Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2016/18112 E. 2016/13109 K. 13.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18112
KARAR NO : 2016/13109
KARAR TARİHİ : 13.06.2016

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 04.04.2016 tarihli ek kararı ile 17.12.2015 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı …, davalı … tarafından yapılan 17/01/2013 tarih – 76020743-667/30707 sayılı Muvazaa Tespitine ilişkin tespit kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı, yapılan tespitin doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, mahkemece verilen kararın 4857 sayılı Yasanın 3. maddesi hükmüne göre kesin olarak verildiğinden bahisle 04.04.2016 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiş; ret kararı davalı vekiline 15.04.2016 tarihinde tebliği edilmiş ; ret kararı ve 17.12.2015 tarihli mahkeme kararı süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Yasanını 3. Maddesi hükmüne göre dava açma tarihinde muvazaa tespitinin iptaline ya da reddine dair mahkeme kararları kesin olup temyizi mümkün olmamakla birlikte, 16.09.2014 tarihinde 6552 sayılı Yasanın 1. maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda “…İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz iş günü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. (Değişik beşinci cümle: 16/09/2014-6552/1 md.)” düzenlemesi nedeniyle karar tarihi itibariyle ilk derece mahkemelerince verilen muvazaa tespitine ilişkin kararlar temyiz incelemesine tabi tutulmuştur. İlgili hüküm her ne kadar 4857 sayılı yasada düzenlenmiş ise de, özü itibariyle usul hükmü olup yürürlüğe girdiği anda, kesinleşmemiş her davada uygulanması gerektiğinden, mahkemenin muvazaa tespitine ilişkin kararların kesin olması gerekçesiyle verdiği ek kararı bozularak ortadan kaldırılmalı ve davalının mahkemenin 17.12.2015 tarihli karara yönelik temyiz itirazları incelenmelidir.
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin 04.04.2016 tarihli ek kararının bozulup kaldırılmasına, davalının temyiz itirazlarıın reddiyle usul ve kanuna uygun olan 17.12.2015 tarihli mahkeme kararının ONANMASINA, 13/06/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.