YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/40200
KARAR NO : 2016/16725
KARAR TARİHİ : 18.10.2016
Mahkemesi :İş Mahkemesi
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 14/09/2015 tarihli ek karar ile 09.07.2015 tarihli asıl kararın davalı vekili tarafından Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Ek Karar Temyizi Yönünden;
Mahkemenin 6360 sayılı Yasa’nın 1.maddesine göre tüzel kişiliği sona eren ve tasfiye edilen … İl Özel İdaresi yerine dava konusu uyuşmazlığı devralan … Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı hakkında hüküm kurması doğru olmuştur. Ancak, 14.02.1985 tarihli ve 3152 sayılı … Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 28 ve 28/A maddeleri, 12.11.2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3.maddesi ile 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 12.maddesine dayanılarak kurulan, 04.04.2014 tarihli ve 28962 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Yönetmelik ile görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları düzenlenen Yatırım ve İzleme Koordinasyon Başkanlıkları Büyükşehir Belediyelerinin bulunduğu illerde valiye bağlı olarak çalışan, genel bütçeye dahil Valiliğin bir birimidir. Bu nedenle 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesine göre harçtan muaf olduğu halde mahkemece, temyiz talebinin reddine dair 14.09.2015 tarihli ek kararı bozularak ortadan kaldırılmalı ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazları incelenmelidir.
2- Asıl Hüküm Yönünden;
a- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
b-Davacı vekili, davacının (kapatılan) … İl Özel İdaresi’nde mevsimlik işçi olarak işe başladığını, daha sonra kadrolu işçi olarak çalışmasına devam etmesine rağmen yıllık izinlerini kullanmadığını ve ücretinin de ödenmediğini belirterek yıllık izin alacağı talep etmiştir.
Davalı vekili ise davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyada bulunan …. hizmet cetveli ile işe giriş bildirgelerinden davacının sadece 1999 yılındaki çalışmasının (342 gün olup) 11 ayı geçtiği, daimi kadroya geçtiği 02.02.2001 tarihine kadar diğer yıllardaki çalışmalarının ise 11 ayı (330 gün) bulmadığı anlaşılmaktadır. Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre 11 ayı bulan çalışmalar artık mevsimlik olmaktan çıkmakta olup sadece mevsimlik çalışma dahi olsa 11 ayı aşan çalışmalar için yıllık ücretli izin hakkı doğmaktadır.
Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ise, davacının mevsimlik işçilikte geçen tüm çalışmaları ile kadroya geçtikten sonra feshe kadar geçen çalışma süresi esas alınarak ( 21 yıl) yıllık izin ücreti hesap edilmiştir.
Hal böyle olunca, davacının kadroya geçmeden önceki dönemde sadece çalışmasının 11 ayın üzerine çıktığı yıl olan 1999 yılı ( 2000 yılında … kayıtlarına göre 11 ayı aşan çalışması olmadığından bu yıl hesaplama dışında bırakılarak) ile kadroya geçtiği dönemden feshe kadar olan tarihler esas alınarak yıllık izin alacağı hesap edilmesi gerekirken tüm çalışma süresi ( mevsimlik ve kadroya geçtikten sonraki çalışma süresi toplamı) üzerinden hesaplanması ve hüküm kurulması hatalıdır.
c. Kabüle göre ise; mahkemenin 6360 sayılı Yasa’nın 1.maddesine göre tüzel kişiliği sona eren ve tasfiye edilen … İl Özel İdaresi yerine dava konusu uyuşmazlığı devralan … Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı hakkında hüküm kurması doğru olmuştur. Ancak, 14.02.1985 tarihli ve 3152 sayılı … Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 28 ve 28/A maddeleri, 12.11.2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3.maddesi ile 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 12.maddesine dayanılarak kurulan, 04.04.2014 tarihli ve 28962 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Yönetmelik ile görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları düzenlenen Yatırım ve İzleme Koordinasyon Başkanlıkları Büyükşehir Belediyelerinin bulunduğu illerde valiye bağlı olarak çalışan, genel bütçeye dahil Valiliğin bir birimidir. Bu nedenle 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesine göre davalı kurum harçtan muaf olduğu halde harçla sorumlu tutulması da ayrı bir bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz olunan 14.09.2015 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına, asıl karara yönelik ise davalı vekilinin temyiz nedenleri yerinde olup kararın BOZULMASINA, davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 18/10/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer döneminde işçilerin iş sözleşmelerinin ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektiren işler mevsimlik iş olarak değerlendirilebilir.
