Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/2523 E. 2022/5253 K. 19.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2523
KARAR NO : 2022/5253
KARAR TARİHİ : 19.09.2022

7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.07.2015 gününde verilen dilekçe ile muhdesat tespiti talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.07.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, kamulaştırma hukuki yararına dayalı muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, dava konusu 510 parsel sayılı, kamu orta malı nitelikli taşınmaza 20 yıl önce müvekkili kurumca cenaze yıkama evi yaptırıldığını, zilyetliğinin davacıya ait olduğunu ileri sürerek muhdesatın davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk hükümde, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilamıyla; ”…somut olaya gelince; Mahkemece, yukarıda yazılı ilkeler doğrultusunda davacının tespitini istediği muhdesatın mera niteliğinde olan 510 parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer aldığının, yukarıda açıklandığı üzere Devletin hüküm ve tasarrufunda olan bu taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesatlara hukuken değer verilemeyeceğinin dikkate alınması, özellikle yukarıda yazılı mülkiyet hakkının ihlali bakımından da inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılarak, davalı mülkiyet sahibi Hazine’nin, davacının bu haksız kullanımına karşı suskunluk ve eylemsizliği var ise bunun davacıyı meşru bir beklenti içerisine sokup sokmayacağının ortaya konulması, talebe konu muhdesatın niteliklerinin de gözetilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.” şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; muhdesatın meydana getirildiği tarih itibarıyla taşınmazın mera vasfını devam ettirdiği, mera parseli üzerinde meydana getirilen muhdesatlara yasallık sağlayacak şekilde tespit kararı verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm tesis edilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davaya konu 510 parsel sayılı taşınmazın mera vasfıyla 126.400 m2 olarak tescil edildiği, dosya içerisinde yer alan tapu kaydından kadastro çalışmalarının hangi tarihte kesinleştiğinin anlaşılamadığı, 08.01.2016 tarihinde yapılan ifrazen taksim uygulamasıyla 126.400 m² olarak ham toprak vasfıyla Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, dava konusu muhdesatın da mera vasfını yitiren ve ham toprak vasfıyla hazine adına kayıtlı 510 nolu parselde kaldığı ancak 2016 yılında yapılan keşif itibariyle 30 yıl önce yapıldığı, DSİ 26.05.2021 tarihli yazı içeriğine göre de; taşınmazın …Barajı ve Hes projesi Göl alanından tamamen etkilendiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki; dava konusu taşınmazın hangi tarihte kadastro çalışmasının kesinleştiği ve muhdesatın bu tarihten önce mi sonra mı yapıldığı hususları açıklığa kavuşturulmamıştır. Kaldı ki taşınmazın tamamının kamulaştırma alanından etkilendiği bildirilmişse de, bilirkişi raporları da bu konuda denetime elverişli değildir.
Mahkemece; davaya konu taşınmazın tedavüllü tüm kayıt ve belgeleri ile kadastro tutanağı dosya arasına alınarak, kamulaştırma ile ilgili kayıt ve belgeleriyle kamulaştırma haritası getirtilip taşınmaz başında uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılması, fen bilirkişi eliyle kadastro paftası ve kamulaştırma haritası ölçekleri eşitlenerek zemine uygulanması, bu yolla muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın gerçekten kamulaştırma alanı içinde kalıp kalmadığının, davacı tarafın tespit davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bu hususları gösterir denetime elverişli rapor alınması, toplanan ve toplanacak tüm delillerin sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir. Mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.09.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.