Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/25355 E. 2015/20298 K. 22.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/25355
KARAR NO : 2015/20298
KARAR TARİHİ : 22.10.2015

T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Av. …
Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Davacı vekili, Dairemizin 26.1.2015 gün ve 2014/12807-2015/569 E – K sayılı Onama kararının maddi hataya dayandığını ileri sürerek, maddi hatanın giderilmesi isteğinde bulunmuştur.
Dairemiz kararında maddi hata yapıldığına dair dilekçede özetle ; benzer nitelikte olan dosyalarda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince verilen kararlarda eşit davranmama tazminatı kabul edilirken bu dosyada aksine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtilmiştir.
Dosya ve eklerinin yeniden incelenmesinde; aynı durumda çalışan bir grup işçinin Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırıldığı, davacı ile birlikte dava açan bir grup işçinin yararlandırılmadığı, davacının da Toplu iş Sözleşmesinden yararlanması gerektiği gerekçesiyle davacının yoksun bırakıldığı fark işçilik alacağının mahkemece kabulüne karar verildiği ve Dairemizce de bu alacaklara davacının hak kazanacağının değerlendirildiği nazara alındığında ve yine Dairemizin emsal mahiyetteki 2014/21897 – 2015/3716 E – K, 2015/17787 – 2015/13205 E-K, 2014/16097 – 2014/23029 E-K sayılı ilamları göz önünde tutulduğunda; davacı işçinin eşitliğe aykırı davranış sebebiyle tazminata hak kazanacağı anlaşılmakla Dairemizin anılan kararının maddi hataya dayandığı görülmekle ortadan kaldırılmalı ve tarafların 11.06.2014 tarihli karara yönelik temyiz itirazları yeniden incelenmelidir.
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı, davalı işyerinde büro elemanı olarak çalıştığını, işyerinde çalıştığı dönemde uygulanan TİS’lerde büro elemanlarının TİS’den yararlandırılmadığını, ancak bu uygulamada eşitliğe aykırı davranıldığını, bazı büro elemanlarının TİS hükmüne rağmen yararlandırıldığını, TİS’den yararlanmak için daha önce dava açtığını ve bu davayı kazandığını ve kararların Yargıtay tarafından onandığını, bu dava ile hüküm altına alınmayan dönem ve alacaklar yönünden talepte bulunduğunu beyan ederek çocuk yardımı, aile yardımı,yıllık izin ücreti ile eşit davranmama tazminatı alacaklarının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacının büro işçisi olması sebebiyle çalıştığı dönem itibariyle TİS’den yararlanamayacağına dair hüküm olduğunu bu nedenle yararlanamadığını, eşit işlem borcuna aykırı davranılmadığını, önceki mahkeme kararlarının gereğinin yerine getirildiğini başka alacağı kalmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının eşit davranmama tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Eşit davranma ilkesi tüm hukuk alanında geçerli olup, iş hukuku bakımından işverene işyerinde çalışan işçiler arasında haklı ve objektif bir neden olmadıkça farklı davranmama borcu yüklemektedir. Bu bakımdan işverenin yönetim hakkı sınırlandırılmış durumdadır. Başka bir ifadeyle işverenin ayrım yapma yasağı işyerinde çalışan işçiler arasında keyfi biçimde ayrım yapılmasını yasaklamaktadır. Bununla birlikte eşit davranma borcu tüm işçilerin hiçbir farklılık gözetilmeksizin aynı duruma getirilmesini gerektirmeyip, eşit durumdaki işçilerin farklı işleme tabi tutulmasını önlemeyi amaç edinmiştir.
“Eşitlik İlkesi” en temel anlamda T.C. Anayasasının 10 uncu ve 55 inci maddelerinde ifade edilmiş, 10 uncu maddede “Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” kuralına yer verilmiştir. 55 inci maddenin kenar başlığı ise “Ücrette Adalet Sağlanması” şeklindedir.
Bundan başka eşit davranma ilkesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa Ekonomik Topluluğu Andlaşması, Uluslararası Çalışma Örgütünün Sözleşme ve Tavsiye Kararlarında da çeşitli biçimlerde ele alınmıştır.
İstihdam ve Meslek Konularında Kadın ve Erkeğe Eşit Muamele ve Fırsat Eşitliği İlkesinin Uygulanmasına Dair 5 Temmuz 2006 tarihli Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 2006/54/EC Sayılı Direktifinin “Analık (Doğum) İzninden Dönüş” başlıklı 15 inci maddesinde, “doğum iznindeki bir kadının, doğum izninin bitiminden sonra işine veya eşdeğer bir pozisyona kendisi için daha dezavantajlı olmayan koşul ve şartlarda geri dönmeye ve çalışma koşullarında yokluğu sırasında yararlanmış olacağı her türlü iyileştirmeden yararlanmaya hakkı vardır” şeklinde kurala yer verilerek, doğum iznini kullanan kadın işçi yönünden işverenin eşit davranma borcuna vurgu yapılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu sistematiğinde, eşit davranma borcu, işverenin genel anlamda borçları arasında yerini almıştır. Buna karşın eşitlik ilkesini düzenleyen 5 inci maddede, her durumda mutlak bir eşit davranma borcu düzenlenmiş değildir. Belli bazı durumlarda işverenin eşit davranma borcunun varlığından söz edilmiştir. Dairemiz kararlarında “ esaslı nedenler olmadıkça” ve “biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça” bu yükümlülüğün bulunmadığı vurgulanmıştır .
