Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/4019 E. 2021/3592 K. 08.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4019
KARAR NO : 2021/3592
KARAR TARİHİ : 08.12.2021

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : … vd.

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.06.2010 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, tazminat istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.11.2020 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması halinde geçersiz satış nedeniyle ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 2005 yılında hükmen Hazine adına tescil edilen 64 ada 45 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde davalıların murisi …’ın kullanımında olduğunun yazılı olduğunu, taşınmazın Kadastro Mahkemesinde davalı olduğu dönemde 01.08.1990 tarihinde yapılan harici satış sözleşmesiyle davalının 1.500 metrekarelik alanı davacı …’e, 2.000 metrekarelik alanı ise diğer davacı …’a satarak parasını aldığını ileri sürerek; tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde davalıya ödenen satış bedeli nedeniyle şimdilik 9.500 TL’nin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk kararda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: denkleştirici adalet prensibi doğrultusunda, gerekçeli, karşılaştırmalı, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınması, ödenen bedelin dava tarihindeki uyarlanmış güncel değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi, uyarlama bedeli hesaplanırken emsal niteliğindeki Kumluca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/217 Esas ve 2008/315 Karar sayılı dava dosyasında karara esas alınan bilirkişi ile eldeki davaya sunulan bilirkişi raporlarındaki farklılığın üzerinde durulması, gerekçeleriyle açıklanması gerekirken bu hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle karar bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş; taraf vekillerince karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
1)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2)6100 sayılı HMK’nın 176. maddesi: “(1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. (2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” ve 177. maddesi: “(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/18 md.) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz. (3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.” hükümlerini ihtiva etmektedir. İlgili hükümler uyarınca, taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davanın 9.500 TL dava değeri üzerinden açıldığı, 20.01.2014 tarihinde davacı … için talebin 38.006 TL’ye ve diğer davacı … için 28.504 TL’ye ıslah edildiği; 20.08.2019 tarihinde talebin davacı … için 38.006 TL’den 52.983 TL’ye ve davacı … için 28.504 TL’den 39.762 TL’ye ikinci ıslah dilekçesiyle yükseltildiği ve mahkemece ikinci ıslah doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakta olup mahkemece; 20.10.2014 tarihli ilk ıslah dilekçesi esas alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, talebin ikinci defa ıslahının mümkün olamayacağı hususu göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) No’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) No’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.