YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3381
KARAR NO : 2021/3910
KARAR TARİHİ : 14.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 26/04/2016 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31/10/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından talep edilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin murisi …’ın dava konusu taşınmazı 24.10.1972 tarihinde davalıların murisi ….’tan satın alarak üzerine ev yaptığını, o zamandan beri önce murisleri, daha sonra da davacılar tarafından kullanıldığını belirterek, tapunun iptali ile davacılar adına tesciline, mahkemece bu talep kabul edilmez ise denkleştirici adalet ilkesine göre satış bedelinin ve ev bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın satışına ilişkin sözleşmedeki imzanın davalıların murisine ait olmadığını, murislerinin soyadının … değil Küçükkarakurt olduğunu, haricen yapılan taşınmaz satış sözleşmesinin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine dair verilen karar hakkında davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş, bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan reddine dair verilen karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescili, olmazsa satış bedeli ve evin bedelinin tahsiline ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706, Türk Borçlar Kanununun 237, 2644 sayılı Tapu Kanununun 26 ve Noterlik Kanununun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli değildir ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez.
Somut olayda, dava konusu 1301 parsel sayılı taşınmaz 14.02.1965 tarihli tapulama yoluyla davalıların murisi Mehmet Karakurt adına tescil edilmiş, 10.12.2015 tarihinde … olarak isim tashihi yapılmış, daha sonra 21.12.2015 tarihinde davalılara intikal etmiştir.
Davacıların dayandığı 24.10.1972 tarihli arsa ve ev satış senedi başlıklı belgede, …taşınmazını davacıların murisi …’a satarak parasını aldığını şahit ve muhtar huzurunda beyan etmiş ise de, yukarıda anlatıldığı üzere tapulu taşınmazın haricen satışı geçersiz olduğundan ve davalıların satış sözleşmesindeki imzanın murislerine ait olmadığını beyan etmesi üzerine, adli tıp tarafından yapılan imza incelenmesinde, sözleşmedeki imzanın … eli ürünü olup olmadığı tespit edilemediğinden, davacıların tapu iptali ve tescili ile satış bedelinin tahsiline ilişkin talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
4721 sayılı TMK’nın 684 ve 718. maddeleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Davacıların diğer terditli talebi olan ev bedelinin tahsiline ilişkin uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz başında yapılan keşifte ve yargılama sırasında duruşmada davacılar tarafından dinletilen bütün tanık beyanlarına göre, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan evin davacıların murisi tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak çapa bağlı taşınmaza inşaat yaparken gerekli özen gösterilmediğinden iyiniyetten söz edilemez. Mahkemece, TMK’nın 723. maddesinde yer alan düzenlemeye göre davacılar lehine, uzman bilirkişiler vasıtasıyla asgari levazım bedeli hesaplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 14.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.