Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/22698 E. 2015/13635 K. 07.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/22698
KARAR NO : 2015/13635
KARAR TARİHİ : 07.07.2015

Mahkemesi : Adana 6. İş Mahkemesi
Tarihi : 05/02/2015
Numarası : 2013/159-2015/68

Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi süresi içinde davacı tarafından istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 07.07.2015 günü belirlenen saatte temyiz eden davacı A.. Y.. vekili Av.K… K…ile karşı taraftan davalı B… İlaç San. ve Tic.A.Ş. vekili Av.Z…P… geldi. Gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi.
Gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin haksız feshi sebebiyle Adana 2. İş Mahkemesinin 2010/726 Esas sayılı dosyası ile işe iade davası açıldığını, davacının işe iadesine karar verildiğini, kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2011/16543 Esas ve 2012/9221 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, kararın tebliğinden sonra Adana 9. Noterliğinin 25/05/2012 tarih ve … yevmiye sayılı ihtarnamesi ile işe iadesi talebinde bulunduğunu, davalı tarafın Beyoğlu 41.noterliğinin 29/06/2012 tarih ve … yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tebliğ tarihinden itibaren 3 iş günü içinde işe başlaması hususunda işe davet edildiğini, davacının 09/07/2012 tarihinde şahitlerle birlikte davalı şirkete gittiğini, sekreter ve çaycının işyerinde olduklarını, ancak herkesin izinde olduklarını söylediklerini, geldiğine dair sekreter tarafında belge verilmediğini, işvereni sekreter aradığında izinden sonra gelmesi gerektiğini söylendiğini, işe başlatılması konusunda işverenin samimi olmadığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatına ilişkin takibe davalının itirazının iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı davacının Temmuz ayında şirket çalışanlarının tatilde olduğunu bildiğini, süresinden sonra başvurduğunu, davacının başvuru tarihinden sonra kendisine ve avukatına ulaşılmaya çalışıldığını davacının işe başlamada samimi olmadığını savunmuş davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının işe başlamak üzere işyerine gittiği sabit olup, bu konularda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın işe başlatmada samimi olup olmadığı veya davacının işe başlama konusunda samimi olup olmadığı konusunda yoğunlaştığı, tüm taraf tanıkları davacının işe başlamak için iş yerindeki personelin izinde olduğu, iş yerine geldiği, iş yerinde sadece sekreterin bulunduğu, sekreterin davacıya yetkililerin geldiğinde işe gelmesi gerektiğini söylediğini ve bu durumu avukatına da bildirdiği, ancak davacının sekreterden geldiklerine dair yazı istediği, ancak sekreterin böyle bir yazı veremeyeceğini söylediği, bunun üzerine davacının tutanak tuttuğu, bu tutanağı sekretere imzalatmak istediği, ancak sekreterin imzalamadığı, çay ocağından bulunan çaycının bu tutanağı imzaladığı değerlendirildiğinde davacının işe başlatma yazısı gereğince işe giderek işe başlaması gerektiği, ancak davacının işe gittiği halde yetkililerin yıllık izinde olması nedeni ile bu hususu bahane ederek iş yerinde işe başlatılmadığını ileri sürerek ayrılmasının ve iş yerine makul bir süre beklemeden bir daha uğramamasının davacının işe başlama isteğinde samimi olmadığını gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davacının işe başlatılma talebine ilişkin ihtarına davalı tarafından 29.günde gönderilen 29.06.2012 tarihli ihtarname ile işe başlaması gerektiği yazısı tebliğ edilmiştir. Davacının işe başlamak için geldiği 09.07.2012 tarihinde işyerinde çaycı ve sekreter dışında kimse yoktur. Davalı işveren davacının bütün çalışanlar tatilde iken işyerine başlamak için gelmesini samimiyetsizlik olarak savunmuştur. Davalının işe başlama ihtarını 29.günde çıkartması kötüniyet göstergesi sayılmasa da bütün çalışanların 01.07.2012 tarihinde izine çıkacağını bilen işveren işe başlatma yazısını 29.06.2012 de çıkarmakla davacının işyeri çalışanlarının yıllık izinde oldukları bir dönemde işyerine geleceğini bildiği açıktır. Davalı işveren bütün çalışanlarını sekreter hariç yıllık izine çıkarmasına rağmen davacının işe başlaması halinde yapılması gereken işlemler hakkında sekreteri bilgilendirmemiştir. Öyle ki davacı tutanak tutulmasını talep ettiği halde sekreter tarafından bu yönde dahi işlem yapılmamıştır. Davalı işverenin davacının işe başladığına dair bir yazının verilmesini sağlaması, davacıya çalışma imkanını sağlaması veya diğer işçiler gibi yönetim hakkı çerçevesinde yıllık izin veya mazeret izni kullandırması gibi imkanlar sunarak işçiyi işe başlatması gerekirken izin bitiminde gelmesi şeklinde sözlü bir beyan işverenin samimi davrandığının göstergesi sayılamaz. Mahkemenin kabulünde olduğu üzere davacının makul bir süre beklemesinin aranması, kendisine süresinde işyerine geldiğine dair belge verilmediğinden süresinde işe başlamak için başvurmadığı sonuçlarına yol açacağından yerinde değildir. Davacının usulüne uygun işe başlatılmadığı anlaşıldığından talepleri değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 07/07/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.