Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/4531 E. 2015/13587 K. 02.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4531
KARAR NO : 2015/13587
KARAR TARİHİ : 02.07.2015

Mahkemesi : İzmir 12. İş Mahkemesi
Tarihi : 11/12/2013
Numarası : 2012/884-2013/761

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davalının temyizi yönünden,
6100 sayılı HMK’nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK’nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı Yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK’nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının İş Mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt İş Mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
2013 yılında mahkemece verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.820,00TL’yi geçmesi gerekir.
Somut olayda temyize konu edilen miktar toplam 663,97 TL olup, hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırları içinde bulunduğundan davalının temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Davacının temyiz itirazlarına gelince,
Davacı vekili, davacının sağlık sebebiyle çalışmasının olanaksız hale gelmesinden dolayı iş akdinin sona erdiğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının 1994-2000 yılları arasında T…AŞ.’de çalıştığını, T….Fabrikasına tayini kabul etmemesi üzerine kıdem tazminatı ödenerek iş akdinin son bulduğunu,davacının yeni işini kabul etmeyip işten ayrılmak istediğine ilişkin belgeler ile kıdem tazminatı aldığına dair ibranameyi cevap dilekçesinin ekinde sunduklarını,davacının 2001-2009 yılları arasında ise alt işveren nezdinde davalı işyerinde belirli süreli hizmet sözleşmeleri ile mevsimlik işçi olarak çalıştığını,davacının sağlık nedenleri ile iş akdinin son bulduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu,davacının hastalığı ile ilgili olarak davalı işverenliğe bilgi vermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafından sunulan raporların 14/06/2011 tarihli olup davalı işyerindeki son çalışmasından yaklaşık 2 yıl sonrasına ait olduğu, sağlık nedenleri ile iş akdinin feshine dair davacı tarafından gönderilen ihtarname veya sağlık kurulu raporunun fesih tarihi itibariyle mevcut olmadığı, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin davacı tarafından ispat edilemediği, bu durumda kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı, davalı tarafın zamanaşımı savunması karşısında fazla çalışma ücreti alacağı bulunduğunu ispatlayamadığı, yıllık izin ücreti alacağı bulunmadığı ancak ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatillerinde çalıştığını ispatladığı ancak karşılıklarının ödendiğinin davalı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının iş akdini feshetmesinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve davacının kıdem tazminatı almaya hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu, 24/1-a fıkrasında “iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması, işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı ve ya yaşayışı için tehlikeli olursa” düzenlemesi ile işçiye derhal fesih hakkı tanımaktadır.
Somut olayda, davacı tanıklarının beyanından turşu üzerine üretim işçisi olduğu anlaşılan davacının bel ve dizinden rahatsız olduğu ve bu nedenle bir takım operasyonlar geçirdiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı tarafından sunulan raporların 14/06/2011 tarihli olup davalı işyerindeki son çalışmasından yaklaşık 2 yıl sonrasına ait olduğu, sağlık nedenleri ile iş akdinin feshine dair davacı tarafından gönderilen ihtarname veya sağlık kurulu raporunun fesih tarihi itibariyle mevcut olmadığı gerekçesiyle davacının iş akdini haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığı kabul edilmiş ise de; yapılan araştırma yetersizdir.

Davacı, sağlık sebebi ile iş sözleşmesini feshettiğini iddia ettiğine göre, Mahkemece, SGK’ya müzekkere yazılarak davacının rahatsızlığının tedavisine yönelik hangi tarihlerde hangi işlemlerin yapıldığı, davacıya işgöremezlik ödeneği ödenip ödenmediği araştırılmalı, davacının tedavi gördüğü hastanelerden raporları temin edilerek; İş Kanunu, 24/1-a ‘daki işyerinin özellikleri, çalışma koşulları, yapılan işin özellikleri bir bütün halinde dikkate alınıp bu koşulların işçi yönünden oluşup oluşmadığı, işçinin yaptığı işin sağlığını doğrudan etkileyip etkilemediği ve fesih tarihi itibariyle davacının çalışmasına engel olabilecek bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığı buna göre iş sözleşmesini sona erdirmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığı yönünden sağlık kurulu raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu husus gözetilmeden eksik araştırma ile kıdem tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 02.07.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.