YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/45295
KARAR NO : 2016/19410
KARAR TARİHİ : 15.11.2016
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu dosyada bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait fırında 10.12.2011 tarihinden iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği 15.12.2014 tarihine kadar çalıştığını, davalının eşinin davacı ve arkadaşına ne olduğunu bilmedikleri kağıtlan imzalatmak istediğini, imzalamamaları nedeni ile küfredilerek kovulduğunu, aylık ücretinin 1300,00-1400,00 TL civarında olduğunu, fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, son iki aylık ücretinin ödenmediği gibi, önceki 6 aylık ücretinin de her ay 150,00 TL eksik ödendiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalıya ait işyerinin esnaf faaliyeti kapsamında kaldığından İş Kanunu’nun uygulanmasının mümkün olmadığını, bu nedenle iş mahkemesinin görevsiz olduğunu, davacının 15.12.2014 tarihinden itibaren devamsızlık yaptığını, noterden gönderilen 17.12.2014 tarihli ihtarname ile mazeretini belgelendirmesinin talep edildiğini, dönüş olmaması üzerine iş sözleşmesinin 22.12.2014 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, fazla mesai yapmadığını, tüm haklarının eksiksiz ödendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının fazla mesai yaptığı, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, yıllık izinlerini kullanmadığı, ödenmeyen aylık ücretinin bulunduğu belirtilerek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili davacının ne olduğunu bilmediği bir takım kağıtları imzalamaması nedeni ile küfredilerek işten kovulduğunu iddia etmiş; davalı devamsızlık yaptığını savunmuştur. Dinlenen tanıkların davalı ile husumetli ve davalıya ait fırını işleten tanık dışındakilerin feshe ilişkin bilgi ve görgüleri bulunmamaktadır. Davacı tanığı beyanında aynen, “…Davalının eşi bize bir kısım evraklar getirerek bunları imzalamamızı söyledi. Biz de tazminat almayınca imzalamayacağımızı söyleyince müşteri yanında bizi rencide etti. Küfür etti. Davalının eşi bize bu evrakları imzalamadan bu kapıdan dışarı çıkanın anasını sinkaf ederim şeklinde küfürler etti. Biz de daha sonra iş kura gittik ve davamızı açtık.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı ise, tanığı …’un davasında, aynen “…Davalının eşi bize bordroları getirdi. Bunları imzalamamızı istedi, biz de bunları imzalamayacağımızı söyledik bunun üzerine davalının eşi bizi sıkıştırmaya başladı. Eğer imzalamazsanız burada hiç bir yerde işte çalışamazsınız dedi. Biz de üç gün daha çalıştık. Ancak o süre içerisinde avukat beye danışmıştık. söz konusu bordrolar aşağı yukarı dört senelik bordrolardı. O kadar evrağı incelemeye fırsatımız yoktu. Muhasebeciye gittiğimizde muhasebeci bir şey olmayacağını, imzalamamız gerektiğini söyledi. Duyduğumuza göre işyeri kapanacakmış, bizim de geriye dönük dört yıllık tazminat alacağımız olduğundan bu evrakları imzalamadık. Mal sahibiyle yani fırın yerinin sahibiyle anlaşmama ihtimali vardı.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yukarıda özetlenen dosya içeriğindeki deliller dikkate alındığında, davacının iş sözleşmesini 15.12.2014 tarihinde eylemli olarak kendisinin feshettiği, ödenmeyen ücret cinsinden alacakları bulunduğundan feshin haklı nedene dayandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kıdem tazminatının hüküm altına alınması doğru ise de, ihbar tazminatı talebinin reddi yerine, yanılgılı değerlendirme ile kabulü hatalı olmuştur. Nitekim, davacı ile aynı gün işten ayrılan tanığı aynı mahkemede açtığı davada mahkeme işçinin haklı feshi nedeni ile ihbar tazminatı talebinin reddine karar vermiştir.
3-İşçiye ödenen aylık ücretin miktarı ihtilaflıdır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı vekili fırında usta olarak çalışan davacının fesih tarihindeki ücretinin 1.300,00 TL-1.400,00 TL civarında olduğunu iddia etmiş; davalı vekili asgari ücret aldığını savunmuştur. Davalı ile husumetli davacı tanığı dışındaki tanıklar davacının ne kadar ücret aldığını bilmediklerini beyan etmişlerdir. Aynı zamanda fırını işleten davalı tanığı ise asgari ücret aldığını belirtmiştir. Mahkemece emsal ücret araştırması yaptırılmış; taraflar arasındaki anlaşmanın geçerli olduğunu; ise asgari ücret seviyesinde ücret alabileceğini bildirmiştir. Çevreden yapılan araştırma ile düzenlenen kolluk yazısında da davacının asgari ücret aldığına dair tespit yapılmıştır. Yukarıda özetlenen delil durumu dikkate alındığında, mahkemenin davacının net 1.300,00 TL ücret aldığına ilişkin kabulü eksik incelemeye dayanmaktadır. Bu itibarla, 08.12.2015 tarih ve 73640249-045.02[02]-552-2015-E.464/16514 sayılı Genelgesin’de de belirtildiği üzere Kurumun Web Sitesinden veya “” linkinden ulaşılmak sureti ile emsal ücret araştırması yapılarak aylık ücretin ne olabileceği belirlenmeli, işçilik alacakları da gerekirse yeniden hesaplattırılmalıdır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.