YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5939
KARAR NO : 2021/2609
KARAR TARİHİ : 02.11.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17/09/2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/01/2019 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili duruşmasız olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 16/03/2021 günü için yapılan tebligat üzerine duruşmaya gelen olmadı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra iş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Dava, miras payının devri sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, tarafların kardeş olduğunu 26.01.2007 tarihli harici sözleşme ile davalının muris … …)’dan geçen tüm taşınmazlardaki miras payını sattığını, ancak bu güne kadar tapuları devretmediğini bildirerek, dava dilekçesinde sayılan tüm parsellerde davalı adına olan payların iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, imza itirazına ilişkin hakkını saklı tutarak açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiş çekişme konusu bir kısım taşınmazlarda … (…)’dan davalıya düşecek miras hisselerinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.Hükmün, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 01.11.2016 tarihli 2016/3561 Esas- 2016/9046 Karar sayılı ilamı ile “…dava konusu taşınmazlarda …(…)’dan davalıya düşecek miras hisselerinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş mahkemece davalıya murislerinden düşecek hisseler hesaplanmadığı gibi kararda gösterilmemiştir. Hükmün 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen açıklıkta kurulmadığı görülmektedir. Bu şekilde kurulan hüküm infaza elverişli, yasanın emrettiği şekilde yazılmış bir hüküm olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
HMK’nın “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca;
” Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.”
Hukuki dinlenilme hakkının temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Bu unsurlardan ilki ve eldeki uyuşmazlıkla ilgili olanı “bilgilenme hakkı” dır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerek karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. Tarafın bilgi sahibi olmadığı işlemler, belge ve bilgiler yargılamada esas alınamaz. Bilgilenmenin şekli bakımından, hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalı, ilgilinin bilgilenmesi şeklen değil, gerçek anlamda sağlanmaya çalışılmalıdır.
Kanunda belirtilen haller dışında, deliller davaya bakan mahkeme huzurunda, mümkün olduğunca birlikte ve aynı duruşmada incelenir. Bu kural doğrudanlık ilkesinin bir sonucudur. Zorunlu hallerde ( HMK197/2 ) başka yerde bulunan ve mahkemeye getirilemeyen deliller o yerde istinabe yoluyla toplanabilir.
Somut olayda dava miras payının devri sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.Davacı 26.01.2007 tarihli basit yazılı sözleşme kapsamına dayalı olarak istemde bulunmaktadır. Davalı süresi içerisinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde 26.01.2007 tarihli basit yazılı sözleşmenin dava dilekçesi ile birlikte kendisine tebliğ edilmediğini belirterek sözleşmedeki imzaya itiraz hakkını saklı tutmuştur. Mahkemece 16.06.2015 tarihli ara kararı doğrultusunda 26.01.2007 tarihli sözleşme suretinin davalıya 12.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği davalının 13.10.2015 tarihli dilekçeyle süresinde 26.01.2007 tarihli sözleşme altında yer alan imzaya itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Davalının sözleşme kendisine tebliğ edilmediğinden cevap dilekçesiyle yargılamanın başından beri itiraz hakkını saklı tutması ve süresi içinde imza inkarında bulunmasına rağmen mahkemece davalının imza itirazı incelenmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Mahkemece, imza inkarında bulununanın daha önce atılmış imzalarının bulunduğu evraklar temin edilmeli, huzurdan kendisinden usulüne uygun olarak imza örnekleri alınmak suretiyle imza incelemesi yaptırılması, ondan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonunda yazılı bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.11.2021 gününde oy birliği ile karar verildi.