Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/6507 E. 2021/4266 K. 23.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6507
KARAR NO : 2021/4266
KARAR TARİHİ : 23.12.2021

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07/07/2011 gününde verilen dilekçe ile ecrimisil talebi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 06/01/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; tarafların evlilik birliği içerisinde edinmiş oldukları 5603 ada 1 parsel sayılı üzerinde iki katlı konut bulunan taşınmazda paydaş olduklarını, 07.07.2005 tarihinde davalının davacıyı evden kovduğunu, davalı tarafından üst katın mesken olarak, alt katın ise kiraya verilerek kullanıldığını ileri sürerek, 07.07.2006 tarihinden 07.07.2011 tarihine kadar birikmiş 8000,00 TL ecrimisil bedelinin 07.07.2006 tarihinden itibaren ödenmeyen her ay için yasal faiz uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen 2014/456 Esas sayılı dosyada ise 07.07.2011 ile 14.12.2012 tarihleri arası 7200,00 TL ecrimisil bedelinin 23.12.2013 tarihinden, 14.12.2012 ile 14.06.2014 tarihleri arası 9000,00 TL ecrimisil bedelinin 17.06.2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı taraf; taşınmaz üzerindeki binanın üst katı için “intifadan men” koşulunun oluşmadığını, alt katın ise 2006 yılından bu yana kiraya verilemediği için boş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; asıl davada 18.956,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren, birleşen dosyada 27/07/2011-14/12/2012 tarihleri arası için 6.542,50 TL’nin 23/12/2012 tarihinden itibaren, 14/12/2012 -14/06/2014 tarihleri arası için 7.524,00 TL alacağın 07/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.11.2018 gün ve 2018/3947 Esas – 2018/19084 Karar sayılı bozma ilamı ile;
“…1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. a)Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden, çekişme konusu 5603 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 110/471’er paylı olarak davacı ve davalı adlarına kayıtlı olduğu, tarafların 10/02/2011 tarihinde kesinleşen Gebze Aile Mahkemesinin 2005/595 Esas, 2009/767 Karar sayılı kararı ile boşandıkları, davacı kadının evden kovulduktan sonra ailesinin yanına taşındığı, davalının taşınmazda oturmayı sürdürdüğü, davacı tarafından 7.7.2006 tarihinden itibaren dava konusu taşınmazın bir kısmında davalının oturması, bir kısmının yine davalı tarafça kiraya verilmesi sebebi ile ecrimisil isteğinde bulunarak eldeki asıl ve birleşen davaların açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere ecrimisil, kötüniyetli zilyedin malike ödemekle yükümlü olduğu bir nevi haksız işgal tazminatıdır. Ecrimisil istemine konu olan dönemde evlilik birliği devam ettiği sürece, eşlerden birinin diğerine ait taşınmazdan yararlanması, yasal ve sosyal destek kabul edilmektedir.
Somut olayda, 7.7.2006 tarihinden boşanma kararının kesinleştiği 10.2.2011 tarihine kadar taraflar evli olup davalı aile konutu niteliğindeki taşınmazda oturmaktadır. Dolayısıyla davalının kötüniyetli olduğu ve ecrimisilden sorumlu tutulacağından söz etmenin olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; davalının bizzat mesken olarak kullandığı kısım ile kiraya vermek suretiyle kullandığı kısım yönünden boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren ecrimisile karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile tarafların halen evli olduğu 7.7.2006 ile 10.2.2011 tarihleri arasındaki dönemlere yönelik olarak da ecrimisile hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
b) Davalının ecrimisilin hesaplanma yöntemine ve miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bilindiği gibi, öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
… Öte yandan, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçeleri bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
…. Ne var ki, somut olayda, Mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez. Hükme esas alınan 29.12.2014 tarihli inşaat, emlak, kadastro teknisyeni bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda; denetime elverişli emsal kira bedelleri karşılaştırılmadığı gibi, ecrimisil hesaplamasında, ilk dönem ecrimisil tutarının belirlenip, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere hesaplanması gerekirken, 2014 yılı aylık kira değeri belirlendikten sonra geriye dönük olarak hesap edilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması, Mahkemece gerekli görüldüğü takdirde mahallinde yeniden keşif yapılarak bilirkişilerden yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. Yukarıda 2-a ve b bentlerinde açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428.madesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine,” karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece; davacının davalı aleyhine açtığı ecrimisil davasının kısmen kabulü ile; 2.156,00-TL’nin dava tarihi olan 07/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının birleşen Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/456 Esas sayılı dava dosyası ile davalı aleyhine açtığı ecrimisil davasının kısmen kabulü ile; 16.090,99-TL’nin dava tarihi olan 10/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
1- 6100 sayılı HMK’nın 304. maddesi gereğince sadece hükümdeki yazı ve hesap hataları mahkemece re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. HMK’nın 305. maddesinde de hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bir başka anlatımla hükmü değiştirici nitelikte, taraflara tanınan hakları ve yüklenen borçları değiştirir mahiyette hüküm genişletilemez ve sınırlanamaz (HMK m. 305/2).
O halde; anılan kanun hükmüne aykırı olacak şekilde; hükmün 5. bendinde davacı yararına taktir edilen vekalet ücretinin 07.06.2021 tarihli tavzih kararı ile düzeltilmesi yoluna gidilmesi usul ve yasaya uygun değildir.
2- Öte yandan; mahkemece verilen bozmadan önceki ilk hüküm davacı vekilince temyiz edilmemiş olup sadece davalı vekilince temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.11.2018 gün ve 2018/ 3947 Esas – 2018/19084 Karar sayılı ilamında ise hükmü temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olmasına karşın bozma sonrasında yapılan yargılamada, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözardı edilerek birleşen dava yönünden önceki hükümde taktir edilen vekalet ücretinden fazlasına hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
3- Dava konusu taşınmazlarda tarafların 1/2 oranında malik oldukları dikkate alınarak paylarıyla orantılı olarak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken infaza ve denetime elverişli olamayan bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.