Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6484 E. 2021/4218 K. 22.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6484
KARAR NO : 2021/4218
KARAR TARİHİ : 22.12.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 24/02/2012 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 27/05/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 23.01.2011 tarihinde vefat eden muris …’ün terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilk olarak davanın reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, 8. Hukuk Dairesinin 2013/17274 Esas, 2014/10600 Karar sayılı ve 26.05.2014 tarihli ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tereke aktiflerinin borcu karşılamaya yeter düzeyde olduğu anlaşıldığından davanın reddine dair hükmedilen ikinci kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/6622 Esas, 2019/1585 Karar sayılı ve 25.02.2019 tarihli ilamı ile “Davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. Kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Yapılacak incelemelerde ölüm tarihi esas alınarak murisin borçlarının ve aktif malvarlığı miktarının belirlenmediği, murisin üzerinde kayıtlı 159 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ölüm tarihi itibariyle değerinin belirlenmediği, davacıların 20.04.2011 tarihinde verdikleri veraset intikal beyannamesinde murisin hangi banka olduğu belirtilmeyen Alaçam Şubesindeki kasasında 163.470,15TL miktarında para bulunduğunu beyan ettiklerini, mahkemece yapılan araştırmada Ziraat Bankası Alaçam Şubesi yazı cevabında murise ait kiralık kasa bulunmadığını beyan ettiği, yine Halkbank Alaçam Şubesi yazı cevabında murise ait 1.673,46TL bakiyeli vadeli hesabının bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacılar tarafından verilen veraset intikal beyannamesinde murisin kasasında bulunan 163.470,15TL miktarındaki paranın borcu karşılamaya yettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilse de kasasının akıbetinin tam olarak araştırılmadığı, yapılan araştırmalarda ölüm tarihinin esas alınmadığı, muris adına kayıtlı taşınmazın ölüm tarihi itibariyle değerinin belirlenmediği, mirasçıların mirası kabul anlamına gelecek davranışlarda bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulduğu görülmüştür. Ayrıca, davacılar vekilinin vekaletnamede mirasın reddini içeren özel yetki bulunmadığından davacılar vekiline özel yetkiyi içeren vekaletname sunması için süre verilmesi ve bu eksikliğin tamamlattırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu hususun gözardı edilmesi de yerinde değildir. Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile muris …’ün terekesinin borca batık olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TMK’nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
Somut olaya gelince, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Bozma kararında, murisin ölümü üzerine davacılar tarafından sunulan veraset ve intikal vergisi beyannamesinde terekenin aktif değeri olarak gösterilen “Alaçam Şubesi kasada, 163.470,15 TL miktarındaki paranın” akıbetinin araştırılması istenmiş, yerel mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, davacılar vekilinin 09.02.2021 tarihli dilekçesinde ‘murisin üzerine kayıtlı herhangi bir bankada kasası olmadığı’nın bildirilmesi üzerine bu beyanla yetinilerek kasa akıbetinin araştırılmadığı görülmüştür. Terekenin borca batık olup olmama durumunu doğrudan etkileyecek kasa ve mevcudiyetinin mahkemece araştırılması ile buna bağlı olarak mirasın kabulü konusunda eylemde bulunulup bulunulmadığının değerlendirilmesi gerekirken davacı tarafın kendi lehine olan beyanı yeterli görülerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, yanılgılı ve eksik araştırma üzerine kurulan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.12.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.