde Sendikalar Kanunu ile örtüşen ana kurala yer verildiği halde, sonraki bentlerde asıl işveren alt işveren ilişkisi düzenlenmiş, bir anlamda yardımcı işin alt işverene bırakılması ile ayrık bir durum öngörülmüştür. Daha sonra da, aynı yasanın 3 üncü maddesinde “Alt işveren, bu sıfatla mal veya hizmet üretimi için meydana getirdiği kendi işyeri için birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür” şeklinde kurala yer verilerek sorun açık biçimde çözümlemiş ve alt işveren işyerinin asıl işverene ait işyerinden bağımsız olduğu ortaya konulmuştur. Belirtilen çözüm şekli alt işverenlik kurumunun niteliğine de uygun düşmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 4857 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce de alt işverenin işyerinin, asıl işverene ait işyerinden bağımsız olduğu sonucuna varmıştır .
İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukukî bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir.
Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkân dahilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hallerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işveren geçtiği tartışmasızdır.
Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce alt işverenin, ilişkinin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması, ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukukî bir ilişki bulunmamaktadır. Hukukî ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez.
Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukukî sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri halinde, alt işverenler arasında İş Kanununun 6 ncı maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden hizmet akitlerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır.
Yapılan bu açıklamalara göre; işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde, işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerekmektedir. Bu durumda değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını da devralmış sayılırlar. İş sözleşmesinin tarafı olan işçi veya alt işveren tarafından bir fesih bildirimi yapılmadığı sürece, iş sözleşmeleri değişen alt işverenle devam eder.
Somut olayda, iş sözleşmesinin ihaleyi üstlenen ve işyerini devraldığı anlaşılan …. …. Firması tarafından Sağlık Müdürlüğü yazısı üzerine devralınan işyerine işçinin alınmaması suretiyle sona erdirildiği anlaşılmakta olup davalı şirket aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken son alt işveren olduğu gerekçesiyle aleyhine hüküm kurulması hatalıdır.
O halde, mahkemece husumetin …. Firmasına yöneltilmesi için davacı tarafa yöntemince süre verilmeli, husumetin yöneltilmesi halinde Sağlık Müdürlüğü’nün soruşturma evrakı ve yaptığı yazışmalar ile bu firma tarafından sunulacak deliller birlikte değerlendirildikten sonra iş akdinin feshinin haklı yada geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı konusunda karar verilmelidir.
HMK’nun 327.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca taraf sıfatı olmadığı halde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltarak kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği için, davanın sıfat yokluğu nedeni ile hakkındaki davanın reddine karar verilen taraf lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceği de gözönünde tutulmalıdır.
Bu yönler gözetilmeden yerinde olmayan gerekçe ile hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 08.10.2015 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.