Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/38150 E. 2015/24933 K. 10.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/38150
KARAR NO : 2015/24933
KARAR TARİHİ : 10.12.2015

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında zamanaşımı definin dikkate alınıp alınamayacağı uyuşmazlık konusudur.
Belirsiz alacak davasının açılmasının sonuçlarından biri de zamanaşımının kesilmesidir. (BK m.133/2-TBK md.154/2) Yargıtay’ın bu güne kadarki uygulamalarına göre zamanaşımı kesilmesi, dava dilekçesinde talep edilen miktarla sınırlıdır ve dava edilmeyen kısım için zamanaşımı kesilmez. Ne var ki, bu kuralı HMK m.107 ile hukukumuza yeni giren belirsiz alacak davası bakımından uygulayabilmek mümkün değildir. Aksinin kabulü, belirsiz alacak davasının kanun koyucu tarafından usul kanununda düzenlenmesine rağmen (daha başlangıçtan) reddi anlamına gelir. Belirsiz alacak davasında, kısmî alacak davasından farklı olarak, dava sırasında belirli hale gelen alacağın davaya sokulmasına izin verildiğinden, geçici talep sonucu ile açılan belirsiz alacak davasında, ileride belirli hale gelecek olan alacağın tamamı için zamanaşımı kesilmesi sonucu ortaya çıkar. Asgari miktar belirtilerek açılan belirsiz alacak davasında mahkemece yapılan araştırma esnasında alacağın miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına (m.141, 319) tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini arttırabilir. Yapılan bu arttırım zamanaşımına tabi değildir.
Somut olayda, davacı 31.01.2013 tarihli dava dilekçesi ile davasını HMK.’nun 107. maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Davacı davasını belirsiz alacak davası olarak açtığına göre 17.03.2014 tarihli dilekçesi ıslah dilekçesi olmayıp talep arttırım dilekçesidir. Bu nedenle bu dilekçeye karşı yapılan zamanaşımı savunması dinlenemez.
Aynı nedenle belirsiz alacak davasının açılmasıyla davalı tüm alacak yönünden temerrüde düştüğünden tüm alacağa dava tarihinden faiz yürütülmesi gerekirken talep arttırım dilekçesi ıslah dilekçesi olarak değerlendirilerek dava dilekçesinde talep edilen miktara dava tarihinden ve talep arttırım dilekçesi ile arttırılan miktara talep arttım dilekçesinin verildiği tarihten itibaren faiz yürütülmüş olması da isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; mahkemece açılan belirsiz alacak davası kısmi dava olarak, talep arttırım dilekçesi ise ıslah dilekçesi olarak kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
3-Taraflar arasında, fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacağı olup olmadığı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen alacakların ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma ve genel tatil günlerinde çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, bu işçilik alacaklarının yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma yapıp yapmadığı ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ve genel tatil ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödemenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmaların ve genel tatil günlerinde çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak ispatın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işveren tarafın puantaj kayıtları sunulan dönem dışlanarak ve geriye kalan çalışma dönemi için tanık beyanlarından hareketle davacının haftada 11 saat çalıştığı ve dini bayramların ilk günü hariç genel tatil günlerinde çalışıldığı kabul edilmiştir. Davacı yanın puantaj kayıtlarına itirazı bulunmamaktadır. Ancak, Dairemizde temyiz incelemesi yapılan aynı işyerinde çalışan ve dava açan işçilerin dava dosyalarının (örneğin 2015/33493 , 2015/38149, 2015/32887, 2015/33490 Esas sayılı dava dosyaları) incelenmesinde, davacının haftada ortalama 8 saat fazla çalışma yaptığı, dini bayramlar hariç genel tatil günlerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının puantaj kaydı sunulmayan dönem için çalışma esasları bu tespite göre belirlenmeli, imzalı ücret bordrolarında tahakkuk bulunan aylar dışlanmalı, alacakların tanık beyanları ile ispatlandığı gözetilerek hakkın özünü zedelemeyecek oranda bir takdiri indirim yapılmalı bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının reddine yönelik verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 10.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.