Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/20514 E. 2015/19137 K. 13.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20514
KARAR NO : 2015/19137
KARAR TARİHİ : 13.10.2015

T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı davalı işyerinde işçi olarak çalıştığını, çalıştığı kurumda haftanın beş günü, 08.00 -21.00 saatleri arasında tüm hafta içi ve hafta sonu çalıştığını festivallerde 06-00.00 arası ulusal bayramların tümünde dini bayramların ilk günü hariç hafta tatillerinde de çalıştığını iddia ederek fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve dini bayramlar ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, hafta tatillerinde ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir
Davacı haftanın beş günü, 08.00 -21.00 saatleri arasında hafta içi ve hafta sonu çalıştığını, festivallerde 06-00.00 arası ulusal bayramların tümünde dini bayramların ilk günü hariç çalıştığını ve çalışma saatlerinin dışında, mevcut işleri bitene kadar ve çalıştıkları ünitedeki bölüm amirlerinin çalışma saatlerini sonlandırana kadar çalışmanın devam ettiğin, iş saatlerini aşar şekilde yapılan bu fazla mesai ücretlerinin ise ödenmediğini, hatta yaz döneminde işin yoğunluğu nedeniyle geç saatlere kadar çalıştıklarını ve sabahın erken saatlerinde de yine mesaisine devam ettiğini, ayrıca ilçe de yapılan festivallerde bu çalışmaların gün içinde daha fazla olduğunu iddia etmiştir.
Davalı ise davacının fazla mesai alacağının olmadığını savunmuştur.
Davacı tanıklarından İsmail Sarı davacının normalde sabah 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığını 1 saat yemek molası verdiğini, fazla mesai yapmadığını, davacıya haftada 2 gün izin verildiğini, o günlerde çalışmadığını, davacının çalıştığı birimde üç işçi çalıştığını, dini bayramlarda nöbetleşe çalışma olduğunu, bu çalışmanın normal çalışma gibi muhasebeye bildirildiğini, aynı şekilde diğer genel bayramlarda da çalışmanın nöbetleşe olduğunu, ancak genel bayramlardaki bu çalışmalar için işçilere çalıştıkları gün veya saat kadar izin kullandırıldığını, diğer tanık Nevzat Özdemir ise sabah 08:00-17:00 saatleri arasında çalışıldığını, 1 saat yemek molası verildiğini, yılın 6 ayında davacının fazla mesai yaptığını, fazla mesailerin 2 ila 4 saat arasında değiştiğini, fazla mesai ücretini ise bazen normal çalışma gibi aldıklarını, bazen ise hiç almadıklarını, davacıya haftada 1 gün izin verildiğini, o günlerde çalışmadığını, yılın 6 ayında davacının haftada 1 gün izin kullanabildiğini, yılın diğer 6 ayında ise davacının hafta tatilinin olmadığını, normal mesai gibi çalışıldığını hatta 2 ila 4 saat arasında değişen fazla mesai yapıldığını, davacının çalıştığı birimde 8-9 işçi çalıştığını, dini bayramlarda nöbetleşe çalışma olduğunu, yani her gün iki işçi çalıştığını, diğer genel bayramlarda çalışma olmadığını, diğer tanık Tacettin Acar ise davacının normalde sabah 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığını, 1 saat yemek molası verildiğini, davacının her ay ortalama 3-4 defa ortalama 2-3 saat fazla mesai yaptığını, davacıya fazla mesai ücreti ödenmediğini, davacıya haftada 1 gün izin verildiğini, o günlerde çalışmadığını, davacının çalıştığı birimde 4-5 işçi çalıştığını, dini bayramlarda nöbetleşe çalışma olduğunu, yani iki guruba ayrılıp dini bayramlarda bu şekilde çalıştıklarını, diğer genel bayramlarda çalışma olduğunu beyan etmişlerdir.
Mahkemece davacının ortalama haftada 3 gün normal mesai ertesinde iki saat daha çalıştığının kabulü ile haftada 6 saat fazla mesai yaptığı ve tanık anlatımlarından davacının haftada 6 günü çalıştığı ve 1 gün dinlendiğinin anlaşıldığı, toplu iş sözleşmesine göre çalışmanın haftada 5 gün olduğu, cumartesi ya da pazar günü her hafta bir gün çalışma için hafta tatili ücreti hesaplanması gerektiği ve tanık beyanlarına göre davacının ulusal bayram ve genel tatiller üçte birinde çalıştığı kabul edilmiştir.
Somut olayda davalı işyeri resmi kurum olup kural olarak resmi kurumlarda yapılan çalışmaların vardiya çizelgeleri, nöbet listeleri , puantaj kayıtları ve benzeri belgelerle kayıt altına alınmasının esas olduğu hususu gözönüne alınarak mahkemece davalı Belediyenin kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davacının hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı ve fazla mesai yapıp yapmadığının tespit edilmesi gerekirken aynı taleplerle işverene dava açan ve bu nedenle beyanlarından kendi lehlerine sonuç çıkabilecek olan tanık beyanlarına itibarla fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının kabulü hatalı olup eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 13/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.