Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1681 E. 2023/3840 K. 18.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1681
KARAR NO : 2023/3840
KARAR TARİHİ : 18.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/55 E., 2021/299 K.
KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında görülen vasiyetnamenin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı … vekili ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar tarafından müteveffa …’nın 21.11.2005 tarihinde iş bu davaya konu elyazılı vasiyetnamenin düzenlendiği iddia edilmiş ve Sulh Hukuk Mahkemesince vasiyetname açılıp okunmuş ise de; müteveffanın tek mirasçısının davalı Hazine olduğunun belirlendiği, davaya konu vasiyetnamenin müteveffa tarafından düzenlenip düzenlenmediğinin kesin olmadığı, düzenlendiği düşünülse bile 69 yaşında iken vasiyetnameyi düzenlerken hangi ruh halinde olduğu, baskı altında düzenleyip düzenlemediğinin net olmadığı, bir ay sonrasında da vefat ettiği belirtilmek suretiyle vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 21.09.2017 tarihli ve 2013/391 Esas, 2017/304 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 21.09.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.10.2018 tarihli ve 2018/2690 Esas, 2018/10194 Karar sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu raporu ile grafoloji uzmanları tarafından verilen rapor arasında çelişki oluştuğu, Mahkemece, çelişki giderilmeden grafoloji uzmanlarının verdiği (ikinci rapora) dayalı olarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmediği, mahkemece Adli Tıp Kurumu’ndan tamamı grafoloji uzmanlarından oluşturulacak bir heyetten, davacının rapora yapmış olduğu itirazlar da değerlendirilmek suretiyle yeniden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı uyarınca vasiyetnamedeki el yazısına göre tüm mukayeseye yarar belgeler üzerinde inceleme yapılarak çelişkileri giderir mahiyette bulunan ve grafoloji uzmanlarından alınan raporun mahkemece hükme esas alındığı, rapora göre önceki Adli Tıp Kurumu raporu gibi el yazılı vasiyetnamenin murisin elinin ürünü olmadığı tespitine yer verildiği, Türk Medeni Kanunu’nun 531 inci maddesinde yer alan şekil şartına uymayan vasiyetnamenin TMK 557 nci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca dava konusu vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TSK Mehmetçik Vakfı vekili ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar temyiz dilekçelerinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun bozma ilamına uygun olarak düzenlenmediğini, diğer raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette bulunmadığını, eksik değerlendirmede bulunulduğunu, davacının mirasçı olarak gösterildiği mirasbırakanın mirasçılık belgesine yönelik açılan mirasçılık belgesinin iptali davasının sonucunun beklenmediğini, mirasçılık belgesinin iptali halinde davacının aktif dava ehliyetinin kalmayacağını, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını ileri sürmüşlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 557 nci maddesinde;
“Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir:
1. Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,

2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa,

3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise,

4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.”

3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 65 inci maddesi şöyledir;
“(1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.

(2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır”

3. Değerlendirme
1. Dosyanın incelenmesinde davacı … Hazinesinin mirasçı olarak gösterildiği İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi (Kapatılan Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi) 26.06.2006 tarih ve 2006/508 Esas, 2006/1260 Karar sayılı mirasçılık belgesinin İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 01.07.2022 tarihli ve 2020/919 Esas, 2022/452 Karar sayılı dosyada iptaline karar verildiği, karara karşı istinaf talep edilmesi üzerine dosyanın istinaf incelemesi beklediği ve henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.

2. Diğer yandan, asli müdahiller vekili 07.02.2020 tarihinde harç yatırmak suretiyle davaya müdahil olmak istemiştir. Mahkemece 02.07.2020 tarihli celsede müdahale talebine yönelik dilekçesinin taraflara tebliğinden sonra değerlendirilmesine yönelik ara karar kurulmuş ise de sonraki celselerde asli müdahilliğe yönelik olumlu olumsuz bir karar verilmiş değildir. Her ne kadar mahkemece mirasçılık belgesinin iptali davasının sonucunun asli müdahillik talebinin kabul edilmesi ile eldeki davanın sonucunu etkilemeyeceği değerlendirilse de asli müdahil talebine yönelik bir karar verilmiş değildir.

3. Öte yandan, asli müdahilin davası esas dava ile birlikte görülmekle birlikte, her iki talep birbirinden ayrı iki ayrı dava olduğundan her iki dava hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekir (Hakan Pekcanıtez vd., Usul Medeni Usul Hukuku, CI, İstanbul, 15. Bası, 2017, s.772). Asli müdahillik talebinin kabulüne karar verilmiş olması halinde ise bahsi geçen İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 01.07.2022 tarih ve 2020/919 Esas, 2022/452 Karar sayılı kararı kesinleşmeden davacı ya da asli müdahillerin aktif dava ehliyeti de belirlenmemiş olacaktır. Nitekim kararın kesinleşmesinden itibaren davacının veya asli müdahilliğin aktif dava ehliyeti son bulacağından tarafların talepleri hakkında ayrı ayrı olmak üzere bir karar verilmesi gerekecektir. Dolayısıyla, mahkemece mirasçılık belgesinin iptali davasının kesinleşmesinin beklenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.