Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/42350 E. 2016/19401 K. 15.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/42350
KARAR NO : 2016/19401
KARAR TARİHİ : 15.11.2016

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait işyerinde uzun zamandan beri şirket personeli olarak işyeri yönetmeliğinde belirtildiği üzere birtakım sosyal haklara sahip olarak çalıştığını, bu sosyal hakların ikramiye, sosyal yardım, yakacak, yemek, eğitim ve bayram yardımı olduğunu, davacının bu sosyal yardımları 2008 yılına kadar düzenli olarak alırken 2008 yılının üçüncü ayının onbirinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında genel müdür, genel müdür yardımcıları ve personele ödenen yılda 4 adet olarak ödenen ikramiye yerine 01.04.2008 tarihinden itibaren 2 adet ikramiye olarak ödenmesine ve diğer sosyal hakların ödenmesine devam edilmesine karar verildiğini, aynı şekilde 30.10.2009 tarih ve 2009/589 sayılı yönetim kurulu kararı ile de şirket personeline ödenen ikramiye, eğitim yardımı, sosyal yardım, yakacak yardımı, bayram yardımı ve yemek yardımının ödenmemesi yönünde karar alındığını, davacının bu karara “30.10.2009 tarihinden önceki tüm yasal haklarımın saklı kalması kaydı ile verilen 1000,00 TL net maaş ile çalışmayı kabul ediyorum. Gereğinin yapılmasını arz ediyorum” şeklinde ihtirazi kayıtla cevap vermesine rağmen davalı şirket tarafından davacının çalıştırılmaya devam ettirildiğini, davacının 30.10.2009 tarihindeki hiçbir alacağından feragat etmediğini, ayrıca fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, bunların karşılığının bordrolarda eksik gösterildiğini ayrıca fazla mesainin 2 kat; hafta tatili ücretinin 3 kat zamlı ücret üzerinden ödenirken bu hakkın da ellerinden alındığını, milli bayram ve genel tatil ücretlerinin 4 kat zamlı yevmiye üzerinden hesaplanması gerektiğini iddia ederek ilave tediye, ikramiye, sosyal yardım, eğitim yardımı, bayram yardımı, yakacak yardımı, fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının fazla mesaisi varsa bunun bordrolara yansıtılarak her ay kendisine ödendiğini, kamu kurumu niteliğinde olan ve bir kuruluşu olan davalı şirketin kayıtlarının resmi belge niteliğinde olduğunu, aksinin davacı tarafından ispatı gerektiğini, davacının şirkete verdiği 04.11.2009 tarihli dilekçesi ile şirketin 2009/589 sayılı kararına göre aylık sadece net 1200,00 TL maaşla çalışmayı kabul ettiğini bildirdiğini, bu şartlar altında yani şirketin mali gelir gider durumunun dengelenmesi için sosyal yardım ve ikramiyelerin ödenmeyeceğine dair kararı kabul ederek bu şartlar altında 2009 yılından 2014 yılına kadar çalıştığını, halen de çalışmaya devam ettiğini, haklarının verilmediği hususu 5 yıl içinde bir kez bile gündeme getirmediğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “…Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının 01/012006 tarihinden itibaren davalı şirket işçisi olarak çalıştığı, davalı şirketin yönetim kurulunun 27/03/2008 tarihli toplantısında alınan kararında şirketin 11/03/2008 tarihinde yapılan olağanüstü genel 4 adet ikramiye yerine yılda 2 adet ikramiye ödenmesine, diğer sosyal hakların ödenmesine karar verildiği, bu kararı kabul etmeyen personelin tüm hak ve alacaklarının ödenerek iş sözleşmesinin sona ereceği kararının alınmış olduğu, davacının 11/11/2009 tarihinde davalı şirkete hitaben yazdığı dilekçesinde ikramiyenin azaltılması uygulamasını kabul ettiğini, yeni şartlarla çalışacağını davalı işyerine bildirdiği, üstelik davacı 5 yıl boyunca bu uygulamaya ses çıkarmadan çalışmaya devam ettiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Dosyaya Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi sunulmuş ise de davacı …işçisi olduğundan ve dosyada davacının örgütlü bir sendikaya üye olduğuna ve toplu iş sözleşmelerinden yararlandığına dair bir belge bulunmadığından bilirkişi tarafından hükümlerine göre hesaplama yapılmadığı görülmüştür. Ayrıca tanık beyanları ile ispatlanan haftalık 45 saati aşan fazla çalışma ücret alacağı ve ulusal bayram genel tatil ücret alacakları Yargıtay uygulamaları gereği yüzde kırk takdiri indirim yapılarak hüküm altına alınmıştır, Ayrıca ispatlanmayan davacının ikramiye alacağı, sosyal yardım alacağı, eğitim yardımı alacağı, yakacak yardımı alacağı ve bayram yardımı alacağı talebinin reddine dair karar verilmiştir.” gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretleri ile ilgili taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır.
