YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4123
KARAR NO : 2022/7061
KARAR TARİHİ : 21.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15/09/2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05/03/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
1.DAVA
1.1. Davacı vekili, tapuda davalıların murisi … … adına kayıtlı olan 138 ada 350 parselin bir kısmını 1975 yılında … …’nun müvekkiline haricen sattığını, müvekkilinin satın aldıktan sonra taşınmazı nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla zilyet olarak kullandığını belirterek taşınmazın ilgili kısmının tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.
2.CEVAP
2.1. Davalılar vekili, davacının satış ve zilyetlik iddialarını kabul etmediklerini, taşınmazın vergilerini yıllardır müvekkillerinin ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
3. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
3.1. İlk derece mahkemesinin, davanın reddine dair verdiği kararın, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince, bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
4.TEMYİZ
4.1. Davalılar vekili, kararı temyiz etmiştir.
4.2 Temyiz Nedenleri ve Temyize Karşı Cevap
4.2.1. Davalılar vekili, davacının satış ve zilyetlik iddialarını kabul etmediklerini, taşınmazın vergilerini yıllardır müvekkillerinin ödediğini belirterek hatalı kararın bozulmasını istemiştir.
5.YARGITAY KARARI
5.1. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 713. maddesinin 2. fıkrasında yer alan maliki 20 yıl ölmüş bulunan ve bu nedenle tapu kaydının hukuki nedenini yitirdiği gerekçesiyle TMK.nun 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescili davasıdır.
5.2. Somut olayda; dava konusu taşınmaz 25.02.1986 tarihinde kesinleşen kadastro tespiti sonucunda 15.05.1979 tarihinde ölen davalıların miras bırakanı … … adına tespit edilmiştir. Belirtildiği üzere, dava konusu yer 25.02.1986 tarihinden itibaren tapulu bir yerdir. TMK.nun 713.maddesinin 2.fıkrasında, tapulu bir taşınmazın aynı maddenin 1.fıkrasında belirtilen koşullar altında 20 yıldan fazla süre ile zilyet olan kişinin o yerin tescilini isteyebileceği belirtilmiştir. Türk Medeni Kanununun 713. maddesinin ikinci fıkrasında yazılı hal bakımından kazanma süresinin taşınmazın tapu kaydının oluştuğu tarihten itibaren hesap edilmesi gerekir.
5.3. Mahkemece 11.12.2019 tarihinde yapılan keşifte, davacı tanıkları … … ve … … dinlenmiştir. … …, … Akkurt ve davacı … aynı davalılara karşı benzer iddialarla aynı parselin farklı kısımlarına yönelik tapu iptal tescil talepli Midyat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/116 Esas sayılı dosyasının davacıları iken dosyalar tefrik edilmiştir. Davalılar ile husumeti, davacı ile menfaat birlikteliği bulunan tanıklar … … ve … ’un anlatımlarının tarafsız olamayacağı anlaşılmıştır. Aynı keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ise, hem birbirleri ile hem ilk keşifteki beyanları ile çelişkili ifadeler vermiş; davacının babasının adı İdo olmasına karşın, davacının babasından … olarak bahsetmişlerdir. Öte yandan davacının babasının ölüm yılı 1995 olmasına karşın, mahalli bilirkişi … 2019 yılında yapılan keşifte, davacının babasının 5-6 yıl önce öldüğünü ifade etmiştir. Ayrıca mahalli bilirkişiler, davacının babasının ölünceye kadar taşınmazı bahçe olarak kullandığını belirtmiş ise de jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunda, 1984 ve 2002 yıllarına ait … fotoğraflarında dava konusu taşınmazda herhangi bir tarımsal faaliyet gözlenmemiş, taşınmazın iki yerinde yığılmış taşlar olduğu belirtilmiştir.
5.4. Öte yandan, 10.12.2012 tarihli keşifteki mahkemenin gözleminde, dava konusu taşınmazın üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığı, ağaç bulunmadığı, etrafında duvar şeklinde çevrili bir şeyin bulunmadığı, boş arazi olduğu, üzerinde dağınık şekilde taşlar bulunduğu belirtilmiş; dinlenen davacı tanığı … …, davacının 15 yıldır İstanbul’da yaşadığını, taşınmaza geldiğini görmediğini ifade etmiştir. Dava konusu taşınmaz halihazırda arsaya dönüşmüş ise de, davacının arsayı herhangi bir şekilde sahiplendiği de ispatlanamamıştır. Hal böyle iken, Türk Medeni Kanununun 713. maddesinde aranan, taşınmaza yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyet olma koşulunun somut olay bakımından gerçekleştiği söylenemez. Açıklanan sebeplerle davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.