YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8055
KARAR NO : 2021/3836
KARAR TARİHİ : 13.12.2021
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13/04/2018 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 12/06/2019 günlü kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği belirtilerek Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 26/11/2021 gün ve 39152028-153.01-1657-2021-E.2344/34386 sayılı yazısı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 363.maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul; kısmen reddine karar verilmiştir.
12/06/2019 tarihli hükmün en son 04/12/2019 tarihinde tebliğ olunduğu, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine hükmün 19/12/2019 tarihinde kesinleştiğine dair 07.01.2020 tarihli kesinleşme şerhi verildiği,
Kararın kesinleşmesini müteakip dosyanın Zile Satış Memurluğuna gönderildiği, satış için taşınmazların kıymet takdiri yapıldıktan sonra taraflara tebliğ aşamasında ortaklığın giderilmesine karar verilen 880 parsel, 1159 parsel ve 1402 parsel sayılı taşınmazlarda hissedar olduğu halde davada taraf olmayan kişilerin olduğu tespit edilerek, dosyanın gereği yapılmak üzere Zile Sulh Hukuk Mahkemesine gönderildiği,
Zile Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.10.2021 tarihli yazısıyla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 363.madde uyarınca kanun yararına temyiz yoluna başvurulmak üzere dosyanın Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne gönderildiği,
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 26.11.2021 tarihli yazısında, Zile Sulh Hukuk Mahkemesine ait 12.06.2019 tarihli 2018/250 Esas ve 2019/281 Karar sayılı kararın kanun yararına temyizi isteminin yerinde görüldüğü gerekçesiyle kanun yararına temyiz talebinde bulunulduğu görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 363. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulabilir.
Öte yandan paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesi hükmü uyarınca, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu itibarla, ortaklığın giderilmesi davalarında, dava konusu taşınmaz maliklerinin veya mirasçılarının tamamının davada taraf olarak yer alması, paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı, Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde de “Hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır.
Somut olaya gelince;
1-Ortaklığın giderilmesi davasının kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 12.06.2019 tarihli karar, tarafların istinaf etmemesi üzerine mahkemece kesinleştirilmiş ise de; dosyanın incelenmesinde tapu maliki olduğu halde davada taraf olmayan hissedarların olduğu anlaşıldığından taraf teşkili sağlanmaksızın yargılama yapılarak karar verilmesi nedeniyle kesinleşmiş mahkeme kararından söz etmek mümkün değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 363.maddesi uyarınca kesinleşmiş hükümlere karşı kanun yararına temyiz istemi ileri sürülebilecek olup, koşulları oluşmayan kanun yararına temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak taraf teşkili usulüne uygun sağlanmadan hükmün kesinleştirildiği anlaşılmış olup dosyanın ilk derece mahkemesi olan Zile Sulh Hukuk Mahkemesine iadesi ile kanun yararına bozma sebebi olarak gösterilen ve davada taraf olmadığı tespit edilen hissedar tapu maliki veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği ile hükmün karar tarihi itibariyle istinaf kanun yoluna tabi olduğu da gözetilerek istinaf süresinin beklenmesi ve kanun yoluna başvurulması halinde sonucuna göre işlem yapılması gerektiğinden dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 13.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.