YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16169
KARAR NO : 2015/18465
KARAR TARİHİ : 07.10.2015
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe İade
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı işçi iş sözleşmesinin işverence sendikal nedenle feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının ast-üst ilişkilerine riayet etmediği, amirlerinin talimatına uymadığı, ve disiplinsiz davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle sözleşmesinin İş Kanunu 25/2-h. maddesine göre haklı nedenle sona erdirildiğini, feshin sendikal nedenle yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, işverene bildirim yapılmadığından kimlerin sendika üyesi olduğunun işverence bilinmesinin mümkün bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davalı iş veren tarafından 22/02/2014 tarihli fesih bildirimi ile davacının iş akdine 4857 sayılı yasanın 25/2-h maddesi gereğince son verildiği, davacı ve davalı tanıklarının yeminli beyanlarında ve dosyada 4857 sayılı yasa ile işçinin görevi yapmamakta ısrar etmesi noktasında işverenin hatırlatmasının ardından işçinin görevi yapmama eyleminin devamlılık arz ettiğine ilişkin somut delil bulunmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmiştir. Sendikal neden hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/2 maddesi uyarınca “feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir”. İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulunacaktır. İspat yükü ise işverendedir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür (m. 20/f.2). İşçinin feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi ve bunu ispatlaması, işverenin geçerli fesihle ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
Gerek işverenin geçerli sebebin varlığı gerekse işverenin gösterdiği sebep dışında bir sebeple dayandığı ileri sürülmesi durumunda bu vakıalar bir hukuki işlem olmadığından takdiri delillerle ispatı mümkündür.
Davalı işverence yapılan feshin sendikal nedenle yapılıp yapılmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Sendika özgürlüğü Anayasaca güvence altına alınan sosyal ve klasik temel haktır. Anayasanın 2. maddesinde ifadesini bulan “sosyal devlet” ilkesinin gerçekleşmesine aracı olur.
Anayasanın 51. maddesinin incelenmesinden de sendika özgürlüğünün klasik ve en önemlisi sosyal bir temel hak olduğu ortaya çıkmaktadır. Anılan maddenin içeriğinden sendika özgürlüğünün bireysel ve toplu sendika özgürlüğünü kapsayan çifte temel hak özelliği anlaşılmaktadır. İşçinin sendika kurma sendikaya üye olma özgürlüğüne pozitif sendika özgürlüğü denir. İşçiler önceden izin almadan sendikalar ve üst kuruluşlar kurma hakkına sahip oldukları gibi, sendikalar serbestçe üye olabilecekler, üyelikten çekilebileceklerdir.
Bireysel sendika özgürlüğü, kolektif sendika özgürlüğünün temelidir ve bu ikisi bir bütünü oluşturur. Çalışanların örgütlenmesi önündeki tüm engeller, toplu sözleşme düzeninin varlığını tehdit eder. Sendikal nedenle yapılan fesih, bu engellerden biridir. Feshin ilk bakışta iş sözleşmesi ve işçi üzerinde etkisini göstermesi yanıltıcıdır. Bu haksız fiil, temelde sendikaya ve nihayet toplu sözleşme düzenine yönelmektedir. Farklı ifadeyle, işveren işçiyi işe alırken ve çalıştırırken sendikal nedenle ayrım yapıyorsa ya da bu nedenle işçiyi işten çıkarıyorsa, aslında sendikayı işyerinden çıkarmak ya da toplu sözleşme düzenini etkisiz kılmak istemektedir. Haksız fiilin sebebi ve hakkın özü bakımından yapılan bu tespit, devletin yükümünün, hak sahibinin yetkilerinin ve ilgili hukuk kuralının barındıracağı yaptırımın belirlenmesinde temel dayanak olmalıdır. Yaptırım belirlenirken, sendikal nedenle yapılan feshin, ilk bakışta iş sözleşmesi ve işçi üzerinde etkisini gösteren fakat temelde sendikaya ve nihayet toplu sözleşme düzenine yönelik bir haksız fiil olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.
Somut olayda dosya içeriğine göre fesih için haklı ve geçerli bir nedenin varlığı davalı işverence kanıtlanmadığından mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmiş olması isabetli olup davalının temyiz itirazları yerinde değildir.
