Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/29514 E. 2015/15173 K. 16.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/29514
KARAR NO : 2015/15173
KARAR TARİHİ : 16.09.2015

Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı … Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili davacının kendi işçileri olmadığını, alt işveren işçisi olup alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olmadığını belirterek ve diğer davalı … ise davacının asıl işverenin işçisi olduğunu, … Bakanlığı iş müfettişlerince yapılan incelemede davalılar arasındaki hizmet alımına dair sözleşmenin muvazaalı olduğunun tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; dosya kapsamından … çalışmakta iken emeklilik nedeniyle daha önce işten ayrılan … eski işçileri olan … ve … tarafından 18/12/2008 tarihinde kurulan …’nin “… … Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Üretim sahalarının işletilmesi hizmetlerinin yürütülmesi işi”ni hizmet alım sözleşmesiyle üstlenmiş olup, üstlenilen işin asli işe yardımcı işlerden olmadığı gibi asli işin bir bölüm veya eklentisi de olmayıp, aksine … asli işlerinden olduğu, hizmet alım sözleşmesiyle yüklenici firma işçilerinin istihdamının … kontrol organının denetim ve talimatına bağlı kılındığı, … Bakanlığı İş Teftiş Kurulu’nun 15/07/2014-… no’lu inceleme raporunda da davalı … ile diğer davalı arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin 4857 sayılı İş Kanununun 2. ve 3. maddelerine aykırı ve muvazaalı olduğu sonucuna varıldığının belirtildiği, açıklanan nedenlerle davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu, davacının baştan beri davalı … işçisi sayılması gerektiği ve feshin İş Kanunu 19. maddedeki usule uygun olmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve davacının …’ daki işine iadesine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre,işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütünü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisine haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Dolayısıyla bir banka şubesi ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir.
Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta, … T.C. Kimlik nolu davacı …’in …’nın 23.01.2015 tarihli … ve yine 27.01.2015 tarihli … sicil nolu işyeri sicil kaydından ve Dairemizde aynı tarihte incelemesi yapılan seri dosyalardan diğer davalı …’nin yönetici ortağı olduğunun anlaşıldığı, Mahkeme gerekçesinde de davacının emekli olduktan sonra şirket kurarak … iş aldığı şeklinde gerekçeye yer verildiği de gözetildiğinde davacının diğer davalı şirketin yöneticisi olup işveren vekili konumunda bulunduğu anlaşılmakla davanın reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup davalı … temyizi yerindedir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 27,70 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı … tarafından yapılan 19.60 TL ve davalı … tarafından yapılan 28.60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T’ne göre 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Kalan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının istem halinde davalı … iadesine, 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.