Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6416 E. 2022/111 K. 05.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6416
KARAR NO : 2022/111
KARAR TARİHİ : 05.01.2022

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : … vd.

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.06.2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın usulden reddine dair verilen 30.03.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, murisi …’nin davalılardan … ile …’ın 345 parsel sayılı taşınmazdaki hak ve hisselerini 30.06.2011 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, bedelini peşin ödediğini belirterek tapu iptali ve tescilini istemiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 03.10.2020 tarihli kararı ile ‘’…..muris … mirasçısı olarak adı yazılı olan dava dışı …, …, …, … ve …’’nin davaya ilişkin olurlarının alınması, bunun mümkün olmaması halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca miras şirketine temsilci atanması için davacıya usulüne uygun süre verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Kabule göre de, davalı … ile …’ın dava konusu taşınmazda paylı mülkiyete konu hisselerinin yanında elbirliği mülkiyetine konu hisseleri de bulunduğundan; elbirliği mülkiyetine tabi hisseleri yönünden satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı bulunmadığı gözetilmeksizin, elbirliği halindeki paylarının da iptaline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir,…’’’gerekçeleri ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş, bozma ilamı doğrultusunda davacılar vekiline, muris …’nin mirasçısı olan dava dışı …, …, …, … ve …’’nin davaya ilişkin muvafakatlerinin alınması yada bunun mümkün olmaması halinde TMK. 640. maddesi uyarınca miras şirketine temsilci atanması için davacı vekiline ihtarlı süre verilmesine rağmen davacı vekili tarafından eksikliğin giderilmediği anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermiştir.
Hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 90.maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.
Aynı Yasanın 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
Kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Bu nedenle de hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-Yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Somut olaya gelince;
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkindir.
Kaynağını Türk Borçlar Kanununun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Davacıların murisi …’nin davalılardan … ile …’ın vekili … ‘tan Şanlıurfa 1.Noterliğinin 30.06.2011 tarih ve 17910 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile …,… parsel sayılı taşınmazı 5.000.00TL bedelle hak ve hisselerini satın aldığını, bedelini ödediğini, murisi …’nin 21.07.2021 tarihinde vefat ettiğini, sözleşme gereği dava konusu taşınmazın cebren tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
30.06.2011 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde vaat alacaklısı olan davacılar murisi …’nin Şanlıurfa 4. Noterliğinin 16.05.2014 tarihli mirasçılık belgesine göre dava tarihinden önce 2012 yılında öldüğü, mirasçı olarak davacılar ile birlikte dava dışı, …, …, …, … ve …’yi bıraktığı, davanın bir kısım mirasçılar tarafından açıldığı, dava dışı mirasçılardan muvafakat alınması veya terekeye temsilci atanması için mahkemece 8.12.2020 tarihli celsede’’Davacı tarafa dava dışı …, …, …, …, …’nin davaya muvafakatinin alınması için 1 aylık kesin süre verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde TMK madde 640 uyarınca davacı tarafa miras şirketine temsilci atanması için 2 aylık kesin süre verilmesine, bu sürelere riayet edilmediği taktirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceğinin ihtarına….’’ karar verilmiştir. 30.03.2021 tarihli celsede de dava usulden red edilmiştir.
Davacı vekili gerek dilekçe ile gerek celsedeki beyanında mirasçılardan … ve …’nin % 90 engelli olup kısıtlı konumunda olduklarını bu nedenle taraflarınca muvafakat verilmesinin mümkün olmadığını ancak vasileri aracılığı ile ilgili işlemi gerçekleştirebileceklerini belirtmiş yapılan yargılamanın 30.03.2021 tarihli duruşmasında ise engelli … ve … ile ilgili vasi atanması için taraflarına yetki verilmesini istemiş ve bu kişilere ait raporları da dosyaya sunmuştur. Dosya içinde mirasçı …’ye ait vasilik kararı bulunmasına rağmen vasiye ait vekaletname bulunmamaktadır. Yine yaşı küçük olduğu ve annesi tarafından vekalet verildiği bildirilen …’nin de vekaletine dosya içinde rastlanmamıştır. Tüm bu eksikliklerin tamamlanması için mahkemece verilen süre yeterli ve makul bir süre olması gerekirken ‘’ muvafakat alınması için 1 aylık, olmazsa temsilci atanması için 2 aylık süre verilmesi’’ şeklinde terditli kesin süre verilmesi yeterli ve doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/01/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.