Davacı taraf davacının iş akdinin sendikal nedenle feshedildiğini ve davacının diğer işçilerin de üye olması yönünde sendikal faaliyet gerçekleştirdiği ve bu faaliyetin öncüsü olduğunu iddia etmiş halen işyerinde çalışan davacı tanığı … ve diğer tanık … davacı iddiası yönünde beyanda bulunmuşlardır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 18/9/2014 tarihli cevap yazısı ekinde yetki döküm listesi sunularak davalı işyerinde 150 işçiden 1 işçi hariç sendika üyesi işçi bulunmadığı yönünde cevap verilmiştir. Bu listede 15. sırada olan davacının 06/06/1994-11/03/2010 tarihleri arasında Tek Gıda İş Sendikasına üye olduğu anlaşılmıştır. Davalı Kurum Fiskobirlik’e ait iken davacı… de 01/02/1994 yılında işe girmiş ve Kurumun özelleştirilmesi nedeniyle 28/02/2010 tarihinde 34 koduyla işten çıkartılmış ve 02/03/2010 tarihinde davalı şirkette işe başlamıştır. İşverence işyeri devralındıktan sonra işyerinde 15-16/03/2010 tarihinde sendika üyeliğinden çekilmeler olmuştur. Bu dönemde işverence sendikal fesihler yapıldığı da kesinleşen Yargıtay 22. H.D. 2011/11333-4323 E/K sayılı 15/11/2011 sayılı kararıyla sabit olmuştur. Davacı tanığı …’un beyanında davalı şirket yönetiminin özelleştirme sırasında işçilere alacağınız ücret sendikalılardan fazla olacaktır dediğini, buna inandıklarını ancak ücretlerinin yarıya düştüğünü ifade ederek davacı ile birlikte … İş sendikasına üye olduklarını ve birçok kişinin de üye olduğunu, davacının işten atıldığını, kendisinin ise iş akdini feshettiğini belirtmiştir. … İş Sendikasının 24/10/2014 tarihli cevap yazısında ise davacının 18/2/2014 tarihinde üyelik başvurusunda bulunduğu ve 22/2/2014 tarihinde 34 işçi ve 24/2/2014 tarihinde 3 işçi, 25/2/2014 tarihinde 1 işçi olmak üzere 38 işçinin 28/2/2014 tarihinde üyeliğe kabul edildiğini, Sendikal faaliyeti yürüten 2 öncü işçi … ve …’ ün 22/02/2014 tarihinde işten çıkartılması sonrası 01-03/03/2014 tarihi arası 3 gün içerisinde 29 işçinin sendikadan istifa ettiğini belirterek listelerini sunmuştur. Davacının iş akdinin feshi sendika üyelik başvurusundan 4 gün sonra gerçekleşmiştir. Davalı şirketin cevap dilekçesinde davacının ustabaşı olarak çalıştığı bölümde işçilerin Gürcistan’daki işyerine gitmesini engellediği ve işçileri örgütlediği şeklindeki beyanlarına rağmen davalı tanıkları beyanlarında Gürcistan’a işçi göndermenin Aralık 2013 te olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamından davalı işverenin fesih gerekçelerinin soyut olduğu, sendika cevap yazısı yetki dökümü ve tanık beyanlarından davalı işverenin sendikal örgütlenmeye karşı olduğu, henüz örgütlenmeye başlayan … İş Sendikasının örgütlenme aşamasında öncü işçiler davacı ve … isimli işçinin iş akitlerinin feshedildiği ve 1 hafta içerisinde de 29 işçinin üyelikten çekildiği, feshin sendikal nedene dayandığının anlaşıldığı bu nedenle sendikal tazminata karar verilmesi gerekirken işe başlatmama tazminatının davacının 4 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru bulunmamıştır. Bu tazminatın davacının 1 yıllık ücreti tutarında belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-6356 sayılı Yasanın 25/5.fıkrası uyarınca davacının başvurusu, davalı işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın tazminat tutarının işçinin 1 yıllık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 27.70 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 25,20 TL harcın mahsubuyla bakiye 2,50 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.’ye göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 173.00 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından varsa artan miktarının ilgili tarafa iadesine,
9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 07.10.2015 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.