Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/818 E. 2021/1759 K. 12.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/818
KARAR NO : 2021/1759
KARAR TARİHİ : 12.10.2021

7. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09/05/2018 tarihinde verilen dilekçeyle ipoteğin fekki talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 10/10/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 12/10/2021 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. Büşra Güler ve karşı taraftan davalı vekili Av. Müge Dursun geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili 154 ada 2 parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, taşınmazın bir kısmına ayrı bir bina yaptırmak istediğini, davalılardan Erdem Özgül’ün arkadaşı ile birlikte inşaat işleri yaptıklarını söyleyerek güven oluşturduğunu, kendisine 27.07.2016 tarihli ve 23.08.2016 tarihli vekaletnameler verildiğini, ancak 29.08.2016 tarihinde vekaletnameden azledildiğini, Erdem Özgül’ün davacıya ait taşınmaz üzerine diğer davalı … lehine 250.000TL miktarlı ipotek koyduğununun öğrenildiğini, bahsi geçen vekaletnamelere göre böyle bir ipoteğin tesisinin mümkün olmadığını belirterek ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının iyiniyetli olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Erdem Özgül duruşmadaki beyanında ipoteğe konu borcu davalıdan kendi namıma, ticaret yapabilmek, için aldığını, davacı …’un arsasına yapılacak inşaat ile para alışverişinin bir ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.

Mahkemece, davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda,
23.08.2016 tarihli vekaletnameye göre vekil edenin davacı …, vekilin davalı Erdem Özgül olduğu, vekaletname içeriğinde” … taşınmazlardaki hak ve hisselerim üzerinde dilediği gerçek ve tüzel 3. kişilerin, kurum ve kuruşların, şirketlerin bankaların veya finans kurumlarının lehine dilediği bedel, vade, sıra ve derecede halen mevcut veya doğacak borçlarımın, banka veya finans kurumlarından kullandığım veya kullanacağım her türlü krediler veya teminat mektuplarının karşılığını oluşturmak üzere ipotek tesis ettirmeye, ipoteğin lehtarı adına tescilini kabule…”şeklinde vekile yetki verildiği anlaşılmıştır.
Bu vekaletnameye dayanılarak, dava konusu taşınmaza 26.08.2016 tarihinde …’a vekaleten Erdem Özgül tarafından, … lehine 250.000.-TL bedelli ipotek konulmuştur.
Davacının verdiği vekaletnameler ile vekile borçlanma yetkisi verilmemiş, vekil eden davacının mevcut borçları ve ileride kendisi tarafından borç altına girilmesi halinde bu borçlara teminat olmak üzere ipotek tesis ettirmeye dair yetki verilmiştir. Davalı, kendi borcu için davacının taşınmazı üzerine ipotek tesis ettirmiştir. Vekaletnameyle böyle bir yetki vekile verilmemiştir.
Vekaletnamede, vekil edenin kendisini borçlandırabileceğine yönelik, vekili yetkilendirdiğine ilişkin bir ibareye yer verilmediğinden, vekile verilen yetkinin karz (ödünç) temini işlemini kapsadığı söylenemez. Bu nedenle davalı vekil, davacı vekil edeni borç altına sokamayacağından, diğer davalıya yapılan borçlanmadan davacı sorumlu tutulamaz; bu borca karşı teminat oluşturmak amacıyla davacı taşınmazına konulan ipoteğin bu gerekçelerle hukuki dayanağı bulunmadığından yolsuz tescil hükmündedir. Davacıyı bağlayacağını söyleme imkanı yoktur.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HMK 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, karardan bir örneğin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3.050,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 12.10.2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, taşınmaz üzerine konulan ipotek şerhinin kaldırılmasına ilişkindir.
Gerek ilk derece mahkemesi, gerekse istinaf, davanın reddi yönünde karar tesis etmiş ve itirazların reddine karar vermiştir.
Sayın çoğunluk bozma gerekçelerinde vekaletin kapsamı dışına çıkılarak vekilin yetkisini aştığını belirterek ipotek şerhinin yolsuz tescile dayanması sebebiyle, subut bulan davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
Temyize konu kararlarda konunun etraflıca tartışıldığı, delillerin toplandığı ve böylece davacı tarafından verilen vekaletnamenin kapsamı itibariyle, tapuda gerçekleşen resmi işlemin yerinde bulunduğu, esasen davacının davasını sadece vekiline karşı açabileceği açık iken bu şekilde dava açmasının yerinde bulunmaması karşısında yerinde bulunan istinaf kararının onanması gerekirken, bozma yönünde tesis edilen karara katılmıyorum.