Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5216 E. 2024/393 K. 22.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5216
KARAR NO : 2024/393
KARAR TARİHİ : 22.01.2024

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1194 E., 2022/1524 K.
KARAR : İstinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar(Rize) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/215 E., 2021/248 K.

Taraflar arasındaki asıl davada müdahalenin meni, kâl ve ecrimisil, karşı davada temliken tescil isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı-karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; Rize ili, Ardeşen ilçesi, … Mahallesi, 174 ada 12 parsel sayılı taşınmazın davalıya ait olup, üzerinde bulunan binanın bir kısmının Hazineye ait 174 ada 13 parsel sayılı kıyıda kalan taşınmaza tecavüzlü olduğunu, davalı tarafça yapılan tecavüzlü bina nedeniyle oluşan müdahalenin men’i ile binanın tecavüzlü kısmının kâl’ini, ayrıca bu zamana kadar davalının davacıya ait parselde haksız kullanımı olduğundan bahisle 06.03.2011 tarihinden itibaren ecrimisil ödemesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı vekili; dava konusu 173 ada 12 parsel sayılı taşınmazın davalıya ait olduğunu, bu parsel üzerinde bulunan binanın 17.06.1983 tarihinde Ardeşen Belediye Başkanlığına yapılan 473 numaralı müracaat ile 2981 sayılı Yasa kapsamında harçları ödenerek ruhsatlandırıldığını, davaya konu yerdeki mevcut kıyı kenar çizgisinin hatalı olduğunun, kıyı çizgisinin yapılan dolgu ile onlarca metre deniz içerisine kaydığını, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan ve davalıya ait olan taşınmazın bilirkişilerce belirlenecek olan değerinin taraflarına ödenmesini ve davanın reddini savunmuştur.

2. Karşı dava dilekçesi ile davalı-karşı davacı vekili; temliken tescil talebinde bulunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; temliken tescil talebi yönünden hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine, el atmanın önelenmesi ve kâl talebi yönünden davanın kabulüne, ecrimisil talebi yönünden ise; davalının ecrimisile konu yapıyı kadastro tespitinden önce iyi niyetli olarak yaptığı bu nedenle ecrimisilden sorumlu olmayacağı, ancak Mahkemece verilen ilk kararda (Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı öncesinde) davalı aleyhine hükmedilen 364,00 TL ecrimisil bedeline yönelik istinaf başvurusu olmadığından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle 364,00 TL ecrimisilin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece taşınmaz üzerindeki muhdesatların kâl’ine karar verilmiş ise de; tecavüzlü yapının tamamının mı yoksa tecavüzlü kısmının mı yıkımına karar verildiği hususunda bir netlik olmadığını, somut olayda davalının … yapının yapılmasını haklı gösterir durum veya koşulun mevcut olmadığını, dava konusu alanın kıyı kenar çizgisinde bulunduğu ve Hazine adına tescilli bulunduğu gözetilerek davalının iyi niyetli olmadığının kabulü gerektiğini, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut hâliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlendiğini, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edildiğini, bu kapsamda dava konusu taşınmazın arsa vasıflı olduğu göz önüne alındığında bu derece düşük ecrimisil miktarına hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında daha fazla yargılama giderinin tarafınca ödendiği anlaşılmakla davalı aleyhine eksik yargılama giderinin yükletilmesi, eksik harç yükletilmesi ve Hazine lehine eksik vekâlet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek yerel Mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeterli inceleme yapmaksızın, eksik araştırma ile karar verildiğini belirterek yerel Mahkeme kararının kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece Hazine tarafından açılan dava, Hazine adına tapulu taşınmazda çapa dayalı el atmanın önlenmesi ve kâl istemli olup davalı tarafça açılan kıyı kenar çizgisinin iptaline yönelik Rize İdare Mahkemesinin 2022/161 Esas sayılı dava dosyasını beklemeye gerek bulunmadığı gibi, davalının taşınmazı için aldığı yapı kayıt belgesinin de el atılan taşınmazın mülkiyet sahibi olan Hazineye karşı üstün bir hak teşkil etmeyeceği, ancak Mahkemece el atmanın önlenmesine karar verildikten sonra, taşınmaz üzerindeki muhdesatların kâl’ine şeklinde infazı mümkün olmayan ve talep dışı karar verildiğinin anlaşıldığı, Mahkemece davacı talebinde olmamasına rağmen ve kararın icrası sırasında gözetilmesi gereken 4.314,45 TL’lik kâl bedeline hükmedilmiş olduğu, Mahkemece davacı Hazinenin daha fazla yargılama gideri yapmış olduğu, Mahkemece eksik yargılama giderine hükmedilmediği, bununla birlikte, davacı Hazine vekiline, dava değeri olan 148.689,25 TL üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedildiği oysa Mahkemenin ilk kararında, yine aynı hükümlerin kurulduğu ve Hazine lehine maktu vekâlet ücreti verildiği, bu kararın ise Hazine vekilince istinaf edilmeyerek, davalı lehine kazanılmış hak oluşturduğu belirtilerek; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile, Rize ili, Ardeşen ilçesi, … Mahallesinde, 174 ada 13 No.lu parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri … ve … tarafından hazırlanan 28.06.2016 havale tarihli krokili raporda (A) harfi ile işaretli yeşile boyalı olarak gösterilen 70,47 m²’lik kısmına davalının yaptığı tecavüzün men’ine ve … olan yapının 70,47m²’lik kısmının kâl’ine, taşınmazın eski hâline getirilmesine, 364,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının savunma yoluyla ileri sürmüş olduğu temliken tescil talebinin Kadastro Kanunu’nun 12/3 üncü maddesi uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle temyiz isteminde bulunarak kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada; müdahalenin meni, kâl ve ecrimisil, karşı davada temliken tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 683, 722, 724 ve 995 inci maddeleri.
2. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda usulî kazanılmış hak ya da usulî müktesep hak olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1998 tarih ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilâmında; “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmaktadır.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.