Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/812 E. 2021/4124 K. 21.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/812
KARAR NO : 2021/4124
KARAR TARİHİ : 21.12.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15/05/2003 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal, savunma yoluyla temliken tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24/09/2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal; savunma yoluyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayalı temliken tescil istemlerine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde, paydaşı olduğu dava konusu 281 parsel sayılı taşınmaza davalı …’un müdahalesinin önlenmesine, davalının dava konusu taşınmaza duvar örmeye başlaması nedeniyle davalının taşınmaza duvar örmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 29.04.2013 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah ettiklerini, elatmanın önlenmesi ile birlikte 281 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalının binasının taşkın kısmının kal’ine karar verilmesini talep ettiklerini belirtmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuş ve savunma yoluyla temliken tescil talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesince ise Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının temyiz edilmesi neticesinde, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 04.05.2010 tarih, 2010/4414 E-5130 K sayılı ilamı ile söz konusu görevsizlik kararı onanmıştır.
Görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine, davanın yargılaması Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yürütülerek, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne davalının 281 parsel numaralı taşınmazın 29/01/2013 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 72 m2 kısmıyla B harfi ile gösterilen 139 m2 kısmına müdahalesinin önlenmesine; fen bilirkişisi raporunda A harfi ile gösterilen 72 m2 kısım ve B harfi ile gösterilen 139 m2 kısım üzerinde davalı … tarafından yapılan 2 katlı bina ve avlusunun kal’ine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Islah, usulümüzde dava açılmasının hukuksal sonuçlarından olan iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağını karşı tarafın rızası olmaksızın aşmanın yegâne yoludur.
Kavram olarak; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine ıslah denir (HUMK m.83, HMK m.176) (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001, s.3965 )
Eş söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıklarını düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK’nin 04.02.1948 gün, 1944/10 E.-1948/3 K., HGK’nın 16.03.2005 gün, 2005/13-97 E.-2005/150 K. s. İlamları)
Islahın temel amacı, dava değiştirme yasağını, hasmın rızasını almaya gerek duymadan aşmak; böylece yeniden dava açma yükünden kurtularak, davaya getirilmesi unutulan vakıaları davaya dahil etmek, dava sebebini değiştirmek ya da ibraz ile ikame edilmesi ihmal edilen delilleri davada ileri sürme olanağını tarafa sağlamaktır. (Tutumlu, M.A., Kuram ve Uygulama Işığında Medeni Usul Hukukunda Islah, 2010, s.17)
Uygulamada gözetilmesi gereken ve yukarıda izah edilen denge olgusu, bazı hallerde ıslah yoluna başvurulmasına engel oluşturur.
Bu noktada istem sonucu kavramını açıklamak gerekir.
İstem sonucu, dava konusunu belirleyen tek ve asıl ögedir. Öğretide istem sonucu, mahkemeden istenilen şey olup davanın mevzuunu teşkil eder (….., Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6.Bası, İstanbul 1975) ve mahkemenin davayı kabul etmesi halinde kararında neyi hüküm altına alacağı hususunun açıkça beyan edilmesi keyfiyeti olarak anlaşılmaktadır.(… N./Önen E., Medeni Yargılama Hukuku Dersleri, 3. Baskı, Ankara 1978)
Dava konusunun ne olduğu istem sonucu ile belirleneceğine göre, istem konusu ile dava sonucu iddianın ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı ve bu nedenle de ıslah kurumu açısından bir özdeşlik göstermektedir. (…., Medeni Yargılama Hukukunda Islah, Değiştirilmiş 2. Bası, Ankara-2010, s.190) Dava konusunda yapılacak değişiklik, iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kapsamında kalmakla birlikte, ıslah yolunun işletilmesi ile sağlanabilmektedir. Bu halde dava konusunun veya istem sonucunun değiştirilmesi yönünde yapılabilecek değişiklik tamamen ıslah veya kısmen ıslah şeklinde gerçekleşebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesinde, “Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” şeklinde düzenleme mevcut iken kısmen ıslah 181. maddede kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verileceği, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği kabul edilmiştir.
Tamamen ıslahta dava sebebi veya istem konusu tümüyle değiştirilmektedir. Böylece dava dilekçesindeki talepler artık hükme konu olamaz. Kısmen ıslahta ise önceden yapılan usuli bir işlemin düzeltilmesi, örneğin talep sonucunun arttırılması söz konusu olur. Uygulamada, istem sonucuna ilişkin fazlaya dair haklarını saklı tutan davacının dava değerini ıslah yolu ile arttırabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Bununla birlikte başından beri dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu edilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (HGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 E.-2011/453 K., 15.06.2016 gün, 2014/4-1193 E.-2016/800 sayılı İlâmları)
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile, açılan davadaki elatmanın önlenmesi talebi yanında dava dilekçesinde dile getirilmeyen bir alacak kaleminin de hükme bağlanmasını istemiş olması karşısında, bu yeni istemin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119 vd. maddelerinde düzenlenen dava açma prosedürüne ilişkin usuli şartları taşımaması nedeniyle ek dava olarak da değerlendirilemeyeceği, bu halde davacının kal isteminin, reddine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E 2015/7-917 ,K 2017/265 – HGK 2014/4-1193, 2016/800 )
Mahkemece, değinilen hususlar gözardı edilerek yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.