YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20159
KARAR NO : 2015/21797
KARAR TARİHİ : 09.11.2015
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Mahkemece Dairemizin 2014/9894 E. 2014/17080 K. sayılı bozma kararına uyularak fazla çalışma alacağının kısmen kabulüne, sair hususların bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiğinden söz edilerek yeniden hükmüm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Mahkemece, kısmi bozma kararına uyulması halinde kısmi bozma kararı gereğince inceleme yapılır ve yeni bir hüküm verilir. Mahkemenin kısmi bozma kararı gereğince verdiği yeni hüküm temyiz edilirse, Yargıtay’ca yalnız kısmi bozma kararının kapsamına giren bölüm hakkında temyiz incelemesi yapılır.
Davadaki taleplerden biri veya birkaçı hakkındaki kararın Yargıtay’ın bozma kararının kapsamı dışında kalması nedeniyle kesinleşmesi halinde mahkemenin kısmi bozma kararı üzerine yaptığı inceleme sonucu verdiği yeni kararında, infazda tereddüt oluşmaması açısından eski kararının kesinleşen bölümünün de aynen tekrarlanarak “bu konuda verilen hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına” diye belirtilmek suretiyle yeni hükümde yer alması gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemece bu yön gözetilmeksizin önceki hükmün kesinleştiğinden söz edilerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ve hafta tatili alacakları hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen karar hatalı olup, bozma nedenidir.
Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine;
“HÜKÜM : GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE;
1-2.873,09 TL kıdem tazminatı alacağının 07/04/2012 fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile,
2-501,40 TL resmi tatil ücreti alacağına 250,00 TL için 05.06.2012 dava tarihinden, ıslah ile arttırılan 251,40 TL için 19.12.2013 ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
3-513,33 TL yıllık izin ücreti alacağına 500,00 TL için 05.06.2012 dava tarihinden, ıslah ile arttırılan 13,33 TL için 19.12.2013 ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
4-Davacının hafta tatili alacağına ilişkin talebinin reddine ilişkin olarak verilen karar bozma kararı kapsamı dışında kaldığından bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-Davacının fazla çalışma ücreti alacağı talebinin kısmen kabulü ile; 15.832,25 TL fazla mesai ücreti alacağının 2.000,00 TL için dava tarihinden ıslah ile artırılan 13.832,28 TL için ise ıslah tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
6-Davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre hesap ve takdir edilen 2.366,40 TL avukatlık ücretinin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13/2 maddesine göre hesap ve takdir edilen 1.065,54 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
8-Bu yargılama nedeniyle davacı tarafça yapılan 95,40 TL başvuru ve peşin harç. 256,80 TL ıslah harcı, 44,00 TL tebligat gideri, 58,00 TL tanık talimat gideri, 33,00 TL müzekkere gideri, 324,00 TL bilirkişi talimat gideri olmak üzere toplam 793,20 TL ‘den kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 781,93 TL’nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
9-6100 sayılı HMK’nun 333/1 maddesi uyarınca davacı tarafça yatırılan gider avansından varsa kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra davacıya iade edilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09/11/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 01.10.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) kanun yollarına ilişkin eski hükümleri ayrık olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297.maddesine göre; “(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenlenmiştir.
“Hükmün Yazılması” başlıklı 298.maddesi ise:
“(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”
hükmü yer almaktadır.
Açıklanan hükümlerin ortaya koyduğu bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denilebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2011 gün ve 2011/20-607 E.-604 K.sayılı kararında da bu ilkeler aynen kabul edilmiştir.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bozma dışında bırakılan konularda ortada bir kesin hüküm kalmayacağı ancak bunların taraflar lehine kazanılmış usuli hak oluşturacağı izahtan varestedir. Mahkemece, bozmaya uyarak yeniden karar verilmesi sırasında, kararın hüküm fıkrasında yer alan ve bozmaya konu yapılmayan kısım yönüyle de ilk hükümdeki gibi karar verilmesi gerektiği HGK.nun 10.10.2012 gün ve 2012/9-851E. 2012/705K. sayılı kararında da kabul edilmiş olup bu husus öğretide de benimsenmiş¹, uygulamada bu yönde gelişmiştir ².
İlk derece mahkemesinin; Dairemizin bozma ilamına uyarak yaptığı yargılama sonrası bozma dışı kalan alacak kalemleri hakkında hüküm kurulmaması, açıklanan nedenlerle usule aykırı olup kararın bu gerekçe ile bozulması gerekirken, önceki kararda belirtilen alacakların gösterilerek “ bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına ” ibaresi eklenmek suretiyle hüküm kurulması gerektiğine işaret eden sayın çoğunluk gerekçesine katılmıyoruz. 09/11/2015
___________________________________________
1 Bkz: Kuru B. Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, 6. baskı, 5.Cilt, s.4769 “ Ancak mahkemenin, kısmi bozma üzerine yaptığı inceleme sonucunda verdiği yeni kararında, eski ( kısmen ) onaran ( kesinleşen ) bölümünü de aynen tekrarlaması ( yeni hükmüne alması ) gerekir”.
2 Bkz: ( 9.HD.2014/13312-23426, 22.HD. 2014/11424-17487 sayılı ilamları).