Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/48 E. 2015/23340 K. 25.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/48
KARAR NO : 2015/23340
KARAR TARİHİ : 25.11.2015

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Menfi Tespit

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Davacı işveren, davalı işçinin kendisi hakkında iş sözleşmesinden kaynaklı cezai şarta ilişkin icra takibi başlattığını ve bu takibin kesinleştiğini ancak davalı işçi ile aralarında belirsiz süreli iş sözleşmesi yaptıklarını, davalının işçinin iş sözlemesinin şartlarına uymadığını ve kendi isteği ile işten ayrıldığını, davalı işçinin İş Mahkemesinde alacak taleplerine ilişkin ayrıca açmış olduğu davanın kısmen kabul edildiğini, taraflar arasında icra takibi aşamasında varılan anlaşma ile mahkemece hüküm altına alınan alacaklarla birlikte menfi tespite konu cezai şarttan da feragat ettiğini beyan ederek davacı işvereni cezai şart yönünden de ibra ettiğini, iş sözleşmesinden kaynaklanan cezai şarta ilişkin borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı işçi, davalı ile imzalanmış iş sözleşmesine davalı tarafça uyulmamasının müeyyidesi olan 20.000 Euro cezai şart olduğunu, alacak taleplerine ilişkin kesinleşen İş Mahkemesi’nin kararında cezai şarta ilişkin bir hüküm bulunmadığını, ayrıca alacağa konu dava dilekçesinde fazlaya dair hakların saklı tutulduğunu ve işçilik alacaklarına ilişkin ibranamenin cezai şarta ilişkin olmadığından bahisle davanın reddi ile dava konusu alacağın %20’si oranında tazminat talebinin kabulü gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında imzalanan 02/04/2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 13. maddesinin sözleşmeye uymama halinde ödenmesi kararlaştırılan 20.000 Euro’nun tahsiline ilişkin olduğunu, cezai şart dışındaki alacaklara ilişkin İş Mahkemesi kararının içeriğinden davacı işverenin bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinin anlaşıldığı, bu durumda davacı tarafın sözleşme hükümlerini ihlal ettiği sabit olduğundan davalı işçinin sözleşmede kararlaştırılan bu tazminatı istemekte de haklı olduğunu, cezai şartın fahiş olmadığını, sözleşmenin tarafların hür iradeleri ile imzalandığı gerekçesi ile davacı işverenin açmış olduğu menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında cezai şartın ödenip ödenmeyeceği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda taraflar arasında 02/04/2008 tarihinden imzalanan iş sözleşmesinin 13. Maddesinde “işverenin iş sözleşmesini tek taraflı olarak işçiden kaynaklanmayan herhangi bir sebeple feshettiği ya da bu sözleşmeye aykırı davrandığı takdirde işçiye 20.000 Euro ödeyeceği” kararlaştırılmıştır. Davalı işçinin davacı işverence ücretleri ödenmediği için iş akdini feshi yasal nedenlerle haklı fesih olup, haklı nedenle de olsa kendisi iş akdini fesheden taraf cezai şart alamayacağından davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
2-Kabule göre de; Somut olayda, her ne kadar tensip zaptı ile davacı işverenin (borçlunun) tedbir talebinin teminat karşılığında kabulüne karar verilmiş ise de yeterli teminatın yatırılmaması nedeniyle takibin durdurulmadığı görülmüştür. İİK’nun 72.maddesinde davanın alacaklı lehine sonuçlanması halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı düzenlenmiştir. Ancak ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığı ve alacaklının bu konuda bir zararı oluşmadığı için davalının tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının cezai şartın miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.