Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8154 E. 2022/3792 K. 26.05.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8154
KARAR NO : 2022/3792
KARAR TARİHİ : 26.05.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 08/04/2013 gününde verilen dilekçe ile muhdesatın aidiyetinin tespiti istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26/10/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/05/2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
Taşınmaz bütünleyici parçaları, arzın mülkiyetine tâbidir.
Davaya konu yapıların kaçak olduğu sabittir.
3194 sayılı İmar Yasası’nın 21. maddesi hükmü uyarınca, bazı istisnalar dışında, bütün yapılar için belediye veya valiliklerden yapı ruhsatı alınması zorunludur. Yapı ruhsatı ise, ancak projelerine, imar plânı ve yönetmeliğine göre ve resim ve harçları incelenerek verilir. Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşa edilen yapılarda ruhsata aykırılık giderilemiyorsa, 3194 sayılı Yasa’nın 32. maddesi hükmü gereğince, ilgili belediye veya valilikçe inşaat derhal durdurulur ve yasal hale getirilmesi olanaksız ise veya ruhsat veya eklerine ya da imar mevzuatına aykırılık giderilemiyorsa bu hali ile yapılan yapının yıktırılmasına karar verilir.
Yapının tümüyle kaçak yapılmış olması halinde yıkılması gereken bir yapı olup, ekonomik değerinden söz edilemeyeceğinden, yapıyı yapan paydaş lehine satış bedelinin paylaştırılması için avantaj sağlanmasını isteyemez. Başka bir anlatımla, tamamen kaçak olan yapılar için bedel istenemeyecektir.
Kaçak bir yapı ekonomik değer taşımaz ve haklarında muhdesatın aidiyeti kararı verilemez.
Kaldı ki, davacı iddiasını ispatlayamamış, iki tanığın soyut beyanı ile ispatlanamayan davanın kabulüne karar verilmesi de hatalıdır.
Mevcut deliller, muris hayatta iken yapılan yapıların muris tarafından yapıldığının kabulünü gerektirir.
Davanın tümü ile reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığını düşündüğümden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.