YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/25377
KARAR NO : 2015/21124
KARAR TARİHİ : 02.11.2015
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Davacı vekili, müvekkilinin davalı yanında işçi olarak 08/08/2005 tarihinde çalışmaya başladığını, müvekkilin davaya konu alacaklarının ödenmesi için davalıya yapmış olduğu şifahi başvuruyu 18/08/2012 tarihinde tekrarladığını, bunun üzerine şirket müdürünün müvekkili kameraların olmadığı üst kata çıkarıp hakaret ederek hizmet akdine son verdiğini bildirerek müvekkilin almaya hak kazanacağı kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı, fazla mesai alacağı, hafta tatili alacağı ve bayram tatili alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı işçinin hiçbir haklı sebep belirtmeksizin işyerinden ayrıldığını, kendi el yazılı belgesi ile iş akdine kendisinin son verdiğinin açıkça belli olduğunu, davacının yıllık izin ücret alacağı ile kullanmadığı genel tatil ücretin alacaklarının muhasebe birimince hesaplanmış olduğunu davacıya bildirildiği halde almaktan imtina ettiğini, bu sebeplerle davacının yıllık izin ücreti alacağı ile kullanmadığı genel tatil ücretine ilişkin toplam 5.016,00 TL dışında başkaca hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece birleşen davanın kabulüne asıl davadaki alacaklar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Savunma hakkı Anayasa’mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde ” Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı HMK’nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usül hukukumuza yansıtılmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkın sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının, usül hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Mahkemece ek dava dilekçesi ve birleştirme kararı davalıya tebliğ edilip savunma imkanı sağlanmadan hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir.
2. Mahkemece Dairemizin 2014/11165 E. 2014/17713 K. sayılı bozma kararına uyularak yıllık izin, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının bozma kararı kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiğinden söz edilerek yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, Mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 E, 2007/611 K, ; HGK. 2012/9-851 E. 2012/705 K. 10.10.2012 ).
Bozma kararı ile ilk hüküm ifa kabiliyetini yitirir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.09.1991 tarih ve 281-415 ve 25.09.1991 tarih ve 355-440 sayılı kararları)
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hüküm olup, bu yeni hükmün, tüm istekleri karşılar nitelikte yeniden yazılması gerekir.
Somut olayda, Mahkemece bu yön gözetilmeksizin fazla çalışma, yıllık izin ve ulusal bayram genel tatil alacakları hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen karar hatalı olup, hükmün bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Kabule göre de; Dava kısmen kabul edildiği halde reddedilen miktar üzerinden davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 02/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.