Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/4555 E. 2023/5306 K. 02.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4555
KARAR NO : 2023/5306
KARAR TARİHİ : 02.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/643 E., 2022/672 K.

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/88 E., 2021/106 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil ve davalı tarafça cevap dilekçesiyle ileri sürülen temliken tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, temliken tescil isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı … vekili ve dahili davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK’nın 353/1-b-1 … maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili ve dahili davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait Niğde ili, … ilçesi, … Köyü, 864 parselde kayıtlı taşınmazın, davalı tarafça hiçbir hakka ve hukuki ilişkiye dayanmaksızın ev, depo ve eklentiler yaptırılarak haksız işgal edildiğini, müvekkilinin taşınmazının üzerine yaptırmış olduğu ev ve deponun ise davalı tarafça bir firmaya kiraya verilip kira geliri elde edildiğini, davalının haksız müdahalesi yüzünden dava konusu taşınmazın kullanılamadığını ileri sürerek; davalının gayrimenkul üzerinde devam eden haksız müdahalesinin men’ini, yapıların yıktırılıp eski hale getirilmesini, aksi takdirde haksız yapının uygun bedel karşılığında müvekkiline aidiyetine, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL ecrimisilin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin maliki olduğu komşu 863 parselin babasından müvekkiline intikal ettiğini ve 50 yıldan beri de nizasız, fasılasız malik sıfatıyla tasarrufları altındayken 1988 yılında adlarına tespit edildiğini, kendi parsellerine yaptırdıkları ve 1998 yılında ruhsatını aldıkları binanın … olmadığını, davacı ile aralarında bir husumet de bulunmadığını, bahçeleri arasında … ve çalılarla ayrılan sınırın ötesine geçmeksizin binalarını yaptırdıklarını, olsa olsa 1988 yılında tapulama esnasında çekilen fotogrametrik haritanın yanlış resimlenmesinden ve bu haritaların yanlış uygulanmasından dolayı binanın davacının parseli içerisinde kalmış olabileceğini, 22 yıldan bu yana da davacının müdahale etmemesi nedeniyle müvekkilinin iyi niyetinin açıkça görüldüğünü ileri sürerek; davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise arsa bedeli ile inşaat bedelinin yerlerinin mukayesesi sonucu inşaat bedelinin yüksek olması halinde yerin bedelini ve beş yıllık ecrimisil bedelini davacıya ödeyerek işgal ettiği yerin miktarının 863 No.lu parsellerine ilave edilmesi suretiyle tescilini, arsa bedelinin yüksek olması halinde ise bina bedelinin tarafına verilerek tescile hükmedilmesini ileri sürerek; temliken tescil isteminde bulunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “… TMK 683 üncü maddesi gereği mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak davalı tarafça yapılan müdahalenin önlenmesi gerektiği kanaatine varılmakla davacının müdahalenin men’i talebinin kabulüne karar verilmiş, açıklanan nedenlerle çaplı taşınmaza davaya konu … yapıyı yapan davalılar murisinin inşaa tarihine göre iyiniyetli sayılamayacağından aşırı zarar bulunup bulunmadığına bakılmaksızın taşan kısmın yıkılması gerekeceği, (Yargıtay 14.HD’nin 19.01.2021 tarih 2020/2358 E. – 2021/85 K. sayılı ilamı) anlaşıldığından, bilirkişi raporundaki yıkımın fahiş zarara neden olacağı yönündeki tespite rağmen davacının yıkım talebinin de kabulüne karar verilmiş; davacının ecrimisil talebi bakımından, davalı tarafça taşınmaza elatılan bölümdeki kullanımının haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığı, bu nedenle haksız şagil konumunda olduğu dikkate alındığında ecrimisilden sorumlu tutulması gerektiği…” gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile Niğde ili, … ilçesi, … Köyü, 864 parsel sayılı taşınmazın, … bilirkişisinin 09.08.2021 tarihli raporuna ekli krokide (B) harfi ile … renk ile belirttiği 77,54 m²’lik kısmına ve (C) harfi ile kırmızı renk ile belirttiği 23,41 m²’lik kısmına yapılan müdahalenin menine, (B) ve (C) harfi ile gösterilen kısım üzerindeki yapıların kâl’ine, … bilirkişisinin 09.08.2021 tarihli raporu ile ekli krokisinin kararın ekinden sayılmasına, 19.657,42 TL ecrimisil bedelinin dava tarihi olan 10.