Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2016/27079 E. 2016/20461 K. 05.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27079
KARAR NO : 2016/20461
KARAR TARİHİ : 05.12.2016

Mahkemesi :İş Mahkemesi(Müstemir Yetkili)
Dava Türü : İşe iade

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı işçi, davalı şirkette 13/03/2013 – 12/12/2014 tarihleri arasında tıbbi ilaç mümessili olarak çalıştığını, iş akdinin hiçbir haklı sebep olmaksızın feshedildiğini beyan ederek haksız ve geçersiz yapılan feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının ilaç mümessili olarak çalışmakta iken şirkete sunduğu raporlarda ziyaret etmediği halde birçok doktoru ziyaret etmiş gibi beyanda bulunduğunun tespit edilmesi üzerine savunmasının alındığını ve iş sözleşmesinin, işverenin güvenini sarsacak hareketlerde bulunması sebebiyle haklı ve geçerli olarak feshedildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshin haklı ve geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Dosya içeriğine göre tanıtım ve satış sorumlusu olarak işyerinde çalışan davacının yapmadığı doktor ziyaretlerini yapmış gibi raporlaması davacının da kabulündedir. Davacının bu davranışı amirine karşı doğruluk ve bağlılıkla hareket etme görevinin ihlali olup, işverence buna bağlı gerçekleştirilen fesih haklı niteliktedir. Bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, artan gider avansının talep halinde ilgili tarafa iadesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.800,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 05/12/2016 gününde oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.