YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4677
KARAR NO : 2023/5280
KARAR TARİHİ : 02.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/719 E., 2022/691 K.
KARAR : Başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/57 E., 2020/21 K.
Taraflar arasındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ve eşinin evlilik birliği içerisinde yıllarca Almanya’da çalışmaları neticesinde Esenler ilçesinde iki adet taşınmaz satın alındığını ve yine Almanya’da edindikleri birikimler ile bu taşınmazların üzerlerine bina inşa ettiklerini, betonarme yapıların bizzat davacı müvekkil tarafından masrafı karşılanarak yapıldığını, taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasının derdest olduğunu, davalıların davaya konu taşınmazlar üzerine inşaa edilen bu yapılar/binalar ve ağaçlar ile ilgili herhangi bir bağı ve katkısı söz konusu dahi olmadığını açıklamıştır. Davacı vekili; 93 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilen binanın, zemin katında bulunan 6A No.lu dükkanın, 2. katındaki 4, 5 ve 6 No.lu dairelerin, 3. katında bulunan 7, 8 ve 9 numaraları dairelerin ve çekme katında bulunan 16 ve 17 numaralı dairelerin, 5009 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilen binanın; zemin katında bulunan 8B numaralı dükkanın, 1 ve 2 numaralı dairelerin mülkiyetlerinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 23.03.2018 tarihli maddi hata düzeltilmesine ilişkin dilekçe ile 5009 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilen binanın; zemin katında bulunan 6A No.lu dükkanın, 2. katındaki 4, 5 ve 6 No.lu dairelerin, 3. katında bulunan 7, 8 ve 9 numaraları dairelerin ve çekme katında bulunan 16 ve 17 numaralı dairelerin, 93 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilen binanın; zemin katında bulunan 8B numaralı dükkanın, 1 ve 2 numaralı dairelerin, mülkiyetlerinin davacı müvekkil …’a ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, bu davadaki taleplerin daha önceden Bakırköy 9. Aile Mahkemesinin 2017/15 Esas sayılı dosyası ile de talep edildiğini, davacı ve davalılar iştirak halinde malik sıfatıyla mülkiyet hakkına sahip bulunduğunu, müteveffaya ait mallar 1973 ve 1980 yılında alınmış ve müteveffa adına kayıtlı olduğundan bu tarihte yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi uygulanacağından edinilmiş mal paylaşımı söz konusu olamayacağını, burada ancak olsa olsa en fazla müteveffa … Damat ile davacı … arasında katkı payı alacağı söz konusu olabileceğini, davacının murise ait gayrimenkullerin edinilmesinde bir katkısı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 93 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 1/2 sinin davacıya ait olduğu, davacı tarafın dava konusu taşınmazların edinilmesinde ve yapımında muris … Damat’ın hasta ve yaşlı olmasından dolayı herhangi bir katkısının olmadığı, davacının daha çok para kazanmak suretiyle bu taşınmazların kendisine ait olduğu yönündeki iddiaların mahkemece yerinde görülmediği, davacı ve eşi …’in karı-… Almanya’da kader birliği yaparak çalıştıkları ve bu taşınmazların evlilik birliği içerisinde edinildiği, dolayısıyla bu taşınmazların … başına davacı tarafa ait olamayacağı, kocası …’in taşınmazların alımında ve yaptırılmasında emeğinin ve katkısının yok sayılamayacağı gerekçesiyle subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazların mülkiyetinin tamamının müvekkile verilmesi yönünde bir talepleri olmadığını, taleplerinin yanlış anlaşıldığını, gerekçelerin gerçeklikten uzak olduğunu, ne dava dilekçesinde ne de dava süresince hiçbir aşamada müteveffa …’in taşınmazlara hiçbir katkısının olmadığı gibi bir iddiaları bulunmadığını, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, davacı müvekkilinin müteveffadan daha fazla gelir elde ettiğini ileri sürmüştür.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu gayrimenkulün harca esas değeri bilirkişi raporuyla 4.171.011,00 TL olarak tespit edildiğini ve davacının 1/4 oranındaki miras hissesine düşen 1.042.752,00 TL üzerinden harç yatırıldığını, davacı açısından dava değeri 1.042.752,00 TL olduğundan bu rakam üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, bu dava değerine göre değil de maktu bir vakalet ücretine hükmedilmesinin hukuken doğru olmadığını açıklamıştır.
C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf sebepleri yönünden; toplanan deliller, dosya kapsamı ve dinlenen tanık anlatımlarına göre, dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan yapıların muris hayatta iken yapıldığına, yapıların davacı tarafından … başına, kendi … ve hesabına meydana getirildiği hususu ispat edilemediğine, yine davacı tarafça Bakırköy 9. Aile Mahkemesinde 2017/15 Esas sayılı katkı payı alacağı, katılma alacağı ve değer artış payı alacağı davası açıldığına göre yazılı şekilde davacının davasının reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır.
2.Davalı vekilinin istinafı talebi yönünden ise; muhdesatın tespiti davalarında davanın konusu davalıların payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olduğundan vekil ile temsil edilen davalılar yararına bu miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği açıklanmıştır. Buna göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi sebebiyle; davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, bir kısım davalılar vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin atalı olduğunu açıklayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 684 üncü, 718 … maddeleri.
2. 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve … şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.