YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/28532
KARAR NO : 2016/19766
KARAR TARİHİ : 21.11.2016
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının 22.02.2005-30.11.2008 tarihleri arasında çalıştığını, davalı ‘nin işyerini kapatması nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı davacının kendi isteğiyle işten ayrıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davalı 17.05.2007 tarihinde diğer davalı .’ne devredildiği, davacının 22.02.2005 tarihinden 30.11.2008 tarihine kadar çalışmasının bulunduğu, çalışan işçilerle ilgili hizmet cetvelinde tüm işçilerin 30.11.2008 tarihinde iş akdinin sonlandığının belirtildiği, bu nedenlerle davacının iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatı hak edecek şekilde sonlandırıldığını belirterek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Öncelikle mahkemece gerekçeli kararın son paragrafında davacı işçinin önce davalı çalışmakta iken 17.05.2007 tarihinde diğer davalı evredildiği tespitinde bulunulmuşsa da bu tespit dosya kapsamına uygun değildir. Somut olayda mahkemenin kabul ettiğinin tersi durum söz konusu olup davacı ilk önce .’nde çalışmaya başlamış, sözleşmesi 17.05.2007 tarihinde diğer daval’ne devredilmiştir.
Davacı sözleşmesinin işyerinin kapatılması nedeniyle haksız feshedildiğini iddia etmiştir. Davacının bazı tanıkları davacının halen çalışmakta olduğunu beyan etmişlerdir. Davalı davacının istifa ettiğini savunmuştur. Davalı tanıkları da davacının istifa dilekçesi verip sonraki distribütör olan dava dışı .’nde çalıştığını, halen burada çalışmakta olduğunu beyan etmişlerdir.
Davacının istifa dilekçesi 15.11.2008 tarihli olup, çalışmakta olduğu görevinden özel sebeplerden dolayı 30.11.2008 tarihinde ayrıldığını belirttiği görülmüştür. gelen yazı cevabında davalı işyerinin 17.11.2008 tarihinde . Ltd. Şti’ye devredildiği görülmektedir. Davacı iddiası ve davacı ile davalı tanık beyanlarından Şirketinin iddia edildiği gibi kapatıldığı anlaşılmaktadır. Davacının kaydına göre sözleşmesi 30.11.2008 tarihinde sonlanmıştır. Davalı tanıkları davacının sorun olmadan sonraki işyerine geçiş yaptığını beyan etmişlerdir. Davacı da beyanlarında istifa dilekçesinin yeni şirkette çalışmaya devam edebilmek için alındığını, iradesi dışında verdiğini beyan etmiştir. Tarafların ortak beyanlarından ve savunmalarından sözleşmenin 30.11.2008 tarihinde sonlandığı anlaşılmıştır.
Haklı feshi ispat yükü işveren üzerindedir. Istifa dilekçesi önelli olarak 15.11.2008 tarihinde verilmiş 30.11.2008 tarihinde de istifa edebileceği bildirilmiş ise de ne davacı ne de davalı tanıkları bu kadar uzun bir süreç alan dönemde davacının istifa ettiğinden haberdar olmamaları hayatın olağan akışına aykırıdır.
Dairemiz uygulamalarına göre iş bitiminde alınan istifa dilekçelerine itibar edilmemektedir. Gerek distribütörlük sözleşmesinin 30.11.2008 tarihinde sona ermesi, gerek yeni şirkete devir sözleşmesinin 17.11.2008 tarihinde yapılması, gerek istifa dilekçesindeki özel sebep iddiası konusundaki çelişkiler ve gerekse davacının yeni şirkette çalışmaya devam ettiği şeklindeki tanık beyanları karşısında istifa dilekçesinin yeni işyerinde çalışmak için alındığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; bu işyerinin ‘den çecekler .’ne devredildiği sabit olup davacının den 30.11.2008 tarihinde istifa ettiği, dava dışı de 02.12.2008 tarihi itibariyle çalışmaya başladığı dikkate alındığında istifanın gerçek bir istifa iradesi taşımadığı anlaşıldığından devir sonrası devralan işveren/işverenler tarafından fesih yapılmış ise iş akdinin sona eriş şekline göre davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığını belirlemek olmalıdır.
Dolayısıyla davacının kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için devralan dava dışı işveren/işverenler bünyesinde çalışmakta iken iş sözleşmesinin haksız olarak feshedilip edilmediği açıkça belirlenmelidir.
Dinlenen davacı ve davalı tanık beyanları fesih noktasında yeterli değildir.
Mahkemece yapılacak inceleme neticesinde iş sözleşmesinin devralan işveren/işverenler tarafından haksız feshedildiği tespiti halinde kıdem tazminatının davalı devir esnasında aldığı ücret ve hizmet süresi üzerinden tespit edilerek hüküm altına alınması gerekmektedir. Buna karşılık talep konusu ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağı yönünden ise ancak son işveren olan devralan dava dışı şirket/şirketler sorumlu olacaklarından bu iki alacakla ilgili olarak davalılar yönünden davanın reddine karar verilmelidir. Son olarak da mahkemece yapılacak araştırma neticesinde devir sonrası fesih yapılmadığının anlaşılması halinde ise bu durumda ortada işyeri devri olup işyeri devri feshin sonuçlarını doğurmayacağından ve davacının iş sözleşmesi devam edeceğinden kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağının reddine karar verilmelidir.
Dairemizce aynı işverenler aleyhine aynı nedenlerle açılan işçilik alacakları davasında bu dosya ile aynı gün yapılan temyiz incelemesi sonucu yerel mahkemece işyeri devri kabul edilmesine rağmen devralan işveren/işverenler tarafından iş sözleşmesinin kıdem tazminatı gerektirecek şekilde feshedilip edilmediğinin araştırılmaması nedeniyle bozulduğu görülmüştür. (Bkz. Yargıtay 7.Hukuk Dairesi, 21.11.2016 tarih vesayılı ilamı)
O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz nedenleri yerinde olup karar belirtilen nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.