YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5809
KARAR NO : 2021/3997
KARAR TARİHİ : 16.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
…
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18/11/2020 gün ve 2016/19015 Esas, 2020/7472 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin … parselde kayıtlı 5 Nolu bağımsız bölümü kayıt maliki … adlı şahıstan 2005 yılında satın aldıklarını, satış işlemini de dava dışı … adlı kişinin …’a vekaleten yaptığını, tapuda satışa ilişkin tüm harçların yatırıldığını, tapu memuru huzurunda imzaların atıldığını, müvekkillerine 13.06.2005 tarihli, 5146 yevmiyeli tapu senedinin verildiğini, yakın bir süre önce taşınmazlarını satmak isteyen müvekkillerinin Didim Tapu Sicil Müdürlüğünde yaptıkları araştırmada 2005 yılında yapılan resmi satış işleminin tapuya işlenmediğini öğrendiklerini, Didim Tapu Sicil Müdürlüğünün resmi satış akdini tapu kütüğüne işlememekle ağır kusurlu olduğunu, Kaymakamlıkça yürütülen soruşturma sonucunda bir kısım tapu memurlarının ağır kusurlu bulunduğunu, Devletin tapu sicil kayıtlarını doğru tutmak gibi bir görevi olduğunu ileri sürerek dava konusu 5 Nolu bağımsız bölümün 13.06.2015 tarihli ve 5146 yevmiyeli satış işlemiyle davacılara satıldığının satış tarihi itibariye tespiti ile tüm takyidatlardan ari olarak tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davaya konu taşınmazın tespit edilecek değeri üzerinden eksik harcın ikmal edilmesini, müvekkili yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 1641 ada 5 parselde kain 5 Nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacılar adına ayrı ayrı ½ oranında akdin yapıldığı 13.06.2005 tarihi itibariyle taşınmazın üzerindeki tüm takyidatların kaldırılarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiş, Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 18.11.2020 tarihli, 2016/19015 Esas, 2020/7472 Karar sayılı ilamıyla “…Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacı ile kayıt maliki yahut vekili arasında, davacının dosyaya sunduğu 13.06.2005 tarihli tapu senedi örneğinde bulunan 5146 yevmiyeli işlemin 1. kat 5 No’lu bağımsız bölümün… ve … isimli şahıslara yapılan satışa değil farklı bir yerdeki taşınmazın farklı bir kişiye ait satışına ilişkin olduğu ve yetkili memur imzasının da ismi yazılı görevlinin eli ürünü olmadığı göz önüne alındığında, dava konusu bağımsız bölümün satışına ilişkin 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddesi anlamında resmi şekilde yapılmış bir satış akdi bulunmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Davacılar vekili, karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.
Haciz, kesinleşmiş icra takibinin konusu olan bir alacağın ödenmesini teminen borçluya ait ve haczi kabil bulunan mallara bir bakıma takibi yapan icra müdürlüğünün el koyması işlemidir.
İcra İflas Kanununun 91. maddesi hükmü gereğince gayrimenkulün haczi ile takip konusu borç ve eşya arasında ilişki kurulur ve tasarruf yetkisi Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi anlamında kısıtlanmış olur. Bu tür kişisel haklar tapu kütüğüne şerh verilmekle hak sahibine eşya üzerinde dolaylı da olsa hâkimiyet kurma hakkı sağlamaz ise de tasarruf yetkisinin dar anlamda kısıtlanması sonucunu doğurduğundan taşınmaz üzerinde sonradan bu hakla bağdaşmayan hak kazanan kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelir.
Haciz şerhinin usulsüz konulduğunun saptanması veya lehtarın talebi üzerine kaldırılması mümkün olduğu gibi Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi uyarınca borcun ödenmesi, icra takibinin düşmesi ya da herhangi bir sebeple sona ermesi halinde de terkini mümkündür.
Bu tür davalar tapu sicilindeki haciz lehtarı davalı gösterilmek suretiyle adli yargı yerinde görülmelidir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi gereğince; müdahalenin men’i, tescil, tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda, gayrimenkulün değeri nazara alınarak harç alınır. Böyle olunca sözleşmede yazılı değere ve davacının dava dilekçesinde gösterdiği değere bakmamak gerekir.
Harçlar Kanununun 30.maddesi gereğince, yargılama sırasında ortaya çıkan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması halinde, yalnız o celse için yargılamaya devam olunur. Takip eden celseye kadar, noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça, davaya devam olunamaz. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150 inci maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.
Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu bağımsız bölüme ait tapu kaydı incelendiğinde 3. kişilere ait haciz şerhlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Tapu kaydındaki şerhin terkin edilmesi davasında pasif dava ehliyeti şerh lehtarına aittir. Bu nedenle tapudaki şerh lehtarları davada yer almadan talep doğrultusunda haciz şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir.
Diğer yandan, davanın 10.000,00 TL değer üzerinden harçlandırılarak açıldığı anlaşıldığından mahkemece, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri belirlenip eksik peşin harcın tamamlatılması gerekirdi.
Mahkemece verilen karar tapu kayıt maliki davalı … tarafından temyiz edilmemiştir. Hükmün yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerekirken, bozma ilamında belirtilen değişik gerekçe ile bozulmasına karar verildiği bu defa yapılan incelemede anlaşıldığından, davacılar vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilerek, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18.11.2020 gün ve 2016/19015 Esas, 2020/7472 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, mahkeme hükmünün değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 18.11.2020 gün ve 2016/19015 Esas, 2020/7472 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, temyiz olunan mahkeme kararının açıklanan nedenlerle, değişik gerekçe ile BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 16.12.2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
(Muhalif)
KARŞI OY
Dairemizin 18.11.2020 tarihli ilamında yazılı gerekçe; Türk Medeni Kanunu hükümlerine uygun olup yerinde olmayan karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.
…