4857 sayılı Kanunun 53. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanamaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi İş Kanununun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, bu kural nispi emredici nitelikte olup, işçi lehine bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir. Bu durumda sözleşmedeki izinle ilgili hükümler uygulanacaktır. Diğer taraftan, bir iş yerinde mevsimlik olarak çalıştırılan işçi, mevsim bitiminde, mevsimlik iş dışında askı süresi içinde işverenin diğer iş yerlerinde çalıştırılıyorsa, devamlı bir çalışma olgusu söz konusu olduğundan, bu durumda işçinin yıllık ücretli izin hükümlerinden yararlandırılması gerekir. Aynı işverene ait yazlık ve kışlık tesislerde, sezonluk işlerde fakat tam yıl çalışan işçiler de, 4857 sayılı Yasanın 53/3 maddesi ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 12. maddesi uyarınca yıllık ücretli izne hak kazanacaklardır. İşçinin mevsimlik çalıştığı belirtilen dönemde yapılan işin gerçekten mevsime bağlı olarak yapılması gerekir. Yapılan iş mevsimlik değil, ancak işçi aralıklı çalıştırılmış ise, mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden, bu sürede de bir yılı doldurmak koşulu ile izne hak kazandığı kabul edilmelidir.
Somut olayda davacının 1999 yılına gelinceye kadar yıllık çalışmaları genellikle 330 günün altında olup, yılın kalan bölümünde işyerinde çalışması olmayan davacı işçi bakımından yıllık izin hakkının doğmadığı kabul edilmelidir. İşe giriş tarihine göre yılın çalışılmayan bölümünde davacı işçi bu hakkını kullanmış olup, yasa koyucunun mevsimlik işte yıllık izin öngörmemiş olmasının temel gerekçesi de çalışılan süre itibarıyla dinlenme ihtiyacının ortaya çıkmamış oluşudur. Bu durumda, mevsimlik iş sözleşmesi kapsamında çalışan davacı işçinin 1999 yılına kadar olan çalışmaları için yıllık izin hakkının doğmadığı kabul edilmelidir.
Bununla birlikte, davacı işçi 1999 yılında 330 günün üzerinde çalışmış olmakla sözü edilen yıl bakımından çalışılan süre işçinin dinlenme hakkının varlığını gerektirmektedir. 4857 sayılı İş Kanununun 53. maddesinde mevsimlik işlerde yıllık izin hakkının doğmayacağı belirtilmiş ise de, yılın ne kadar bölümünde çalışılma halinde mevsimlik iş sayılacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Öyle ki yılın tamamına yakın bir bölümünde çalışılma halinde Anayasal temeli olan dinlenme hakkının tanınmasının gerekeceği açıktır. Somut olayda da, davacı işçi 1999 yılında bu şekilde çalışmış olmakla, çalışılmayan süre bakımından Anayasal dinlenme hakkını kullanmasına imkan bulunmamaktadır. Bu durumda 1999 yılındaki fiili çalışma süresine göre mevsimlik statüden vazgeçilmiş, taraflar arasında işçinin yıllık izin ücretine hak kazanacak şekilde sürekli çalışmasına dair bir sisteme geçilmiş olur. Çalışmanın 11 ayın üzerine çıktığı hallerde mevsimlik iş ilişkisinin dışına çıkıldığı kabul edilmekle daha sonraki çalışmalar için yıllık izin hakkının doğduğu sonucuna varıldığının kabulü kaçınılmazdır. Bu husus Hukuk Genel Kurulu’nun 30.11.2011 gün ve 2011/9-596-2011/725 ve 2013/9-280-612 sayılı kararları ile de benimsenmiştir.
Bu durumda davacının mevsimlik işte çalışsa da işe giriş tarihine göre yıllık izin süresinin belirlenmesine esas kıdemi dikkate alınarak, 1999 yılından emekli olduğu tarihe kadar hak kazandığı yıllık ücretli izin süresi belirlenmeli, kullanılan veya varsa fesihle birlikte ödenilen yıllık ücretli izin günleri mahsup edilmeli, kalan izin süresi var ise karşılığı ücrete karar verilmelidir. Bu hususa değinmeyen ve izne hak kazanılacak süre hesabında sadece 1999 yılı ile kadroya geçtiği tarihten emeklilik tarihine kadar olan sürenin dikkate alınabileceği, daimi kadroya geçtiği 02.02.2001 tarihinden önce 2000 yılındaki çalışmaların 11 ayın altında kalması nedeniyle yıllık izin hesabına dahil edilemeyeceği yolunda oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. 18/10/2016