Davacı vekili, davacının fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia etmiş; mahkemece bilirkişi raporundaki tespitler benimsenerek fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil ücret tahakkuku bulunmayan 2009 Ekim-2014 Eylül ayları arasındaki dönem için tanık beyanlarına göre hesaplanan alacaklar takdiri indirim uygulanarak hüküm altına alınmıştır. Ancak gerek asıl, gerek birleşen dava dilekçeleri incelendiğinde görüleceği üzere, davacının ödenmeyen fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretlerinin yanı sıra işyerindeki uygulamaya göre fazla mesai ücretinin 2 kat zamlı saat ücreti, hafta tatili ücretinin 3 kat zamlı yevmiye; milli bayram genel tatil çalışma ücretinin de 4 kat zamlı yevmiye üzerinden ödenmekte iken bu uygulamanın 2009 yılında kaldırılmasından kaynaklanan fark alacak talebinde bulunduğu açıktır.
İşyerinde bu yönde bir uygulama olduğuna dair dosya içinde delil bulunmasa da aynı gün temyiz incelemesi yapılan bazı dosyalarda (Dairemizin 2015/45604 Esas sırasında kayıtlı olarak temyiz incelemesi yapılan 2015/741 Karar sayılı davasında olduğu gibi) bilirkişinin emsal dosyalardan bahsederek 2009 yılı Kasım ayından önce fazla mesai ücretinin 2 kat zamlı saat ücreti üzerinden, hafta tatili ücretinin 3 kat zamlı yevmiye üzerinden, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretinin 1,5 kat zamlı yevmiye üzerinden ödendiği, 2009 Kasım ayından itibaren İş Kanunu hükümlerine göre hesaplama yapıldığı yönünde tespit yaptığı ve buna göre fark alacak hesapladığı görülmektedir.
Bu itibarla, gerekirse işyeri kayıtları üzerinde yerinde uzman bilirkişi katılımı ile inceleme yapılarak, işyerinde fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretlerinin ödenmesi ile ilgili işyeri uygulamasının nasıl olduğu belirlenmeli, İş Kanunu’nda belirlenen hükümlerin dışında ve üstünde işçi lehine bir uygulamanın varlığının tespiti halinde bunun ne zamana kadar uygulandığı, uygulamadan ne zaman vazgeçildiği, işçi lehine uygulamanın kaldırılmış olması halinde 4857 sayılı Kanun’un 22 inci maddesindeki prosedüre uyulup uyulmadığı, yani uygulamadan vazgeçilmesine ilişkin kararın işçiye tebliğ edilerek rızasının alınıp alınmadığı araştırılmalıdır. Şayet işçi lehine olan uygulamanın kaldırılarak işçiye gerekli tebligat yapılmış ve işçi kabul etmiş ise şimdiki gibi fark alacak talebi hesaplanmamalıdır. Aksi halde yani işçiye tebligat yapılarak rızası alınmamış ise, işçi lehine olan uygulamanın tek taraflı olarak kaldırılması işçiyi bağlamayacağından tespit edilen işyeri uygulamasına göre fark alacaklar hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.
Ayrıca bilirkişinin fiili çalışmanın bulunmadığı yıllık izinli günlerin bu alacakların hesabında dışlanmaması doğru olmamıştır.
Öte yandan bu alacak kalemleri bakımından tahakkuk içeren 2013-2014 yıllarına ait bordroların fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretleri hesaplanırken; 2013 yılından fesih tarihinde kadar düzenlenen puantajların hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücretleri açısından dikkate alınmaması ayrı birer bozma nedenidir.
3-Dosya içeriğine göre davacı işçi ile davalı işveren arasında ilave tediye alacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İlave tediye alacağının kapsamı, yararlanacaklar, yararlanma şartları, miktarı ve ödeme zamanı 6772 sayılı Yapılması Hakkındaki Kanun ile düzenlenmiştir. Kanunun 1 inci maddesinde, Devlet ve ona bağlı kurumların hangileri olduğu, ayrıca yararlanacak kişiler açıkça belirtilmiştir.
