Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/25991 E. 2015/14091 K. 07.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/25991
KARAR NO : 2015/14091
KARAR TARİHİ : 07.09.2015

Mahkemesi : Kumluca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 09/03/2015
Numarası : 2014/13-2015/113

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde olmaması nedeni ile reddine,
2-Davacı Sendika vekili, davalı Belediye’nin davacı Belediye-İş Sendikas’ının yıllardır örgütlü olduğu bir işyeri olduğunu, davalı bünyesinde çalışan ve müvekkili Sendikaya üye olan işçilerin Sendika Ana Tüzüğü’ne göre sendikaya üyelik aidatı ödemeleri gerektiğini, davalı Belediye’nin işçilerden kestiği aidatları bu güne kadar müvekkiline ödemediğini, ödeme tarihinin kanunda ve taraflar arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinde kararlaştırıldığını iddia ederek belirsiz alacak davası olarak 20.000TL aidat alacağının her ay aidatının ait olduğu aydan bir ay sonra başlayacak en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Dava … Belediyesi’ne karşı açılmış, davanın devamı sırasında bu Belediyenin 6360 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kapatılarak … Belediyesi’ne katılması nedeni ile husumet … Belediyesi’ne yöneltilerek davaya devam edilmiştir. Davalı … Belediyesi vekili, belirsiz alacak davası açılamayacağını, alacağın zaman aşımına uğradığını belirtilerek ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstek ve hüküm altına alınan sendika üyelik aidat alacağı 2005 Ocak-2014 Şubat ayları arasındaki döneme ilişkin olduğundan davanın yasal dayanağı 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 23. ve 6356 sayılı yasanın 18.maddesidir.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakatı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Aynı düzenlemeler 6356 sayılı Yasanın 18.maddesinde de bulunmaktadır.
Öte taraftan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesinin 1. fıkrasında “Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.” İkinci fıkrasında ise “Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” denilmiştir.
Görüldüğü üzere, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 61/1. maddesine (6356 sayılı yasanın 18.maddesine) göre bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu uyarınca yetki belgesi alan işçi sendikasının, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini, sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve sendikanın banka hesap numarasını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatının kesilerek ve bildirilen banka hesabına yatırılmasını istemesi gerekir.
Toplu İş Sözleşmelerinde kesilen aidatın ne zaman sendikaya yatırılacağı hususu düzenlenmiş ise ayrıca ihtara gerek kalmadan bu tarihlerden itibaren faize karar verilmesi, bu konuda bir düzenlenme yoksa taraf sendikanın işvereni temerrüde düşürmesi gerekir. Dava tarihinden önce sendika tarafından işverenin temerrüde düşürülmesi söz konusu değil ise dava ve ıslah tarihi temerrüt tarihini oluşturmaktadır. Bu nedenle bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Ayrıca 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 61/2. maddesinde (6356 sayılı yasanın 18.maddesinde)sendika üyelik aidatının bir ay içerisinde sendikaya gönderilmesi öngörülmüş ise de, yukarıda açıklandığı şekilde kanunda işverene bir aylık ödeme süresi öngörülmesi temerrüt için yeterli görülmemiş, işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
a) Davacı Sendika lehine 2005 Ocak ayından 2014 Şubat ayına kadar olan (bu ay dahil) aidat alacağı hüküm altına alınmış ise de, dava tarihi olan 17.01.2014 tarihi itibari ile muaccel olan ve istenebilecek aidat alacağı en son 2013 Aralık ayına ait aidat alacağıdır. Hal böyle iken dava tarihi itibari ile muaccel olmayan 2014 Ocak ve Şubat aylarına ait aidat alacaklarının da tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur.
b) Mahkemece 2005 Ocak ayından 2014 Şubat ayına kadar hesap edilen aidat alacağına aylık bazda tespit edilen temerrüt tarihlerinden itibaren faiz işletilmiştir. Ancak yukarıda belirtildiği üzere davacı Sendikanın her Toplu İş Sözleşmesi dönemi için davalı Belediye’yi yasanın aradığı şekilde temerrüde düşürdüğüne dair 15.06.2010-14.06.2012 dönemi hariç dosyada ihtarnameler bulunmamaktadır. Sendika arada birikmiş aidatların topluca ödenmesi için ihtarnameler göndermiştir. Öte yandan 15.06.2012-29.03.2014 dönemini kapsayan TİS dışındaki Toplu İş Sözleşmelerinde aidat alacaklarının ne zaman ödeneceğine dair özel bir düzenleme bulunmayıp yasa hükümlerine yollama yapılmıştır. Bu itibarla istek dönemini kapsayan Toplu İş Sözleşmelerinde aidat alacağının ne zaman ödeneceğinin özel olarak düzenlenmemiş olması, davacı Sendikanın da usulünce davalıyı her TİS dönemi için temerrüde düşürdüğünü ispat edememesi nedeni ile aidat alacaklarına en son dönem Toplu İş Sözleşmesindeki düzenleme uyarınca tespit edilen temerrüt tarihi teşmil edilerek aylık faiz işletilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş, davacı Sendikanın gönderdiği 21.03.2007 tarih ve 643 sayılı, 14.01.2009 tarih ve 783 sayılı, 22.12.2010 tarih ve 1133 sayılı, 01.04.2011 tarih ve 1231 sayılı, 08.10.2013 tarih ve 2447 sayılı ihtarnameler dikkate alınarak her bir ihtarnamenin kapsadığı dönemin aidat alacağı için bu ihtarnamelerle gerçekleşen temerrüt tarihlerinden itibaren faiz işletmek olmalıdır. Bu hususta gerekirse denetime elverişli ek hesap raporu alınmak sureti ile sonuca gidilmelidir.
3-Kabule göre de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesap edilen aidat alacağı 2005 Ocak 2014 Mart arası-Mart ayı dahil- toplam 142.467,69 TL’sıdır. Mahkeme ise 2005 Ocak ayından 2014 Şubat ayına kadar -bu ay dahil- aidat alacağını yani toplam 140.376,15 TL alacağı hüküm altına aldığı halde, harç ve sair fer’ilerin 146.427,67 TL üzerinden hesaplanması, davanın kısmi kabulüne rağmen tam kabul gibi hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 07.09.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.