YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7136
KARAR NO : 2023/4145
KARAR TARİHİ : 26.09.2023
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 20.05.2019
SAYISI : 2021/55 E., 2022/318 K.
DAVA TARİHİ : 04.03.2013
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil veya tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından duruşmalı istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.09.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı … ve vekili Av. … ile karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında dava konusu 21098 ada 3 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 27 numaralı bağımsız bölümün 100.000,00 TL’ye satışına ilişkin harici sözleşme düzenlendiğini, müvekkilinin davalı şirkete sözleşme uyarınca 89.000,00 TL’yi nakten ödediğini, dairedeki eksik imalatları müvekkilinin yaptırdığını ve bu nedenle müvekkilinin davalıya borcunun kalmadığını, davalı şirket tarafından davalı Sebahattin’e yapılan devrin ise muvazaalı olduğunu belirterek; dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline, mümkün olmaması halinde müvekkilinin ödemiş olduğu bedel ve daire için yaptığı giderlerin toplamı olan 120.000,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığı için geçerli olmadığını, davalının tapu siciline güvenerek taşınmazı aldığını, alacak talebinin davalıya yöneltilemeyeceğini, davalıların arasındaki satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı için geçerli olmadığını, davacının 89.000,00 TL ödeme yaptığını, geriye kalan satış bedelinin eksik işlerin davacı tarafından yapılması durumunda ödenmiş sayılacağına dair tarafların arasında bir anlaşma bulunmadığını, 5.000,00 TL gecikme bedeliyle beraber davacının 16.000,00 TL daha ödeme yapması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 2013/227 Esas, 2015/246 Karar sayılı kararı ile davalı … aleyhine açılan davanın usulden reddine, davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne, 02/11/2010 tarihli daire satış sözleşmesinin geçersizliğine, davacı tarafından ödenen 98.500,00 TL’nin 89.000,00 TL’si için dava tarihinden, bakiye 9.500,00 TL’si için ıslah tarihi olan 21/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 21.05.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/2768 Esas, 2019/8165 Karar sayılı kararıyla 02.11.2010 tarihli adi yazılı satış sözleşmesinin geçerli olduğu ve dava konusu bağımsız bölümün devrinin muvazaalı olup olmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli bozma ilamına karşı davalı … vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 14.12.2020 tarihli ve 2020/1102 Esas, 2020/8355 Karar sayılı ilamıyla davalı … vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı …’ın dava konusu taşınmazı ediniminde iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dava konusu 21098 ada 6 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 6. kat 27 numaralı bağımsız bölümün davacı adına tesciline karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; arsa sahipleri tarafından açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, eksik incelemeyle karar verildiğini, müvekkiline yapılan satışın gerçek bir satış olduğunu, tarafların edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı kararının somut olaya uygulanamayacağını, davacının ıslah beyanı karşısında tapu iptali ve tescile karar verilemeyeceğini beyan ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, TMK’nın 1023 ve 1024 maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 17.100,00 TL’nin davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı …’a yükletilmesine,
Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.