YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3141
KARAR NO : 2021/3491
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07/07/2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15/01/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kadastral mülkiyetin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan çekişme konusu 1006 m²’lik bölümün imar uygulaması sırasında kamu alanında kullanılmak üzere terkin edildiğini, daha sonra Hazine adına sicil kaydı oluşturulmadan 5592 ada 10 parsel numarası ile ihdasen Adana Büyükşehir Belediyesi adına tescil edilerek imar uygulamasına tabi tutulduğunu, dayanak imar uygulamalarının idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürerek, 1006 m2’lik bölümün tapusunun iptali ile Hazine adına tesciliyle tapu kayıtlarının eski hale iadesinin sağlanmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Seyhan Belediyesi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın reddine dair verilen ilk karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 07.04.2011 tarihli, 2011/1299 Esas – 4001 Karar sayılı bozma ilamı ile infaza elverişli hüküm kurulmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Seyhan Belediyesi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın reddine dair verilen ikinci karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 24.01.2013 tarihli, 2012/12644 Esas – 2013/722 Karar sayılı bozma ilamı ile “Dava konusu taşınmazın 775 sayılı Yasa’nın 3/2. maddesi uyarınca belediyeye devri gereken yerlerden olup olmadığı hususunda araştırma ve inceleme yapılması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda dava konusu taşınmazda mevcut tapu kayıtları ve imar durumuna göre davacının talebi doğrultusunda bir işlem yapılması halinde verilecek kararın uygulanması işleminin infaz kabiliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen üçüncü karar, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 07.05.2019 tarih, 2016/9751 Esas, 2019/4057 Karar sayılı ilamı ile “toplanacak olan deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden, noksan soruşturma ile yenilmesi…’’ gerekçesiyle bozulmuştur.
Davalı … belediyesi vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarih, 2019/3691 Esas- 2020/ 5733 Karar sayılı ilamı ile “..dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi…’’ gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak 3194 sayılı Kanunun 18. maddesinde 20.02.2020 tarihinde yapılan yasa değişikliği uyarınca davanın reddine, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, davalılar lehine 4.080,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiline hükmedilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz davalı … Belediyesi ve davalı … Belediyesi tarafından imar uygulamalarına tabi tutulmuş, ancak davalı Belediyeler tarafından yapılan imar uygulamaları İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Böylece, davacının maliki olduğu kadastral parsel üzerinde imar uygulaması ile oluşan imar parsellerinin dayanağı idari işlemin iptal edilmesi nedeniyle sicil dayanaksız kalmış ve TMK’nın 1025. maddesi hükmü uyarınca imar parselleri yolsuz tescil durumuna düşmüşlerdir. Her ne kadar mahkemece dava tarihinden sonra gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; dava, davalı … Belediyesi ile davalı … Belediyesinin yapmış olduğu idari işlem nedeniyle açılmış olup, davanın açıldığı tarihte kadastral parselin ihyasını talep etmekte haklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden ve davacının dava açma tarihinde haklı olduğu göz önüne alındığında, 6100 sayılı HMK’nın 331. maddesi gereği yapılan yargılama giderlerinden davanın açılmasına sebebiyet veren davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi ile, dava konusu taşınmazın belediye sınırlarında meydana gelen değişiklik ile davalı … Belediyesi sınırlarına dahil olan davalı … Belediyesinin sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; anılan bu hususlar kararın bozulmasını gerektirmekte ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının;
1) Dördüncü bendinin çıkarılarak yerine “Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 4.080.00 TL vekalet ücretinin davalı … Belediyesi ile davalı … Belediyesinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine’’ ibaresinin eklenmesine,
2) Beşinci bendinin çıkarılarak yerine “davacı tarafından yapılan 1.372,00 TL yargılama giderlerinin davalılar Adana Büyükşehir Belediyesi ile davalı … Belediyesinden alınarak davacıya verilmesine” ibarenin eklenmesi hükmün DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.