YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3744
KARAR NO : 2022/2925
KARAR TARİHİ : 18.04.2022
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06/06/2017 tarihinde verilen dilekçeyle müdahalenin men’i, kal ve ecrimisil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda müdahalenin men’i ve kal talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin reddine dair verilen 19/07/2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından talep edilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince davalının istinaf talebinin esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulüne dair verilen kararın davalı ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, … ili, … ilçesi, … Mahallesinde bulunan 10990 ada 16 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının da komşu 17 parselin maliki bulunduğunu, müvekkilinin taşınmazı devraldığında davalının iki parsel arasına duvar yapmak suretiyle müvekkilinin taşınmazına 664,14 m² müdahale ettiğini öğrendiğini, …. Noterliğinden … tarihinde ihtarname göndererek tecavüzün sonlandırılmasını istediğini, davalının bugüne kadar tecavüzünü sonlandırmadığını, 15.000,00 TL ecrimisil alacağının doğduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesine, müdahaleye konu beton duvar ile demir çubukların yıkılmasına ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ecrimisil alacağına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, yetki, zamanaşımı, hakdüşürücü süre, husumet ve derdestlik itirazında bulunduğunu, davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, taş beton duvar ve demir çubukların müvekkili tarafından yaptırılmadığını ve kullanılmadığını, Türk Medeni Kanununun 721. maddesi uyarınca her iki taşınmazı ayırmaya yarayan yapıların iki taşınmazın paylı malı sayılacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davacının maliki olduğu taşınmazı, 14.07.2006 tarihinde devraldığı, devirden sonra 29.08.2006 tarihinde o dönemki malik adına ihtarname çekildiği, aradan geçen 11 yıllık süre boyunca davalı malikin kullanımına ses çıkarılmadığı, örtülü muvafakatin sözkonusu olduğu, davanın açılması ile birlikte bu muvafakatin kalkmış sayılacağı, davalı ile önceki malik arasındaki ilişkinin davada önem taşımadığı, her bir tüzel kişi yönünden muvafakati kaldıracak bir ihtarname çekilmediği müddetçe ve uzun süre kullanım söz konusu olduğundan ecrimisil talep etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükme karşı istinaf kanun yoluna, davacı vekili ve davalı vekili başvurmuşlardır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, davalının istinaf talebinin reddine, davacının istinaf talebinin ise kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemine yönelik davanın kabulüne yönelik yeniden esastan hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili ve davalı vekili bölge adliye mahkemesi kararını, temyiz etmişlerdir.
İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde, istinaf mahkemesi aşağıdaki kararları verebilir;
a) İlk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi,
b) İlk derece mahkemesi kararının düzeltilmesi ve davanın esası hakkında karar verilmesi (Prof. Dr. Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ekim 2016 s. 698).
Öte yandan, HMK’nun “Yargılama Giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış, “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan kısmında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı alınacağı, Bölge Adliye Mahkemelerinin tasdik veya işin esasasını hüküm altına aldığı kararları içinde bu oranda karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmış ve aynı kanunun 16. madde düzenlenmesi ile de temyize konu kararla ilgili davanın nispi harca tabi olacağı öngörülmüştür.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28/09/2018 tarih, 2018/2 Esas, 2018/8 sayılı Kararının gerekçesinde ise; düzelterek onamanın yargılama giderlerinden olan onama harcı bakımından bozma kararı niteliğinde olması, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi, bunun yanında onama kararlarında harç alınacağına yönelik yasal bir düzenleme bulunmaması karşısında, düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmayacağı görüşü benimsenmiştir.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;
Bölge Adliye Mahkemesi İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp geçersiz hale getirdikten sonra yeniden hüküm tesisi suretiyle karar verdiğinden, ilk derece mahkemesi kararı tasdik edilmediği için ayrıca istinaf harcına hükmedilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle Bölge Adliye Mahkemesi, tasdik etmediği bir karar için istinaf harcı alamaz.
Taraflardan birisinin istinaf talebinin kabulü ve yeniden hüküm kurulması işlemi, aslında başlı başına bir istinaf yargılaması işlemidir. Bölge Adliye Mahkemesi bu aşamada işin esası ile ilgili hüküm verdiğinden, hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi harca hükmedilmeli ve ayrıca hükmün başka bir bölümünde istinaf yargılamasına yönelik mükerrer ve çelişkili hüküm kurulmamalıdır.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden kurulan hükümde “A” bölümü olan “davalının istinaf talebi hakkında” başlığının “2” numaralı bendinde davalı taraftan mükerrer harç alınması şeklinde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu husus kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın 370/2 maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 04.03.2021 tarih, 2018/2444 Esas, 2021/429 Karar sayılı ilamının hüküm kısmının “A” bölümü altında yer alan davalı taraftan harç alınmasına ilişkin “2” numaralı bendin tamamının hükümden çıkartılmasına, HMK’nın 370/2 maddesi gereğince Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 18.04.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.