YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/31658
KARAR NO : 2015/20943
KARAR TARİHİ : 28.10.2015
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İtirazın iptali
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalıya karşı işe iade davası açıp kazandığını, Yargıtay’dan onanarak kesinleştiğini, yasal süre içerisinde işverene başvurduğunu, olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmediğini, bunun üzerine işe iade sonrası alacakları için ilamlı takip yaptığını, takibin 3.832,00 TL’lik kısmına itiraz edildiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, 3.832,00 TL’lik miktar üzerinden % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, işe iade talebinin samimiyetsiz ve kötüniyetli olduğunun anlaşılması üzerine noterden davacının eski işine iade edilmemesine karar alındığının, mahkeme tarafından belirlenen tazminatın ödeneceğinin kendisine bildirildiği, tazminat kısmının icra dosyasına ödenerek geriye kalan kısma itiraz edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı tarafından dosyaya yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğu bu nedenle itirazın bu yönü ile kısmen iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerektiği, alacağın likit olması nedeni ile asıl alacak miktarının % 20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davalı tarafın reddedilen miktar üzerinden talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatının ise yasal unsurları taşımaması nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İşe iade sonrası işçilik alacaklarıyla ilgili olarak yapılmış olan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında icra inkâr ve kötüniyet tazminatına karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takiplerinde, borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkânlarından biri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 inci maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir. İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır. 4857 sayılı Yasanın 8 ve 28’inci maddelerinin, işverene bu gibi konularda belge düzenleme yükümü yüklediği de gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkâr tazminatına hükmedilemez (Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57 E, 2009/ 110 K).
Alacağın likit olması şartıyla, itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmelidir.
İcra inkâr tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, mahkemece, yapılan yargılama sonunda alacağın likit olması nedeni ile davacı yararına %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Her ne kadar, davacının yaptığı takip işe iade sonrası isteklere ilişkin olup bu alacakların hesaplanması da miktarı işverence bilinmesi gereken ücret unsuruna dayanmakta ise de, davacının işe iade talebinin samimi olup olmadığı taraflar arasında ihtilaflı olduğu ve bu nedenle davalı işverence takibe yapılan itiraz haksız kabul edilemeyeceğinden, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması ayrıca davalı tarafından kötüniyet tazminatı talebi olmadığı halde mahkemece, kararın gerekçesinde “davalı tarafın reddedilen miktar üzerinden talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatının ise yasal unsurları taşımaması nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği”nin belirtilerek hüküm fıkrasında da red hükmü kurulmuş olması hatalı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hüküm fıkrasının 2 ve 3 nolu bendlerinin çıkarılarak yerine;
“2- Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, kararın hüküm fıkrası düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28.10.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.