Buna göre;
A. İşveren kapsamı yönünden Devlete ve ona bağlı olmak üzere,
Genel, katma ve özel bütçeli daireler,
Sermayesi değişen kurumlar,
Sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlar ve bunlara bağlı kuruluşlar,
Belediyeler ve belediyelere bağlı kuruluşlar,
3460 ve 3659 sayılı Kanun kapsamına giren, sermayesinin tamamı Devlete ait olan veya bu sermeye ile kurulan iktisadi Devlet kuruluşları,
3460 sayılı Yasa bugün itibari ile yürürlükte olan bir yasa değildir. 3659 sayılı Yasa ise, banka ve Devlet kurumlarında çalışan memurların aylıkları ile ilgili düzenleme getirmiş ve halen yürürlüktedir. Bu Yasanın 1 inci maddesinde, kapsama dahil kurumlar daha ayrıntılı açıklanmıştır.
Yukarıda belirtilen kurumlarca, sermayesinin yarısından fazlasına iştirak suretiyle kurulan kuruluşlar ve bunların aynı nispette iştirakleriyle vücut bulan kurumlar, ticaret ve sanayi odaları ve borsalar veya satın alınıp belediyelere bağlanan müesseseler de Kanun kapsamına alınmıştır.
Keza 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ekli cetvellerde sayılmıştır. Bu cetvellerde Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu idareleri, çalışanların kanun kapsamında olduğunun kabulü gerekir.
Sonuç itibari ile kapsam bakımından, Devlet tarafından yasa ve yasanın verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı kuruşlarda iş sözleşmesi ile çalışanlara uygulanacağı görülmektedir.
B. İşçi yönünden kapsama gelince:
İş Kanunu kapsamına girsin girmesin, yukarda belirtilen Devlet ve ona bağlı kurumlarda İş Kanununun 1 inci maddesindeki tanıma göre, işçi sayılan herkes bu alacaktan yararlanacaktır. Kanun, 4857 ve 1475 sayılı İş Kanunundan önceki İş Kanununa atıfta bulunmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu işçi tanımına 2 nci maddesinde yer vermiştir. Buna göre “bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi” denir. O halde bir iş sözleşmesine dayanarak, yukarıda belirtilen kurumlarda çalışan her işçiye ilave tediye ödemesinin yapılması gerekir.
C. Ödenecek ücret yönünde kapsam:
Maddenin son cümlesinde, yukarda belirtilen işyerlerinde çalışan işçilere ücret sistemleri ne olursa olsun her yıl için birer aylık ücret tutarında ilave tediye ücreti ödeneceği belirtilmiştir. Devlet ve ona bağlı maden işletmelerinin yeraltında çalışan işçilere, ayrıca bir aylık ödeme dışında birer aylık daha ödemenin yapılacağı Kanunun 2 nci maddesinde açıklanmıştır.
Kanunun 3 üncü maddesinde, işçilere her yıl için birer aylık (yeraltında çalışan işçilere her yıl için ikişer aylık) ilave tediye dışında, birer aylık ücret istihkaklarını geçmemek üzere kararı ile aynı oranda bir ilave tediye ödemesi yapılabileceği belirtilmiştir.
Keza Yasanın Ek 1 inci maddesi ile ilave tediyelerin ile kararlaştırılması halinde buna sınır getirilmiş ve “Bu Kanun uyarınca işçilere yapılan ilave tediyelerden ayrı olarak, her yıl için her biri bir aylık istihkakları tutarını (hafta ve genel tatil ücretleri dahil) geçmemek şartıyla toplu iş sözleşmeleri ile en çok iki ikramiye daha verilebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Toplu İş Sözleşmesi ile yukarda belirtilen kurumlarda çalışan işçilere en çok iki ay daha ilave tediye ödeneceğinin kararlaştırılabileceği, bu miktar üzerinde ödeme yapılacağı şeklindeki düzenlemenin yasal sınırı aşan miktarda geçersiz olacağını kabul etmek gerekir.
Kanun, kapsam içinde olmayan ancak uygulanacak işyerleri için de Ek 2 inci madde ile bir sınırlama getirmiş ve kapsamda kalmayan işyerlerinde ile en çok dört aylık, yeraltındaki işyerlerin de ise en çok beş aylık ilave tediye oranında ücret ödeneceği kuralına yer vermiştir. Ancak bu tür işyerlerinde ile kararlaştırılan bu tür ödemeleri ilave tediye olarak değil, akdi ikramiye olarak kabul etmek yerinde olacaktır.
