Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/7260 E. 2015/11091 K. 04.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7260
KARAR NO : 2015/11091
KARAR TARİHİ : 04.06.2015

Mahkemesi : Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Tarihi : 04/04/2013
Numarası : 2012/106-2013/302

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Sağlık Bakanlığı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı Sağlık Bakanlığının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinden emekli olarak ayrıldığını, işyerinde alınan idari karar ile yalnızca 10 gün yıllık izin kullanma hakkının tanındığını iddia ederek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Sağlık Bakanlığı, yargı yolu, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1086 sayılı HUMK.’nun 74, 6100 sayılı HMK.’nun 26. maddelerinde açıkça belirtildiği üzere “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
Somut olayda davacı dava dilekçesi ile işyerinde alınan idari karar ile yalnızca 10 gün izin kullanma hakkının tanındığını bildirmiştir. Buna rağmen mahkemece davacının 9 yılı aşkın süren çalışma döneminde hiç yıllık izin kullanmadığı kabul edilerek sonuca gidilmiştir. Oysa davacının her yıl 10 gün yıllık izin kullandığı kabulündedir. Mahkemece davacının talebi gözetilmeksizin, her yıl kullanılan 10 günlük yıllık izinler dikkate alınmaksızın, hiç izin kullanılmamış gibi hesaplama yapılıp hüküm kurulmuş olması hatalı olup bozma nedenidir.
3-Kıdem tazminatına işletilen faizin başlangıç tarihi konusu taraflar arasında ihtilaflıdır.
Dava dosyası içeriğinden davacının iş akdinin emeklilik nedeni ile sona erdiği anlaşılmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 120. maddesi yollamasıyla yürürlükte olan 1475 sayılı Yasanın 14/5. maddesinde işçinin yaş koşulu dışında sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını doldurması ve işyerinden ayrılması halinde kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. İşçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, malullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan buna ilişkin yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar ve faiz başlangıcı da bu tarih olarak esas alınmalıdır.
Dosya içinde davacının 1475 sayılı Yasanın 14/1-5 bendi gereğince yaş şartı dışında diğer şartları yerine getirdiğine ilişkin kurumdan aldığı yazıyı işverenlere bildirdiği yönünde bir kayıt ya da belge bulunmamaktadır. Bu nedenle kıdem tazminatı için faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken fesih tarihinden itibaren hükmedilmesi hatalı olmuştur.
4-Alacakların net veya brüt olduğu belirtilmeden karar verilerek hükmün infazında tereddüde yol açılması da hatalıdır.
O halde davalı Sağlık Bakanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, 04.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.