YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4417
KARAR NO : 2016/14506
KARAR TARİHİ : 20.09.2016
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
I-Davalının temyizi yönünden:
6100 sayılı HMK’nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454’üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK’nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı Yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK’nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
2014 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.890,00 TL’sını geçmesi gerekir.
Somut olayda davalı tarafça temyize konu edilen miktar 1.441,00 TL olup karar tarihi itibariyle hüküm kesin nitelik taşıdığından davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
II-Davacının temyizi yönünden:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davalı işverence iş akdinin haksız ve geçersiz nedenle feshedildiğini iddia ederek hak etmiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, yıllık izin, agi ve ödenmeyen ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili , davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna itibarla yıllık izin ve ulusal bayram genel tatil ücret talebinin kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının yıllık izin ve ulusal bayram genel tatil ücret alacağı hesabında dikkate alınması gereken ücret seviyesi noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda davacı yurt içi tır şoförü olarak çalışmakta olup dava dilekçesi ile asgari ücret + harcırah usulü ile çalıştığını ve yemek ücreti dahil aylık ücretinin 2608,75 TL olduğunu iddia etmiştir. Davalı ise bordrolarda gösterilen ücretle çalıştığını savunmuş olup ücret bordrolarında asgari ücret tahakkuk ettirilmiş ve 2010 yılı için aylık ortalama 967,16 TL harcırah ödenmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının asgari ücrete ilaveten aylık ortalama 967,16 TL harcırah karşılığı çalıştığı kabul edildiği halde yıllık izin ve ulusal bayram genel tatil ücret alacağı asgari ücret üzerinden hesaplanmıştır. Ağır vasıta ve özellikle tır şoförleri bakımından gidilen mesafeye göre yol primi adı altında ödemeler yapıldığı görülmektedir. Çoğunlukla asgari ücret seviyesinde sabit ücret ödenmekte ve ücretin esaslı kısmı belirtilen primlerle sağlanmaktadır. Bu nedenle tır şoförünün sadece asgari ücretle çalıştığının kabulü mümkün değildir. Bu itibarla davacının fesih tarihi itibari ile çıplak ücretinin 2010 yılının 2. yarısı için belirlenen günlük asgari ücret miktarı 25.35 TL’ye günlük 32.24 TL harcırah ilavesi ile toplam 57.59 TL olduğunun kabulü ile mahkemece hüküm altına alınan alacakların yeniden hesaplanarak çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir
O halde davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan karanın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20/09/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.