Kanunun 4 üncü maddesine göre, ilave tediye alacağının ödeme zamanını, Bakanlar Kurulu belirler. Bakanlar Kurulunun kararı ile ilave tediye alacağı muaccel hale gelir. İlave tediye hesabı, Bakanlar Kurulunun belirlediği ödeme tarihlerindeki ücrete göre yapılmalıdır. Ödeme zamanı taraflarca kararlaştırılmadığında, Borçlar Kanununun 101 inci maddesi uyarınca, temerrüt için alacaklının ihtarına gerek vardır. İlave tediye alacağı yasadan kaynaklandığından, talep halinde temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmelidir. Toplu iş sözleşmelerinde bulunan, 6772 sayılı Yasa maddesinin tekrarından ibaret hükümler, alacağın dayanağının ilgili Yasa olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğinden, bu durumlarda dahi yasal faize karar verilmelidir. Ancak, özelleştirme vb. sebeplerle ödenme koşullarının yitirildiği, ilave tediye alacağının sadece toplu iş sözleşmesine göre ödenmesinin kararlaştırıldığı durumlarda, 2822 sayılı Kanunun 61 inci maddesi uyarınca en yüksek işletme kredisi faizine hükmedilmelidir.
Aynı maddede ilave tediye alacağının nasıl hesaplanacağı ve kesinti yapılıp yapılmayacağı belirtilmiştir. Buna göre aylık olarak bu alacağın hesaplanmasında, fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete dahil olan ödemeler dikkate alınmaz. Bu düzenleme nedeni ile ilave tediye alacağının bir ay için yirmialtı gün üzerinden hesaplanması gerekir.
İlave tediye alacağından sigorta primleri kesilmez. Ancak 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı yasanın 80/c ve 105 inci maddeleri uyarınca, ücretin eki niteliğindeki bu ödeme, 1.10.2008 tarihinden itibaren sigorta prim kesintisine tabidir.
İlave tediye alacağı, ödeme tarihinde işçinin işinden ayrılmış olup olmadığına bakılmaksızın, hak edilen yıl içinde o yerde veya aynı idare, teşekkül ve müesseseye ait muhtelif yerlerde geçmiş olan hizmetlerinin toplamı oranında ve son çalıştığı yerde ödenir. İşçi tam yıl çalışmamış ise, ilave tediye o yıl için kıstelyevm esasına göre hesaplanıp ödenecektir. İşçinin ilave tediye alacağına, esas olacak çalışma süresinin hesaplanmasında iş sözleşmesinin devamı müddetine rastlayan yasal ve idari izinler, hastalık izinleri, hafta tatili ile ulusal, bayram ve genel tatil günleri, çalışılmış gibi hesaba katılır.
Somut olayda, davacı vekili davacının çalıştığı şirketin ait bir şirket olduğunu, 6772 sayılı Kanun kapsamında kaldığını ve ilave tediye ödenmesi gerektiğini iddia etmiştir. Davalının da kabulünde olduğu üzere davalı şirket %99,99 hissesi Belediyesi’ne ait bir belediye şirketidir. Bu nedenle şirketin 6772 sayılı Kanun kapsamında kaldığı açıktır. Bu itibarla ilave tediye ücretinin hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir. Ancak ilave tediye ücreti hesaplanırken, 6772 sayılı Kanun’un Ek 1 inci maddesindeki, “Bu Kanun uyarınca işçilere yapılan ilave tediyelerden ayrı olarak, her yıl için her biri bir aylık istihkakları tutarını (hafta ve genel tatil ücretleri dahil) geçmemek şartıyla toplu iş sözleşmeleri ile en çok iki ikramiye daha verilebilir.” hükmü dikkate alınmalıdır. Yani işçiye ilave tediye ödenmemekle birlikte İşyeri Personel Yönetmeliği hükümlerine göre bir süre ikramiye ödendiği anlaşıldığından bu ikramiyenin yılda 4 kez ödendiği yıllar için ilave tediye ücreti hesaplanmamalı, 4 ikramiyenin altına düşülen yıllar için aradaki fark kadar (yıllık 52 yevmiyeyi aşmamak üzere) ilave tediye hesaplanmalıdır. Hiç ikramiye ödenmeyen yıllar için ise yıllık 52 yevmiye üzerinden ilave tediye ücretine karar verilmelidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 15.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.