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafın temliken tescil talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve dahili davalılar …, … ve diğerleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı … vekili; kadimden beri taraflarca aralarındaki sınırın aradaki su arkı olarak bilindiğini, davacının taşınmazı içinde kalsa da taraflar arasında bu güne kadar hiçbir ihtilaf yaşanmadığını, davacı tarafın yıllarca bu duruma ses çıkarmamasının da bunun göstergesi olup muris … Dayan’ın da tamamen iyiniyetle kendi taşınmazı içinde kaldığını düşünerek söz konusu ev, depo ve eklentileri yaptığını, ayrıca yapılar için yapı izin belgesi aldığını, mahkemece temliken tescil taleplerinin kabul edilmemesinin ve aşırı zarar doğuracağı halde yıkım kararı verilmesinin, ayrıca herhangi bir bildirimde veya ihtarda bulunulmadan ve ispat olmadığı halde ecrimisile hükmedilmesinin haksız olduğunu, … yapı malikinin uygun bir bedel ödeyeceğini bildirerek savunma yoluyla … kısımın mülkiyetini veya irtifak hakkı kurulmasını isteyebileceği için ayrı bir tapu iptal ve tescil davası açılmasının gerekli olmadığını, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde olmadığını, mahkemece dava konusu taşınmazın tamamının değeri üzerinden harç alınmamasının ve hükmedilen vekalet ücretlerinin de hatalı olduğunu ileri sürerek; istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. Dahili davalılar … ve diğerleri ile dahili davalı …; yukarıda, davalı … vekilinin ileri sürdüğü aynı istinaf sebepleriyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Davacıya ait taşınmazın kadastro tespitinin 16.08.1988 tarihinde yapıldığı, 04.01.1990 tarihinde kesinleştiği, kadastro tutanağında taşınmazın … bahçesi niteliğinde olduğunun belirtildiği, üzerinde herhangi bir muhdesat olduğu yönünde beyan veya şerhin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalılara ait taşınmaz ise davalıların murisine 20.08.1990 tarihinde satış yoluyla devredilmiş, davalılara veraseten intikal etmiştir.
Davacıya ait taşınmaz üzerindeki … yapı ise tanık ve bilirkişi beyanlarına göre kadastro tespitinden sonra yapıldığı, yani taşınmazın çapa bağlanmasından sonra inşa edildiği de ortaya çıkmıştır.
Bu durumda, davalı tarafın taşınmazın iyiniyetli yapıldığı yönündeki savunmasına itibar etmek mümkün değildir. Dolayısıyla her ne kadar bina değeri zemin bedelinden fazla ise de iyiniyet koşulunun oluşmaması nedeniyle davalının temliken tescil talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi kararı yerindedir… Diğer yandan bina bedeli davacı tarafından davalıya ödenerek binanın davacıya verilmesi de, muhdesatın bir kısmının davacıya ait parselde, bir kısmının davalıya ait parselde bulunması nedeniyle mümkün değildir…” gerekçesiyle davalılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 … maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve dahili davalılar … ve diğerleri ile dahili davalı … temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı … vekili; istinaf dilekçesindeki aynı başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir.

2. Dahili davalılar … ve diğerleri ile dahili davalı …; yukarıda, davalı … vekilinin ileri sürdüğü aynı temyiz sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil ve davalı tarafça cevap dilekçesiyle ileri sürülen temliken tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir”

2. Bilindiği üzere, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen … bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden … normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nın 25.02.2004 … ve 2004/1-120-96 sayılı Kararı).

3. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. TMK’nın 684 ve 718 … maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, Yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723, ve 724 üncü maddelerinde … olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.

4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi” kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; “Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.”

Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu … ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.

TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;

a. Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.

TMK’nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.

Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)

İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.

b. İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)

c. Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.

d. Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle Bölge Adliye Mahkemesinin kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.