YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/34944
KARAR NO : 2016/18440
KARAR TARİHİ : 07.11.2016
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin emeklilik nedeni ile iş akdini feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında talep edilen alacaklara yönelik faiz başlangıç tarihi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 120 nci maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte bulunan 1475 Sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin on birinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir. Yaşlılık aylığı bağlandığına ilişkin belge işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için faiz başlangıcı sayılmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin yapıldığı tarihtir.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin feshi halinde kullanılmayan izin sürelerine ait ücretlerin, son ücret üzerinden ödenmesi gerektiği kurala bağlanmıştır. Ancak, Yasada izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur. Bununla birlikte, faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir.
Somut olayda davacının tarafından düzenlenen emekliliğine ilişkin belgeyi davalıya sunduğuna dair bir delil dosya arasında bulunmamaktadır. Buna göre mahkemece, kıdem tazminatı için faizin dava tarihinden itibaren başlatılması gerekirken fesih tarihinden itibaren başlatılması ve yıllık izin ücreti yönünden ise öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanamadığından faizin dava ve ıslah tarihinden itibaren başlatılması gerekirken fesih tarihinden başlatılması hatalı olmuştur. Ancak bu yanlışlıklar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının 2. ve 3. bentlerinin tümden çıkarılarak yerine;
“2-Kıdem tazminatı yönünden brüt 9.290,25 TL nın dava tarihi olan 18/07/2014 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Yıllık İzin ücreti yönünden brüt 100,00 TL nın dava tarihi olan 18/07/2014 tarihinden, 4.970,00 TL’nın ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 07.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.