Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2016/11274 E. 2016/15253 K. 29.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11274
KARAR NO : 2016/15253
KARAR TARİHİ : 29.09.2016

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı vekili, iş akdine geçerli bir neden bulunmaksızın son verildiğini iddia ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ve dispozisyon sorumlusu olarak çalışan …’nin Mersin ilinde faaliyet gösteren Ulaş filtre isimli firmanın sahibi …’den 11 adet fatura karşılığı filtreleri almadıkları halde satın almış gibi fatura düzenleyip bu fatura miktarlarının davalı şirket tarafından …’ün hesabına yatırılmasının sağlandığı, …’ün ise paranın bir kısmını alıp bir kısmını da …’ın eşinin hesabına yatırdığı ve davacının bu şekilde haksız menfaat elde ettiğini bu nedenle yapılan feshin haklı nedene dayalı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının iddia ettiği faturalar ve kayıtlar üzerinde mahallinde 27.04.2015 tarihinde keşif yapılarak serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişiden alınan rapora itibarla …’den alınan ürünlerle ilgili bir usulsüzlüğün olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa İş Yasası’nın 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
İşçinin geçerli bir feshe neden olabilecek davranışları 4857 sayılı İş Yasası’nın 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı nedenlerden farklıdır. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu nedenle, geçerli fesih için söz konusu olabilecek sebepler, işçinin iş görme borcunu kendisinden kaynaklanan veya işyerinden kaynaklanan sebeplerle ciddi bir biçimde olumsuz etkileyen ve iş görme borcunu gerektiği şekilde yerine getirmesine olanak vermeyen sebepler olabilecektir. Sonuçta, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülüklerinde dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü getirmektedir.
Somut olayda, davalı Şirkete gelen bir ihbar telefonu üzerine, dava dışı … sahibi … ve 3. şahıs … ile şirket müdürü … … ve yedek parça dağıtım pazarlama sorumlusu …’ın yaptığı görüşme neticesinde çalışanlarından … ve davacının bir kısım faturalar üzerinde usulsüzlükler yaptığı, birlikte hareket ederek şirketi zarara uğrattıkları ve bundan maddi menfaat elde ettiklerinin ifade edilmesi üzerine, davacı ve …’nin savunması alınmış ertesi gün de iş akitleri 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-e maddesi uyarınca feshedilmiştir. Davacı hakkında feshe konu dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçları nedeniyle kamu davası açılmış olup sözü edilen dava halen derdesttir. Davacının yapmış olduğu iş, görev tanımı ve davacı hakkında kamu davası açılmasına neden olacak emarelerin bulunduğu dikkate alındığında, taraflar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, iş ilişkisinin olumsuz etkilendiği, davalı işveren açısından fesih tarihi itibari ile en azından geçerli nedenlerin bulunduğunun kabulü gerekir. Bu haliyle geçerli olan bu feshin daha ağır olan haklı nedenle fesih niteliğinde olup olmadığının açılan kamu davasının sonucunda ortaya çıkacağı, bu hususun ise ceza davasının sonucuna göre davacı tarafından açılması muhtemel kıdem ve ihbar tazminatı davasında tartışılabileceği açıktır. Fesih tarihindeki mevcut delillere göre işveren feshi geçerli nedene dayandığından, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 29,20 TL harçtan peşin alınan 25.20 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.00 TL harcın davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı dosyanın Yargıtay’a geliş ve dönüş masrafı dahil 323.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ’ne göre belirlenen 1.800,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 29.09.2016 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.