YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2647
KARAR NO : 2023/4204
KARAR TARİHİ : 27.09.2023
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/975 E., 2023/915 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/106 E., 2022/420 K.
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkillerine ait 67 ada 10 parsel sayılı taşınmazda yer alan binalarının avlusuna komşu 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan binadan kamuya ait yol ve davalı taşınmaza ait yer olmadığı halde binanın ruhsat projesine aykırı bir şekilde pencere açılmak suretiyle müvekkillerine ait binanın mülkiyet haklarına ve mahremiyetlerine aykırı olacak şekilde muaraza yaratıldığını ileri sürerek davalıya ait 9 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın, davacılara ait 10 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bina avlusuna bakan duvarına davalı tarafından açılan pencerenin duvar örülmek suretiyle kapatılarak davalı tarafından oluşturulan muarazanın giderilmesine, müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda: “davalı pencere ile davacılara ait balkon ve mutfak penceresinin bu görüş açısının doğrusal değil çapraz görüş açısı olması, bu mesafenin 5.50 metre olması ve çapraz görüş açısıyla bu mesafenin, binaların bulunduğu karadeniz sahil bölgesinin topoğrafyasına, binaların bulunduğu ilçe çarşı merkezinin yollarının dar olmasına, çarşıdaki binaların çoğunun bu şekilde dar aralıklı birbirine yakın binalar olmalarına göre komşuluk hukukuna aykırılık teşkil etmeyeceği, yine pencerenin davacıların avlusu ile aynı katta/yükseklikte olmadığı ve doğrudan davacıların avlusunu görmediği, davacıların avlusuna değil doğrudan cami avlusuna, çarşıya ve denize baktığı, yine davalı pencerenin davacıların binasının görece daha mahrem odalarına değil mutfağına ve mutfak balkonuna cepheli olması, davacı ve davalı tanık beyanlarına göre davacıların binada sürekli oturma niyetiyle sürekli olarak kalmadığının ve daha önce bu konuyla ilgili taraflar arasında husumet olmadığının anlaşılması, davalı binanın davaya konu penceresinin bulunduğu duvar sınırının kadastral olarak davacının 67 ada 10 No.lu parsel sınırı ile bitişik olması nedeniyle bu duvara açılacak herhangi bir pencerenin mecburen davacıların bina ve avlusuna yakın olacağı, yani bölgedeki kadastral çalışmalar nedeniyle oluşan yakınlığın davalıya kusur olarak yüklenemeyeceği, davalının bağımsız bölümüne pencere açmasının komşuluk hukuku açısından davacılara zarar verici nitelikte olmadığı, pencere açmanın davacıların aile mahremiyetinin ihlali niteliğinde olmadığı, davacıların mülkiyet hakkına aykırı bir durum olmadığı, komşuluk hukukuna aykırılık bulunmadığı, TMK’nın 737 nci maddesinde düzenlenen hoşgörü sınırlarını aşacak nitelikte bir davranış olmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hatalı olduğunu, bilirkişi olarak şehircilik ve planlama uzmanı bir bilirkişinin keşif heyetinde yer almasının gerektiğini, bilirkişi raporunun gerekçesiz ve denetime açık olmadığını, davalarının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası verilen kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki ve yargılama sürecindeki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet, geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde “Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıktan kaçınmakla yükümlü kılan aynı Kanun’un 737 nci maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.