İşverence, işçiler arasında farklı uygulamaya gidilmesi yönünden nesnel nedenlerin varlığı halinde eşit işlem borcuna aykırılıktan söz edilemez .
4857 sayılı Yasanın 5 inci maddesinin ilk fıkrasında, dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi sebeplere dayalı ayrım yasağı getirilmiştir. Belirtilen bu hususların tamamının mutlak ayrım yasağı kapsamında ele alınması gerekir. Eşit davranma ilkesinin uygulanabilmesi için aynı işyerinin işçileri olma, işyerinde topluluk bulunması, kolektif uygulamanın varlığı, zamanda birlik ve iş sözleşmesiyle çalışmak koşulları gerekmektedir.
Yasanın 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında tam süreli – kısmî süreli işçi ile belirli süreli – belirsiz süreli işçi arasında farklı işlem yapma yasağı öngörülmüş, üçüncü fıkrada ise cinsiyet ve gebelik sebebiyle ayrım yasağı düzenlenmiş ve bu durumda olan işçiler bakımından iş sözleşmesinin sona ermesinde de işverenin eşit davranma borcu vurgulanmıştır. Bununla birlikte, işverenin işin niteliği ile biyolojik nedenlerle faklı davranabileceği bahsi geçen hükümde açıklanmıştır.
Yine değinilen maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında, işverenin ücret ödeme borcunun ifası sırasında ayrım yapamayacağından söz edilmektedir. Burada sözü edilen ücretin genel anlamda ücret olduğu ve ücretin dışında kalan ikramiye, pirim v.b. ödemleri de kapsadığı açıktır.
Bundan başka 4857 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sözü edilen sendikal nedenlere dayalı ayrım yasağı da mutlak ayrım yasağı kapsamında değerlendirilmelidir. Yasanın 5 inci maddesiyle 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan haller sınırlayıcı olarak düzenlenmiş değildir. İşçinin işyerinde olumsuzluklara yol açmayan cinsel tercihi sebebiyle ayrım yasağı da buna eklenebilir. Yine siyasî sebepler ve dünya görüşü gibi unsurları esas alan bir ayrımcılık da korunmamalıdır.
İşverenin eşit davranma borcuna aykırı davranmasının yaptırımı değinilen Yasanın 5 inci maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenmiştir. Anılan hükme göre işçinin dört aya kadar ücreti tutarında bir ücretten başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep imkânı bulunmaktadır. Söz konusu fıkra metni emredici nitelikte olduğundan, anılan hükme aykırı olan sözleşme kuralları geçersizdir. Geçersizlik nedeniyle ortaya çıkan kural boşluğu eşit davranma ilkesinin gereklerine uygun olarak doldurulmalıdır.
Eşit davranma borcuna aykırılığı ispat yükü işçide olmakla birlikte, anılan maddenin son fıkrasında yer alan düzenlemeye göre işçi ihlalin varlığını güçlü biçimde gösteren bir delil ileri sürdüğünde aksi işveren tarafından ispatlanmalıdır.
Somut olayda davacının, daha önce dava açıp kazandığı hususu da gözönünde tutulduğunda ve aynı durumda çalışan bir grup işçinin Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırıldığı, davacı ile birlikte dava açan bir grup işçinin yararlandırılmadığı, davacının da Toplu iş Sözleşmesinden yararlanması gerektiği gerekçesiyle davacının yoksun bırakıldığı fark işçilik alacağının mahkemece kabulüne karar verildiği ve Dairemizce de bu alacaklara davacının hak kazanacağının değerlendirildiği nazara alındığında davalının eşit işlem borcuna aykırı davrandığı sabittir. Bu nedenle Mahkemece eşit davranma borcuna aykırılık sebebiyle tazminata hükmedilmesi gerekir.Yazılı gerekçe ile aksine uygulama yapılması hatalıdır.Ayrıca söz konusu tazminattan hakkaniyet indirmi yapılması halinde indirim sebebiyle reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerektiği ınutulmamalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 26.01.2015 günlü, 2014/12807 E, 2015/569 K. sayılı Onama kararının kaldırılmasına, Temyiz olunan 11.06.2014 tarihli kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine 15.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.