Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/4601 E. 2022/742 K. 07.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4601
KARAR NO : 2022/742
KARAR TARİHİ : 07.02.2022

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 26/05/2011 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi yıkım ve ecrimisil istenmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 18/10/2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili, davalı … vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Dava, imar parseline elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacılar, paydaşı oldukları 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlara davalı Hediye adına kayıtlı 4, 5, 9, 10, 11 ve 12 parsellerdeki yapıların taşkın olduğunu, davalıya ihtarname keşide ettikleri halde sonuç alamadıklarını, davalının maliki olduğu taşınmazları diğer davalılara kiraya vermek suretiyle gelir elde ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi yıkım ve ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece ilk hükümde, davalı … A.Ş. yönünden davanın HMK 150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davalı … İnş. San. Tic. A.Ş. ve … Çelik İnş. Turizm San. Tic. A.Ş. yönünden dava tarihi itibariyle kullanımlarını sonlandırdıkları gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin reddine, ecrimisil isteğinin kabulüne, davalı … İnş. Petrol Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı … yönünden elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinin kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ilamıyla; ”… şöyle ki; kayıt maliki davalı Hediye’nin imar öncesinde hukuken korunmaya değer bir hakkının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmadığı gibi yapılan uygulama sonucu elde edilen bilirkişi raporu ile bina taşkınlığının imar uygulaması sonucu meydana gelip gelmediği de saptanmamıştır.
O halde, öncelikle mahallinde yeniden uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak davalının çekişme konusu taşınmazlara müdahalesinin imar uygulaması sonucu meydana gelip gelmediğinin tespit edilmesi, bilirkişilerden uygulamayı gösterir ve denetime elverişli rapor alınması, yukarıdaki ilkeler gözetilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.” şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabul, kısmen reddine, karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili, bir kısım davalılar vekili ve davalı … vekili temyiz etmişlerdir.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı İmar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır. 298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olaya gelince; mahkemece Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulduğu halde bozma kararının gereği yerine getirilmemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı …’ya ait taşınmazların davacıların taşınmazına müdahalesinin İmar uygulaması ile oluşup oluşmadığı hususunun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; mahkemece yerinde uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılmak suretiyle, tapu kayıtları tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmeli, İmar uygulamasından önceki kadastral parsel sınırlarını gösteren kroki de getirtilerek hangi kadastral parselde davalının ne şekilde hissedar olduğu araştırılmalı, davalıya ait ve imar uygulaması ile oluşmuş taşınmazlarda davalının hangi tarihte ve ne şekilde hissedar olduğu hususu da açıklığa kavuşturulmalı, taşkınlığın imar uygulaması ile oluşup oluşmadığı tüm bilgi ve belgeler dosya içerisine alınarak araştırılmalı, taşkınlık imar düzenlemesinden kaynaklanmışsa İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturmayla yetinilerek ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.02.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.