Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2016/3178 E. 2016/14307 K. 19.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3178
KARAR NO : 2016/14307
KARAR TARİHİ : 19.09.2016

Mahkemesi :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine
2-Davacı, davalı işyerinde muhasebe elamanı olarak çalışırken, davalı işverenin kendisine hakaret ve tehdit etmesi nedeniyle iş akdinin kendisi tarafından haklı olarak sonlandırıldığından bahisle kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıya ödetilmesini istemiştir.
Davalı, iş akdinin davacı tarafından kötü niyetle sonlandırıldığını, tüm haklarının ödendiğini hiçbir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
Davacının fazla mesai alacağı bulunup bulunmadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda; davacı, davalı işyerinde çalıştığı süre boyunca gece gündüz çalıştığını iddia etmiş, davalı ise davacının yapmış olduğu fazla mesailerin ücretlerinin ödendiğini savunmuştur. Mahkemece, davacı ve davalı tanıklarının beyanları dikkate alınarak hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının 08:00-20:00 saatleri arası 1,5 saat ara dinlenmesi yaparak haftada 18 saat fazla mesai yapmak sureti ile çalıştığı kabul edilerek fazla mesai ücreti alacağına hükmedilmiştir. Ancak bu kararda fazla mesai hesap edilirken dinlenen tanıkların davacı ile aynı işyerinde çalışmadığı gözönünde bulundurulmadan talep doğrultusunda verilen kabul kararının isabetsiz olduğu fazla mesai ücreti alacağı talebinin reddi gerektiği Dairemizin bozma kararında bahsedilmişken, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında 2. tanık listesi alınarak yeniden tanık dinlemek suretiyle bu tanık beyanları doğrultusunda fazla mesai hesabı yapılması hatalı olup, bu talebin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
3-Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bozma dışında bırakılan konularda ortada bir kesin hüküm kalmayacağı ancak bunların taraflar lehine kazanılmış usuli hak oluşturacağı izahtan varestedir. Mahkemece, bozmaya uyarak yeniden karar verilmesi sırasında, kararın hüküm fıkrasında yer alan ve bozmaya konu yapılmayan kısım yönüyle de ilk hükümdeki gibi karar verilmesi gerektiği HGK.’nun 10.10.2012 gün ve 2012/851 E. 2012/705 K.sayılı kararında da kabul edilmiş olup bu husus öğretide de benimsenmiş, uygulamada bu yönde gelişmiştir.
İlk derece mahkemesinin; Dairemizin bozma ilamına uyarak yaptığı yargılama sonrası bozma dışı kalan kıdem tamzinatı ile hafta tatili ücretine yönelik alacak kalemleri hakkında da hüküm kurulmaması, açıklanan nedenlerle usule aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.