Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4490 E. 2023/5308 K. 02.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4490
KARAR NO : 2023/5308
KARAR TARİHİ : 02.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1505 E., 2022/183 K.

KARAR : İstinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması, davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zara Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/7 E., 2019/131 K.

Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında derdest ortaklığın giderilmesi davası bulıunduğunu, müvekkilinin 159 ada 5 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından olup kadastro çalışmaları sırasında dava konusu ev ve arsanın sehven … … adına yazıldığını, hatalı kaydın iptali istemiyle açtığı tescil davasının reddedildiğini, taşınmaz üzerindeki iki katlı betonarme … müvekkilince 2003 yılında yaptırıldığını ileri sürerek; iki katlı betonarme … müvekkiline ait olduğunun tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalılar … Kütükcü ile … …; 25.01.2018 tarihli imzalı dilekçelerinde; dava konusu evi davacının yaptırdığını, evde kendilerinin hakları bulunmadığını, davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir.

2. Davalılar …, …, …, … vekili; dava konusu taşınmazın, müvekkillerinin babası …’a ait olup ölene kadar onun kullandığını, ancak taşınmazın kadastroda … … adına tespit edildiğini, murislerinin vefatından sonra … mirasçılarına intikali gerekirken davacı tarafından mirasçılardan habersiz olarak … yıkılarak yerine dava konusu taşınmaz yapıldığını, taşınmazın tüm masraflarının murisleri …’e ait konuttaki hayvanlar, keresteler ve ağaçların kesilip satılmasıyla elde edilen para ile karşılandığını, davacının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek; davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “… Dava konusu taşınmaz başında mahkememizce yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları, bir kısım davalıların kabul beyanı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından dava konusu yapının davacı tarafından yaptırıldığı kanaatine varıldığı…” gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalılar …, …, …, … vekili; davacı tanıklarının kötü niyetle beyanda bulunduklarını, davacının bu taşınmazı yaptırdığına yazılı delil, fatura vs. bulunmadığını, davanın ispat edilemediğini, bu tür davalarda yazılı belge ve taşınmazı davacının yaptırdığına dair faturalar sunulması gerektiğini, bilirkişi raporuna itiraz ettikleri halde itirazlarının dikkate alınmadığını, taşınmazın değerinin de emsallerine göre yüksek hesaplandığını, ayrıca eski yapının yaklaşık değerinin de doğru hesaplanmadığını, taşınmazın sıfırdan yapılmayıp eski binanın inşası üzerinden devam ettiğini, gerekli mahsubun yapılmadığını, davalıların açık rızalarının bulunup bulunmadığı hususu değerlendirmeye alınmadan sadece davacı tanık beyanlarının göz önüne alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; hükmü istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “… Davacının dava dilekçesindeki açıklamaları, keşifte anılan yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile, inşaat bilirkişi raporuna göre, dava konusu 159 ada 5 parsel üzerindeki iki katlı betonarme binanın kadastro çalışmalarından önce 2003-2004 yıllarında davacı tarafından yaptırıldığı, kadastro tespitinin 2006 yılında yapılıp, 2007 yılında kesinleştiği, kaldı ki kadastro tutanağında taşınmazın niteliğinin “iki katlı betonarme ev” olarak gösterildiği, eldeki davanın açıldığı 08.01.2018 tarihine göre Kadastro Kanunun 19/II ve 12/3 üncü maddeleri uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamıyla bağdaşmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı…” gerekçesiyle; “…davalılar …, …, …, … vekilinin istinaf isteminin yerinde görüldüğünden kabulüne, Zara Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/05/2019 tarih, 2018/7 Esas, 2019/131 sayılı Kararının HMK’nın 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davacının davasının reddine…” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; muhdesatın davacı tarafından yaptırıldığı konusuda uyuşmazlık olmayıp Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesi hükmünün somut olaya uygulanması hususunda uyuşmazlık bulunduğunu, davanın kadastro çalışmaları ile de bir ilgisinin bulunmadığını, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihin doğru olmayıp müvekkilinin açmış olduğu tespite itiraz davasının 2009 yılında sonuçlandığını, bu nedenle on yıllık sürenin henüz dolmadığını, yeniden yapılacak keşifte muhdesatın aidiyeti hususunun netleştirilmesi gerektiğini ileri sürerek; hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki … ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve … şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hâllerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti hâlinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)

3. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.