YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1571
KARAR NO : 2016/13530
KARAR TARİHİ : 16.06.2016
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak davalı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK’nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden ve duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının 1989-2012 tarihleri arasında çalıştığını belirterek, ödenmeyen fazla çalışma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece 31/08/2012 tarihli ibraname ile davacının fazla çalışmalarını aldığını belirtmesi ve Ağustos ayı bordrosunda 23.616,56 TL fazla çalışma ödemesi yapılması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine karar dairemizin 27/04/2015 tarihli kararı ile özetle “ Somut olayda davacı 31.08.2012 tarihli ibraname ile ihtirazi kayıt koymadan fazla çalışma alacağını aldığını belirtmiş ancak 05.09.2012 tarihinde eksik ödeme bulunduğu iddiasıyla ihtarname göndermiş ardından 21.09.2012 de dava açmıştır. Sözleşmenin bittiği tarih itibariyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olup 420.madde düzenlemesi karşısında alınan ibranamenin fesihten bir ay sonra düzenlenmediğinden geçerliliğinden söz edilemez. Kanuni şekle uygun olmayan ibranameye ihtirazi kayıt konulmasına gerek dahi bulunmamaktadır. Davacıya ödemeler banka aracılığı ile yapılmışsa veya ödeme yapıldığı davacı tarafından kabul edilmişse bu miktar veya ödeme içeren belgeler ifaya yönelik makbuz hükmünde kabul edilmelidir. Dolayısıyla Mahkemenin ihtirazi kayıt bulunmadığından ibraname ve ödeme nedeniyle fazla çalışma alacağının bulunmadığını kabul etmesi yerinde değildir. Mahkemece dosyadaki çalışma saatlerine ilişkin deliller değerlendirilerek sonucuna göre fazla çalışma alacağı hakkında karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozma sebebidir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme bozma ilamına uymuş, bozma ilamının gereği yerine getirilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda davacı davasını belirsiz alacak davası olarak değil kısmı dava olarak açmıştır. Sonradan verdiği ıslah dilekçesinde davasının belirsiz alacak davası olduğundan söz etmesi ise sonuca etkili değildir.
Davacı ıslah dilekçesinde faiz talep etmediği halde ıslahla artırılan bölüme faiz yürütülmüş olması ayrıca davacı dava dilekçesinde yasal faiz talep ettiğinden en yüksek banka mevduat faiz oranını aşmamak üzere yasal faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi hatalı ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı düzelterek onanmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün 1. numaralı bendinde yer alan,
“1- 25.066,78 TL net fazla mesai ücret alacağının temerrüt tarihi olan 14/09/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,” kısmının tamamen silinerek yerine,
“2- 1.000,00 TL net fazla mesai ücret alacağının, 14/09/2012 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiz oranını aşmamak üzere yasal faizi ile birlikte, 24.066,78 TL net fazla mesai ücret alacağının da faizsiz olarak davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 16/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.