Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2016/21783 E. 2016/18589 K. 09.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21783
KARAR NO : 2016/18589
KARAR TARİHİ : 09.11.2016

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin feshinin geçersiz nedenle yapıldığını belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise davanın süresinde açılmadığını yapılan fesih işleminin ise geçerli nedene dayandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece dava açma süresi üzerinde durulmaksızın yapılan fesih işleminin geçerli nedene dayanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir.
İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır.
Davacının avukatına verdiği 23.03.2015 tarihli vekaletnamede parmak izi bastığı, yanında imza bulunduğu, vekaletnamenin iki tanık imzası ile tevsik edildiği görülmüştür.
Davacı işçiye, hammadde temin edilememesi, siparişlerin azalması ve ekonomik durgunluk nedeni ile üretim azalması gerekçesi ile iş akdinin yasal hakları ödenerek 19.03.2015 tarihi itibariyle feshedilmiş olacağı 19.02.2015 tarihli belge ile bildirilmiştir.

Ancak söz konusu vekaletnamede davacının parmak izi basmış olması nedeniyle her ne kadar davacının okur-yazar olup olmadığı dosyada çekişme konusu değilse de; 6100 sayılı HMK’nun 31.maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü de göz önüne alınarak davacının okur-yazar olup olmadığı üzerinde durularak 19.02.2015 tanzim tarihli ve davacıya imza karşılığı tebliğ edildiği görülen fesih bildirimi ile ilgili olarak, davacının bu bildirim içeriği konusunda işverence bilgilendirilip bilgilendirilmediği ve belge içeriğinden davacının yöntemince haberdar edilip edilmediği araştırılmalıdır.
Ayrıca 19.02.2015 tarihinde yapıldığı savunulan fesih bildirimi konusunda, tanıkların feshe yönelik beyanları olmadığı görülmekle, mahkemece fesih bildirim tarihinin tespiti amacıyla gerekirse yeniden dinlenmeleri yoluna da gidilmelidir.
Hal böyle olunca mahkemece eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.11.2016 tarihinde oybirliğiyle KESİN olrak karar verildi.